Reklam
Reklam
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
06 Haziran, 2026 14:41 tarihinde yayınlandı
0 0

Samsun Limanı’nın tarihi önemi müzede sergileniyor

Bir döneme damgasını vuran ve 9 farklı ülkenin konsolosluk açmasına neden olan Samsun Limanı’nın tarihi önemi, Samsun Müzesi’nde gözler önüne seriliyor.

Buharlı gemilerin gelmesiyle birlikte tarihi bir önem kazanan Samsun Limanı, böylece küçük bir liman olmaktan çıkıp 19. yüzyılda Osmanlı ticaretinin yıldızı oldu. Dönemin birçok ülkesi, tütün, tahıl, kereste ve sülük ticaretinin yanı sıra iç bölgelerden gelen ham maddelerin ihracatını kendi ülkelerine yönlendirmek için Trabzon Limanı yerine Samsun Limanı’nı tercih etti. Bu durum Samsun Müzesi’nde belgeleriyle birlikte sergileniyor.

Samsun Müzesi’nde, Samsun Limanı’nın önemi bölümünde çeşitli görsel ve belgelerin yanı sıra şu ifadelere de yer veriliyor: “19. yüzyılda Güney Karadeniz limanlarının gelişimi, Karadeniz’in uluslararası ticarete açılması ve Osmanlı Devleti’nin ticari anlaşmaları sayesinde dünya pazarlarına entegrasyonlarının bir sonucuydu. 1830’lu yılların sonlarına doğru buharlı gemilerin bu limanları ziyareti, ithalat ve ihracat oranlarını artırarak bu liman şehirlerini önemli bir büyüme sürecine itti. Bu kapsamda, 19. yüzyılın başlarında Karadeniz’in en önemli limanı olan Trabzon’un yanı sıra küçük bir liman şehri olan Samsun, 1840’lı yıllardan itibaren öne çıktı. Trabzon, İran transit ticareti ile öne çıkarken Samsun, Canik Sancağı’nın yüksek üretim potansiyeline sahip ürünleri için bir ihraç kapısı haline geldi. Buharlı gemilerin gelmesi, bölge ticaretini canlandırdı ve özellikle ulaşım ve nakliye için önemli bir itici güç oldu. Samsun, aynı zamanda tarım ürünleri ihracatı için cazip hale getiren düzenlemelerin de etkisiyle önemini artırdı ve Kırım Savaşı sırasında müttefik ordular için bir tedarik merkezi haline geldi. Şehirdeki yabancı konsolosluklar da Samsun’un uluslararası ticaretteki rolünü yansıttı. İngiltere’nin ilk konsolosluğunu açmasının ardından diğer Avrupalı ülkeler de Samsun’da konsolosluklar kurdu.”

Öte yandan, tarihi kaynaklar ve belgelerde de yer aldığı gibi o dönemde ticaretin merkezi konumuna gelen Samsun’da İngiltere’den sonra Fransa, Rusya, İran, Avusturya, İtalya, Yunanistan, İsveç ve Norveç de konsolosluk açtı. Ayrıca yüzyıllar önce konsolosluk olarak kullanılan binaların bazıları hâlâ bugün farklı kurumlar tarafından kullanılıyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca
06 Haziran, 2026 15:45 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BUGÜN KARABÜK ÜNİVERSİTESİ İÇİN NE YAPTIN?

Şafak Zeki Akca yazdı
Karabük Üniversitesinde cuma günü anlamlı bir etkinlik düzenlendi.
Biz de ekibimizle birlikte bu programa katılım sağladık.
Etkinliğin amacı, Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yıl dönümünü kutlamaktı. Programın açılış konuşmasını Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih KIRIŞIK yaptı ve üniversitenin bugün geldiği noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ancak konuşmacılar arasında beni en çok etkileyen isim Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç oldu.
Müsaadenizle önce onun konuşmasından söz etmek istiyorum.
Sayın Keskinkılıç, konuşmasında Karabük Üniversitesinin kurucu rektörü merhum Prof. Dr. Burhanettin Uysal’ı da andı. Uysal’ın üniversitenin kuruluş yıllarında ortaya koyduğu mücadeleyi ve Karabük Üniversitesinin bugünlere geliş sürecindeki emeklerini anlattı.
Bu anlatım sırasında aralarında geçen bir diyaloğu paylaştı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın Ali Hoca?”
Rahmetli Burhanettin Hocamızın bu sözünü biz de çok iyi hatırlıyoruz. O dönemlerde yapılan sohbetlerde, üniversiteye dair her konu açıldığında bu cümleyi sık sık dile getirirdi.
Aslında bu soru yalnızca Ali Hoca’ya değil, Karabük’te yaşayan herkese yöneltilmiş bir soruydu. Çünkü Karabük Üniversitesi sadece öğrencilerin eğitim aldığı bir kurum değil; şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine yön veren en önemli değerlerden biridir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda üniversitenin binlerce öğrencisi, yüzlerce akademisyeni, uluslararası başarıları ve şehre kattığı canlılıkla Karabük’ün en önemli markalarından biri haline geldiğini görüyoruz.
Belki de bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru hâlâ aynı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Çünkü bir şehrin geleceği, o şehrin üniversitesine verdiği değer kadar güçlü olur.
Sayın Ali Keskinkılıç’ın bu sözleri salonda yankılanırken gözlerim istemsizce bir gazeteci meslektaşıma çevrildi. Bu tamamen bir refleksti. Çünkü son birkaç yılda Karabük Üniversitesi üzerinden yürütülen tartışmalar aklıma geldi.
Hepimiz hatırlıyoruz. Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih Kırışık, öyle eleştirildi, öyle yıpratılmaya çalışıldı ki mesele zaman zaman Türkiye gündemine kadar taşındı. Üniversiteyi hedef alan açıklamalar, Fatih Kırışık ve yönetime yönelik sert eleştiriler, hatta hakaret boyutuna ulaşan ifadeler havada uçuştu.
Bugün ise dönüp bakıyorum.
Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yılı kutlanıyor. Üniversitenin geçmişi, bugünleri ve geleceği konuşuluyor. Şehrin en önemli değerlerinden biri olarak gösteriliyor.
Peki o günlerde söylenen onca söz ne oldu?
O ağır eleştiriler, o kesin hükümler, o sert ithamlar şimdi nerede?
Göreniniz, bileniniz var mı?
Elbette eleştiri olacaktır. Her kurum eleştirilebilir, her yönetim sorgulanabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak eleştiri ile yıpratma çabası arasındaki çizginin de iyi korunması gerekir.
İşin ilginç tarafı, sözünü ettiğim bu muhterem şahısla sosyal medya üzerinden arkadaşlığımız o gazeteci dostumuz tarafından kaldırılmış. Açık konuşmak gerekirse, Karabük Üniversitesine ve Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık’a verdiğimiz destekten ve bize kırgın olduğundan dolayı düşünüyorum.
Varsın olsun…
İnsanlar farklı düşünebilir, farklı değerlendirmelerde bulunabilir.
Ama biz öyle değiliz.
Biz dostlarımızı, sırf bizim gibi düşünmüyor diye hayatımızdan çıkarmayız. Bir gün aynı masada oturduğumuz, aynı şehrin meselelerini konuştuğumuz insanları silip atmayız.
O yüzden kendisi hâlâ arkadaş listemizde duruyor.
Çünkü bizim için önemli olan kişiler değil, ilkelerimizdir.
Dün olduğu gibi bugün de Karabük’ün menfaatine olduğuna inandığımız her işin yanında olmaya devam edeceğiz.
Rahmetli Burhanettin Uysal’ın yıllar önce sorduğu o soru bugün de güncelliğini koruyor:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Aslında bu soru yalnızca üniversite için değil, Karabük için ne yaptığımızın da bir muhasebesidir.
Çünkü güçlü bir üniversite, güçlü bir şehir demektir. Güçlü bir şehir ise geleceğe daha güvenle bakan bir toplum demektir.
Kalın Sağlıcakla