Reklam
Reklam
Anadolu Ajansı Avatarı
Anadolu Ajansı tarafından
21 Ekim, 2023 04:48 tarihinde yayınlandı
0

DOSYA HABER – Ege Denizi’ndeki ekonomik balık türlerinin stokları tehdit altında

İSTANBUL (AA) – GÜLSELİ KENARLI – İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Balıkçılık ve Su Ürünleri İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Taner Yıldız, Ege Denizi'ndeki ekonomik balık stokları üzerinde başta aşırı avcılık olmak üzere birçok baskı unsurunun olduğunu, bunun önüne geçebilmek için ekosistem yaklaşımlı balıkçılığın uygulanması gerektiğini söyledi.

AA'nın Ege Denizi'ni tehdit eden risk faktörlerini incelediği, 3 haberden oluşan haber dosyasının üçüncü ve son bölümünde, balıkçılık ve aşırı avlanmanın denizdeki ekonomik balık türleri üzerine etkisi ele alındı.

Ege'de avcılığı yapılan ekonomik türler arasında berlam, barbun, çipura, dil balığı, fener, hamsi, kraça istavrit, izmarit, karagöz, kefal, kılıç, kolyoz, kupez, levrek, lahoz, lüfer, mercan, orfoz, palamut, sardalya, sinarit, tekir, tirsi, uskumru ve yazılı orkinos türleri öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2013'ten 2021 yılına kadarki av miktarlarının ortalaması ile 2022 yılı av miktarı kıyaslandığında, türlerin çoğunda azalma olduğu görülüyor.

AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Yıldız, Türkiye'nin bütün kıyılarında olduğu gibi Ege Denizi'nde de küçük ölçekli ve endüstriyel ölçekli olmak üzere 2 türde balıkçılık yapıldığını anlattı.

Küçük ölçekli teknelerin sayısı daha fazla olsa da avlanma kapasitelerinin ve avlayabildikleri türlerin sayısının daha az olduğuna dikkati çeken Yıldız, trol ve gırgırlarla yapılan endüstriyel balıkçılıkta ise daha büyük tekneler kullanıldığı için fazla miktarda avlanma yapıldığını belirtti.

Yıldız, trollerin daha çok derinlerde yaşayan ve demersal olarak adlandırılan barbun, berlam, göçmen mezgit ve derin su pembe karidesi gibi daha kıymetli türleri, gırgırların ise deniz yüzeyine yakın yaşayan sardalya ve papalina gibi küçük pelajik türleri avladığını bildirdi.

Ege Denizi'ndeki balık stokunu hassas olarak nitelendiren Yıldız, “Uzun yıllar, kontrol olmadan balıkçılık yapmışız ve yıpratmışız. Şu anda üzerine iklim değişikliği ve kirlilik baskısı da ekleniyor ama balıkçılık baskısını azaltmadan devam ediyoruz. Mutlaka balıkçılık sezonu ve takvimi yeniden düzenlenmeli, alıcı, satıcı ve balıkların biyolojik istekleri dikkate alınmalı.” dedi.

Derin sularda yapılan avcılıkta balık miktarıyla ilgili bir kısıtlama olmamasının stoklara zarar verdiğini ifade eden Yıldız, avlanma boyu 20 santimetre olduğu halde balıkhanelerde 5-6 santimetre boyunda berlam balıkları gördüğünü, dipte yaşayanları avlamada kullanılan bir yöntem olan dip trolü baskısının bu balık türü üzerinde yoğun olduğunu kaydetti.

Gırgır ağlarının avlanma sırasında deniz tabanına değerek buradaki habitata zarar verdiğini vurgulayan Yıldız, şöyle devam etti:

“Bizde gırgır avcılığının yasal derinlik limiti 24 metre. Avrupa Birliği'nde bu rakam derinlik olarak 50 metre ve kıyının 300 metre yakınına gelemiyorsunuz. Ayrıca gırgır ağının uzunluğunun yüzde 70'inden daha sığ alanlara giremiyorlar. Özellikle Akdeniz'de ilk 50 metrede yoğun olarak deniz çayırları var. Bunlar oksijen üreten su bitkileri, karbon yutuyorlar, yavru balıklara saklanma alanı oluyor. Bizim 50 metre kuralını bir an önce getirmeyi istememizin nedenlerinden biri, deniz çayırlarının büyük bir kısmının Ege ve Akdeniz'de olması.”

İklim değişikliği nedeniyle deniz suyundaki ısınmaya ekonomik türlerin verdiği ilk cevabın, dağılım alanlarını değiştirmek olduğunu aktaran Yıldız, “Sular şu anda kuzeye doğru ısınıyor ve birçok balık da bu sıcaklığı tolere edebiliyorsa kalıyor, edemiyorsa dağılım alanlarını kuzeye doğru değiştiriyor ve miktarlarında azalma yaşanıyor.” diye konuştu.

Deniz suyu sıcaklığıyla birlikte Ege Denizi'nde görülmeye başlanan istilacı türler ile kirliliğin, balık stokları üzerindeki diğer baskılar olduğuna değinen Yıldız, Marmara'daki kirliliğin, üst akıntıyla Çanakkale üzerinden Ege Denizi'ne akarak su ortamında taşınabildiğini, bunun dışında sanayi tesisleri, turizm işletmeleri ve teknelerin balast suları gibi birçok kirlilik unsuru bulunduğunu anlattı.

– Ekosistem yaklaşımlı balıkçılık

Yıldız, türlerin korunmasının ekosistem yaklaşımlı balıkçılıkla mümkün olduğunu dile getirerek şu tavsiyelerde bulundu:

“Denizin ilk 50 metresi en üretken alanı ve buradaki habitata bağımlı ve hareket edemeyecek türleri korumamız gerekiyor. Trol değdiği zemini adeta tarıyor. Ekosistem yaklaşımlı balıkçıkla habitatı, hassas türleri ve avlanması tamamen yasak türleri dikkate alabiliriz. Orijinal türlerimizle rekabet eden bir yabancı tür geliyorsa, kendi türlerimiz üzerindeki balıkçılık baskısını azaltmalıyız ki yabancı türler çoğalarak onların yerine geçmesin. Aslan balığı tüketilebildiği için avlanmasını özendirmeliyiz, balon balığının derisi küçükbaş hayvan derisi gibi olduğu için cüzdan, ayakkabı yapılabilir. Ekosistemden çekilmeleri için yabancı istilacı türleri kullanacak alanlar bulmalıyız.”

Her tekneye belirli bir avlanma kotası ve bölgesel balıkçılık mekanizması getirilmesinin öneminden bahseden Yıldız, “Bizim Samsun, Sinop'taki gırgır teknelerimiz Marmara'da, Ege'de balık çok diye buralara gelip avlanmamalı, onların bölgesi belli olmalı. Marmara'ya bağlı tekneler Marmara'da, Ege'ye bağlı tekneler Ege'de kalmalı ve oradaki kaynakları kullanmalı.” değerlendirmesinde bulundu.

– Avlanan balık miktarları

TÜİK verilerine göre Ege Denizi'nde en çok avcılığı yapılan bazı türlerin, Türkiye genelinde 2013-2021 ortalaması ile 2022 yılı avlanma miktarları şöyle:

TÜR 2013-2021 ORTALAMASI (ton) 2022 (ton)
Berlam 904,5 1083,8
Barbun 2055,4 1066,7
Çipura 943,5 559,2
Hamsi 176502,1 125980,4
İstavrit (Kraça) 13303,7 10981,9
Kefal 1892,03 1909,3
Kolyoz 1893,9 2492,9
Sardalya 19479,5 16729,1
Tekir 2850,03 1303,8
Tirsi 2015,1 3146,8
Bizi sosyal medyadan takip edin
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
03 Haziran, 2026 18:06 tarihinde yayınlandı
0 0

Başkan Genç: “Marjinal bir grup Trabzon turizmini, Trabzon’a gelen turistleri yargılamak istiyor”

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Uzungöl’ün Arap turistlere satıldığı iddialarına ilişkin, “Üzülüyoruz ama onlara gülüp geçeceğiz. Çok dikkate almayacağız. Onların marjinal bir grup olduğunu, arkalarında da ideolojik bir saplantı olduğunu biliyoruz” dedi.

Dünyaca ünlü turizm merkezi Uzungöl’de havaların ısınmasıyla birlikte turizm hareketliliği başladı. Trabzon Valisi Tahir Şahin ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç beraberindekilerle birlikte Uzungöl’de basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısından konuşan Başkan Genç, Uzungöl’ün dünyanın nadide doğal güzelliği olan bölgelerinden bir tanesi olduğunu dikkat çekerek, “Trabzon’unumuzun son yıllarda gelişen trendi turizm. Dolayısıyla bütün destinasyonlarımızda olduğu gibi Uzungöl’ümüzde gelecek misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak ve uğurlamak adına en güvenli turizm alanlarından bir tanesiyiz. Bunun için mutluyuz. Turist güvenli yeri ziyaret etmek ister. Yeni sezonumuz hayırlı olsun” diye konuştu.

Vali Şahin: “Turist sayısından geçmiş yıllara göre artış var”

Trabzon Valisi Tahir Şahin ise, turizm sayısında artış yaşandığını belirterek, “Geçen yılın ilk 5 ayına göre 2026 yılının ilk 5 ayında yerli ve yabancı toplam turistte yüzde 27 oranında geçmiş yıllara göre bir artış var. Şehrimizin her alanda gelişmesi için kurumlar koordineli bir şekilde çalışmaya devam edecek” şeklinde konuştu.

“Dikkate ve kale almıyoruz”

Son günlerde sosyal medya hesaplarındaki Uzungöl’ün Arap turistlere satıldığına iddialarına dair soru üzerine Başkan Genç, “Biz bunların çok gündeme gelmesini arzu etmiyoruz. Dikkate ve kale almıyoruz. Marjinal bir grup Trabzon turizmini, Trabzon’a gelen turistleri yargılamak istiyor. Üzüntü duyuyoruz. Git gide artan bir trendimiz var. Geçen yıl Trabzon’a 1 milyon 447 bin turist geldi. Ama Uzungöl’e 2,5-3 milyon yerli turistle gelen ziyaretçimiz var. Bunu araç sayısı ile beraber ölçümleyebiliyoruz. Buraya gelen turistin ister İngiliz olsun, ister Suudi Arabistan’dan gelen ister Kafkasya’dan gelsin. Burası dünyanın bütün ülkeleri tarafından cazip bir şehir. Geçen sene 188 ülke vatandaşının girdiği bir şehirden bahsediyoruz. Üzülüyoruz ama onlara gülüp geçeceğiz. Çok dikkate almayacağız. Onların marjinal bir grup olduğunu, arkalarında da ideolojik bir saplantı olduğunu biliyoruz. Bunun tespitlerini yaptık. Devletimiz bu konuda bize yardımcı oluyor. Onlarla beraber buraya gelen turistlerin dini ve milliyeti ile beraber Trabzon’u ve Trabzon insanını yargılamaya kalkıyorlar. Artık onlara cevap bile vermeyeceğiz. Buraya gelen herkes yapılan bu yorumların farkında. Onlar esasında sadece bir şehri karalamakla değil ülkeye ihanet eden bir gruptur. Gelen turistimiz nereden gelirse gelsin, kim olursa olsun başımız gözümüz üstüne. En iyi şekilde ağırlamak ve uğurlamakla uğraşıyoruz. Savaşa rağmen trendimiz artıyor. Mutluyuz” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin