Reklam
Reklam
Anadolu Ajansı Avatarı
Anadolu Ajansı tarafından
12 Haziran, 2024 08:52 tarihinde yayınlandı
0

İklim değişikliği ve kirliliğe karşı Ege Denizi’nde ortak koruma alanları önerisi

İSTANBUL (AA) – GÜLSELİ KENARLI – Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, Türkiye ve Yunanistan'ın Ege Denizi'nde 4 bölgede açık deniz koruma alanı oluşturabileceğini, bu bölgelerin biyoçeşitlilik açısından önem taşıdığını kaydetti.

Deniz koruma alanları, deniz türlerinin ve ekosistemlerinin korunması amacıyla karar alıcılar ve bilim insanları tarafından hayata geçirilirken bu alanlar deniz kıyısında ya da açık denizde olabiliyor ve gırgır, trol avcılığı, dalış gibi belirli aktivitelere ya da her türlü aktiviteye kapatılabiliyor.

Ege Denizi'ndeki ekosistem üzerine çeşitli çalışmalar gerçekleştiren TÜDAV, bu çalışmalara ilişkin yaptığı yazılı açıklamada iklim değişikliği, aşırı avcılık ve kirlilik baskısı altında olan denizin korunması için Türkiye ve Yunanistan işbirliğiyle 4 ayrı “açık deniz koruma alanı” oluşturulması önerisinde bulundu.

Bu önerinin detaylarını AA muhabiriyle paylaşan Öztürk, Ege Denizi'nin Türkiye için turizm, balıkçılık, askeri ve lojistik açıdan önemli olduğunu, sahip olduğu biyoçeşitliliğin de büyük önem arz ettiğini söyledi.

Öztürk, “Nesli azalan, korunması gereken türler var. Mavi üretimde levrek ve çipura, orkinos yetiştiriciliği var. Dolayısıyla Ege Denizi bizim için hayati öneme sahip. Tıpkı Marmara, Karadeniz ve Akdeniz gibi. En önemlisi de Ege Denizi kıyılarında 30 milyon insan yaşıyor. Bu insanların gıdaya ihtiyacı var. Gıda güvenliği bakımından bu denize bağlıyız. Turizm faaliyetleri, balık üretimi, avcılık ve biyoçeşitliliğin korunması için Ege Denizi'nin sularının temiz tutulması gerekiyor.” dedi.

İklim değişikliğinin Ege Denizi'ndeki biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini belirten Öztürk, şöyle devam etti:

“Balık avcılığında artışlar var, kara kökenli kirlenme fazla. Dolayısıyla iki ülkenin Ege Denizi'nin korunması için işbirliği yapması lazım. Bunun için de 1998'de ve 2000 yılında yapılan iki protokol var. İşbirliği için Akdeniz'in korunmasını içeren Barcelona Sözleşmesi temel sözleşme. Biyolojik çeşitlilik için de protokoller var. Hem Türkiye hem de Yunanistan bunları imzaladı. Bundan dolayı işbirliği yapmaları gerekiyor, bir tarafın tek başına Ege Denizi'ni kurtarma çabaları yeterli olmaz.”

Öztürk, iki ülkenin işbirliği halinde çalışacağı 4 ayrı açık deniz koruma alanı önerisinde bulunduklarını, benzer bir işbirliğinin Akdeniz'in korunması için İtalya, Fransa ve Monaco arasında hayata geçirildiğini bildirdi.

Küçük ve korunmaya ihtiyacı olan bir deniz olan Ege'de iki ülkenin işbirliği yapmasının zaruri olduğu değerlendirmesinde bulunan Öztürk, Yunanistan'ın kendi koruma alanlarını ilan etmek istemesi durumunda Türkiye'nin de aynı tutumu sergilemesi ve kendi koruma alanlarını ilan etmesi gerektiğini ifade etti.

Öztürk, önerdikleri koruma alanlarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Birisi Kuzey Ege'de Gökçeada Limni'de, diğeri Orta Ege'de Midilli'nin arkasında, bir diğeri Girit'in karşısında ve bir diğeri de Datça Yarımadası'nın yakınında. Kuzey Ege'deki bölgeler kılıç balıklarının yaşadığı ve yumurtlama alanlarının, ortak türlerin yani hamsi, sardalya gibi balıkçılık bakımından ortak türlerin olduğu bölge. Midilli'nin arkasında korallijen (Ege ve Akdeniz'e özgü mercanlar) habitatlar, güneyde ise Türkiye'ye yakın bölgelerde köpek balıkları, yunus ve balinalar var. Bu bölgelerin korunması için çaba gösterilmesi gerekiyor. Bunun iki ülkenin işbirliğiyle yapılması çok iyi olur, iyi bir örnek teşkil eder.”

Ege Denizi'nde Karaburun, Gökova Körfezi ve Foça'daki gibi koruma alanları bulunduğundan bahseden Öztürk, kıyı ve açık deniz koruma alanlarının birbirlerini destekleyeceğini, açık denizdeki koruma alanlarının türler için sığınak olacağını dile getirdi.

– “Gelecek kuşaklara temiz denizler bırakamayacağız”

Birleşmiş Milletler Okyanus Konferansı'ndan, 2030’a kadar ulusal deniz alanlarının yüzde 30’unun korunması kararı çıktığını hatırlatan Öztürk, şu uyarılarda bulundu:

“Ege Denizi'nde sardalya çıkmayacak, hamsi çıkmayacak, orkinos, kılıç balığı bitti, birçok tür artık yok. Bu alanlar Akdeniz foklarının, korallijen habitatların, deniz çayırlarının, köpek balıklarının, deniz memelilerinin korunması açısından hayati öneme sahip. Türkiye denizlerinde biyoçeşitlilik büyük bir çöküş halinde, devletimizin bütün koruma çabalarına rağmen bu yaşanıyor çünkü yabancı türler geliyor, iklim değişikliğinin büyük baskıları var. Onun için koruma alanlarının oluşturulması, etkin hale getirilmesi ve sadece kağıt üstünde değil ciddi bir yönetim planlaması yapılması lazım.”

İki ülkenin işbirliğiyle, ortak uzmanlardan oluşan bir komitenin çalışmaya başlamasının çok doğru olacağı yorumunu yapan Öztürk, sözlerini “Denizin korunması, Türkiye'nin korunması, gelecek kuşakların korunması anlamına geliyor. Aksi takdirde, Ege Denizi daha çok kirlenecek, daha az balık yiyeceğiz, gelecek kuşaklara temiz denizler bırakamayacağız. Deniz çayırları, korallijen habitatlar yok olacak.” diye tamamladı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
03 Haziran, 2026 18:06 tarihinde yayınlandı
0 0

Başkan Genç: “Marjinal bir grup Trabzon turizmini, Trabzon’a gelen turistleri yargılamak istiyor”

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Uzungöl’ün Arap turistlere satıldığı iddialarına ilişkin, “Üzülüyoruz ama onlara gülüp geçeceğiz. Çok dikkate almayacağız. Onların marjinal bir grup olduğunu, arkalarında da ideolojik bir saplantı olduğunu biliyoruz” dedi.

Dünyaca ünlü turizm merkezi Uzungöl’de havaların ısınmasıyla birlikte turizm hareketliliği başladı. Trabzon Valisi Tahir Şahin ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç beraberindekilerle birlikte Uzungöl’de basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısından konuşan Başkan Genç, Uzungöl’ün dünyanın nadide doğal güzelliği olan bölgelerinden bir tanesi olduğunu dikkat çekerek, “Trabzon’unumuzun son yıllarda gelişen trendi turizm. Dolayısıyla bütün destinasyonlarımızda olduğu gibi Uzungöl’ümüzde gelecek misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak ve uğurlamak adına en güvenli turizm alanlarından bir tanesiyiz. Bunun için mutluyuz. Turist güvenli yeri ziyaret etmek ister. Yeni sezonumuz hayırlı olsun” diye konuştu.

Vali Şahin: “Turist sayısından geçmiş yıllara göre artış var”

Trabzon Valisi Tahir Şahin ise, turizm sayısında artış yaşandığını belirterek, “Geçen yılın ilk 5 ayına göre 2026 yılının ilk 5 ayında yerli ve yabancı toplam turistte yüzde 27 oranında geçmiş yıllara göre bir artış var. Şehrimizin her alanda gelişmesi için kurumlar koordineli bir şekilde çalışmaya devam edecek” şeklinde konuştu.

“Dikkate ve kale almıyoruz”

Son günlerde sosyal medya hesaplarındaki Uzungöl’ün Arap turistlere satıldığına iddialarına dair soru üzerine Başkan Genç, “Biz bunların çok gündeme gelmesini arzu etmiyoruz. Dikkate ve kale almıyoruz. Marjinal bir grup Trabzon turizmini, Trabzon’a gelen turistleri yargılamak istiyor. Üzüntü duyuyoruz. Git gide artan bir trendimiz var. Geçen yıl Trabzon’a 1 milyon 447 bin turist geldi. Ama Uzungöl’e 2,5-3 milyon yerli turistle gelen ziyaretçimiz var. Bunu araç sayısı ile beraber ölçümleyebiliyoruz. Buraya gelen turistin ister İngiliz olsun, ister Suudi Arabistan’dan gelen ister Kafkasya’dan gelsin. Burası dünyanın bütün ülkeleri tarafından cazip bir şehir. Geçen sene 188 ülke vatandaşının girdiği bir şehirden bahsediyoruz. Üzülüyoruz ama onlara gülüp geçeceğiz. Çok dikkate almayacağız. Onların marjinal bir grup olduğunu, arkalarında da ideolojik bir saplantı olduğunu biliyoruz. Bunun tespitlerini yaptık. Devletimiz bu konuda bize yardımcı oluyor. Onlarla beraber buraya gelen turistlerin dini ve milliyeti ile beraber Trabzon’u ve Trabzon insanını yargılamaya kalkıyorlar. Artık onlara cevap bile vermeyeceğiz. Buraya gelen herkes yapılan bu yorumların farkında. Onlar esasında sadece bir şehri karalamakla değil ülkeye ihanet eden bir gruptur. Gelen turistimiz nereden gelirse gelsin, kim olursa olsun başımız gözümüz üstüne. En iyi şekilde ağırlamak ve uğurlamakla uğraşıyoruz. Savaşa rağmen trendimiz artıyor. Mutluyuz” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin