Reklam
Reklam
Esra Oğuzkağan Özkan Avatarı
Esra Oğuzkağan Özkan tarafından
13 Ocak, 2025 15:17 tarihinde yayınlandı
0

İsmail Kara, Karabük’te Normal Doğum Projesinin Önemine Değindi

Karabük İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı “Doğal Olan Normal Doğum” Projesinin anne ve bebek sağlığı açısından önemine değindi.

Müdür Kara açıklamasında; “2022 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’na göre tüm canlı doğumlar içinde sezaryen oranı %60,1’dir. Bu oran, dünya ortalamasının oldukça üzerindedir. 2022 Sağlık İstatistikleri Yıllığı verilerine göre ülkemizde sezaryen ameliyatı oranının ideal kabul edilen %15’in (DSÖ önerisi) üzerinde olduğu görülmektedir.

Bu doğrultuda Bakanlığımız tarafından tıbbi olarak zorunlu olmadığı sürece sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun özendirilmesi ve nüfus artış hızının sürdürülebilir bir seviyede tutulması amacıyla “Normal Doğum Eylem Planı” hazırlanmıştır.

Sezaryen, ancak normal doğumun riskleri sezaryen ameliyatının risklerinden daha fazla olduğu durumlarda anne veya bebeğin hayatını kurtarmak için uygulanan cerrahi bir müdahaledir ve mutlaka gereklilik olduğunda uygulanmalıdır. Tıbben gerekli olmayan sezaryenler anne ve bebek sağlığını tehlikeye atmaktadır. Kısa ve uzun dönemde komplikasyonlara, sakatlıklara, anne ölümüne, bir sonraki gebeliklerde problemlere, çocukta obezite ve astım riskinin artması gibi durumlara neden olabilmektedir.

Ebelik ve Normal Doğum

Ebeler normal doğumu teşvik etmede önemli bir rol oynar ve ebe liderliğindeki doğumlarda olumlu sonuçlar görülür. Dünyada normal doğumu teşvik eden sistemlerde ebelerin aktif rol aldığı ve doğum sürecinin büyük bir kısmını yönettikleri görülmektedir.

Kadınlar için sağlık eğitimi, doğum öncesi bakımın temel bir bileşenidir. Ülkemizde gebe okulları ve doğuma hazırlık eğitimlerinin temel amacı; ruhsal, fiziksel ve sosyal yönden doğuma ve doğum sonrası döneme bilinçli bir şekilde hazırlanması ve desteklenmesidir. Anne adaylarına doğum süreci, normal doğum ve sezaryen arasındaki farklar hakkında yeterli bilgi verilmemesi, sezaryeni daha güvenli bir seçenek olarak görmelerine yol açabilmektedir. Türkiye’de gebe okullarının yaygınlaştırılması ve içeriklerinde; normal doğum sürecinin avantajları ve doğum ağrısı yönetimi, sezaryen endikasyonları ve kontrendikasyonları, dezavantajları gibi konulara yer verilmesi normal doğuma yönelik farkındalığının artmasını sağlayacaktır.

Normal Doğumun Avantajları

Doğum sürecinde vücut tarafından salgılanan hormonlar sayesinde doğum sonrasında anne sütü hemen gelir ve bebek emzirilebilir. Anne ile bebek arasındaki duygusal bağ daha kısa sürede kurulur. Normal doğum, bebeğin doğum kanalından çıkarken akciğerlerindeki sıvının çok büyük kısmının boşalmasına ve nefesini daha rahat almasına yardımcı olur. Bebekte solunum sıkıntısı görülme olasılığı sezaryen ameliyatına göre daha azdır. Normal doğumda genel anesteziye bağlı komplikasyonlara maruz kalınmaz. Hastanede kalış süresi sezaryen ameliyatına oranla daha kısadır. Normal doğumdan sonra günlük yaşama daha kısa sürede dönülebilir. Normal doğum yapan annenin rahminde bir kesi veya hasar oluşmadığı için sonraki doğumlarını da normal yolla yapabilir. Normal doğum, doğum sayısını sınırlandırmaz. İleriki hayatında geçirebileceği karın ameliyatları için bir risk taşımaz. Anne ve bebek için doğal bir başlangıç normal doğumdur.” ifadelerinde bulundu.

Haberin Videosu İçin Tıklayınız.

Bizi sosyal medyadan takip edin
Okan Küçük Avatarı
Okan Küçük
05 Haziran, 2026 15:02 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Karabük İçin Yazıyoruz

Karabük – Safranbolu karşılaştırması yapıyoruz. Karabük ile Safranbolu’nun arası 7 kilometre olsa da sosyal hayat, kültür, sanat ve tanıtım açısından bakıldığında mesafelerin çok daha fazla uzadığını yazıyoruz.

Bugün Safranbolu denildiğinde Türkiye’nin dört bir yanında insanların bir şey söyleyebildiğini, Karabük denildiğinde ise Zonguldak mı falan denildiğini yazıyoruz.

Karabük’ün  şehrin ruhu olmalı, sanatı olmalı, festivalleri olmalı, gençlerin heyecan duyacağı etkinlikleri olmalı, diyoruz.

Şehir kendini anlatamazsa, insanlar da Karabük’ü sadece TABELADAN ibaret sanıyorlar.

Karabük uluslararası bir festivalin merkezi olamaz mı ?
Kültür ve sanat denince akla gelen şehirlerden biri olamaz mı ?
Sosyal hayatıyla, kültürüyle, vizyonuyla örnek oluşturamaz mı ?

Özü ; Karabük’ün potansiyeli  yok mu , var mı ?, diyoruz…

Biz bunları yazarken, söylerken amacımız üzüm yemek. Ha KENDİMİZİN DE DEĞİL HA, KARABÜK’ÜN GENEL OLARAK ÜZÜM YEMESİ.

Yani, Karabük’ün daha tanınır, daha bilinir ve yaşam kalitesinin daha yüksek olması için salt KARABÜKLÜLER İÇİN YANİ DAHA YAŞANABİLİR BİR KARABÜK’ÜN OLUŞMASI İÇİN birilerini, bir yerleri, yetkilileri, görevlileri harekete geçirmek için yazıyoruz yani.

Eh, her yazımız için  Allah razı olsun denilecek değil tabi, Bazı yazılarımızdan biz de eleştiri alıyoruz. Haklı eleştiri başımızın üstünde ama haksız eleştiri beni boş verin Karabük’e ne kazandırır onu da merak etmiyor değilim yani.

***

Safranbolu’dan Bir Örnek Vereyim

Safranbolu  kültürü  diyoruz, biz kültürsüz müyüz  – merkezi mi kötülüyorsun diyenler oluyor.

Tabi, insanların önce okuduklarını anlamaları lazım. Anlamıyorlarsa ne söylersen boş değil mi ?

Farklı noktadan bir örnek vereyim. Karabük Üniversitesi vaktiyle Safranbolu Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulunu merkez kampüslerine taşıyacaktı. Ne olmuştu o zaman ?

Safranbolu esnafı , STÖ’leri hemen harekete geçtiler, Safranbolu’nun ekonomisi bundan çok zarar görür dediler, işi siyasete taşıdılar, öyle yaptılar böyle yaptılar birlik oldular ve Karabük Üniversitesi yönetimini bu karardan vazgeçirdiler değil mi ?

İşte bu da bir dayanışma kültürü örneğidir, değil mi ?

Bu okul  üniversite kampüsüne alınsaydı bundan kim kazanacaktı ? Karabük merkezi ve Karabük’ün  sosyal – kültürel merkezi haline gelen 100. Yıl mahallesi özetle Karabük kazanacaktı değil mi ?

Safranbolu esnafı , odası, stöleri tepki gösterdi, işi siyasete taşıdı ve bunu önledi. Kendi açılarından hemen organize oldular ve kendi açılarından  yüzde yüz haklılardı…

Peki Karabük bu konuya ilgili ne tepki verdi. Tek ses çıktı mı, sessizce izlediler bizim STÖ’ler vesaireler değil mi ? Hani nerede Karabük’ün dayanışma kültürü,  ruhu ?

***

3 bin kişilik Fakülte Ne Oldu ?

2024’ün sonunda  Karabük şehir merkezine 3 bin kişilik fakülte kurulması, Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya ve Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık’ın ortak çalışmasıyla kararlaştırılmıştı.

Bu fakülte  sadece bir eğitim yuvası olmayacaktı, aynı zamanda şehir hayatına hareketlilik katacak bir merkez haline gelecekti.

 Hem şehir insanı hem esnafları  için büyük bir ekonomik ve sosyal katkı sağlayacaktı. Yeni fakülte, Karabük’ümüzü gençliğin merkezi ve bilimin yuvası haline getirecekti.

Karabük şehir merkezinin sosyo-ekonomik dengesini güçlendirmek ve toplumsal yaşam standardını yükseltmek için yıllardır konuşulan bir ihtiyaçtı  zaten.

Fakülte yerini de  belediye sağlayacaktı. Hatta yer hazır da bazı rantsal dönüşümler olmasın diye yer gizli tutuluyor falan denilmişti.

Özü; Karabük için önemli bir dönüm noktası olacaktı. Karabük’ün kalbi canlanacaktı.

Ne oldu gelinen noktada ?

***

Biz Başka Şey Anlatmaya Çalışıyoruz

Bizim Karabük – Safranbolu arasındaki bazı farkları  yazdığımız yazılar da anlatmaya çalıştığımız bir konu da bu işte.

Karabük ruhunu, vizyonunu yeniden oluşturmalı, geliştirmeli !

Bakın çıktı KBÜ Rektörü iş insanlarına destek çağrısı yaptı. Çıktı, Belediye Başkanı iş insanlarına destek çağrısı yaptı. Hayırseverlere destek çağrısı yaptı. Üniversitenin yapımı noktasında VERGİDEN DE YÜZDE YÜZ DÜŞÜYOR GELİN BUNA KATKI VERİN dediler. Ne oldu ?

2026’nın ilk yarısı bitti işte, henüz tek bir adım , destek yok. Açıklamalar resmen hava da kaldı şimdilik değil mi ?

Nasıl Safranbolu’da okul üniversite kampüsüne alınacak denildi.  Safranbolu esnafı, STÖ’leri ayağa kalktı ,ses verdi süreç değişti ve Karabük STÖ’leri şusu –busu uzaktan izledi.

Şehir merkezine  fakülte denildi, bir iki STÖ çıkıp belki açıklama yaptı ama genel bir ses çıktı mı ?

Bu konu  STÖ’ler, partiler, dernekler neye artık gündem de tutuldu mu? Hayırsever iş insanlarına ziyaretler yapılıp destek istendi mi ?

Sonuç, O FAKÜLTE O ZAMAN SAFRANBOLU’YA YAPILACAK DENİLSEYDİ  ACABA ŞİMDİ YAPILMIŞ OLABİLİR MİYDİ ? BİTMİŞ OLABİLİR MİYDİ? BUNU  DÜŞÜNÜN!

Karabük – Safranbolu’daki farkları yazdığımız yazımızı bir de bu gözle değerlendirin.

Biz Karabük’e kültürsüz mü diyormuşuz, bambaşka şeyler mi anlatmaya çalışıyor muşuz bir daha gözden geçirin bence.

KARDEMİR Beyaz Yaka Alacak

Türkiye’nin sanayi hafızasında önemli bir yere sahip olan KARDEMİR, yeni beyaz yaka personel alımıyla Karabük’te yeniden umut kapısı oldu.

Mühendislikten finansa, bilişimden insan kaynaklarına kadar birçok alanda yapılacak alımlar özellikle gençler arasında heyecan oluşturdu.

Ancak Karabük kamuoyunda yıllardır değişmeyen bir beklenti de yeniden gündemde. Şehirde yaşayan vatandaşlar, KARDEMİR gibi Karabük’ün büyümesinde emeği bulunan bir kurumda işe alımlarda KARABÜKLÜ GENÇLERE ÖNCELİK VERİLMESİNİ istiyor.

Özellikle uzun süredir iş arayan üniversite mezunları ve mühendis adayları, “Bu şehirde yaşayan insanlar kendi şehrinin fabrikasında daha fazla fırsat bulmalı” görüşünü dile getiriyor.