Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
04 Eylül, 2023 15:51 tarihinde yayınlandı
0

Kalıcı oje uygulamasında kapılan enfeksiyon kemiğe inebilir

Ankara Şehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul, “Tırnağın içerisine enfeksiyon girdiğinde,enfeksiyon görünmez hale geliyor. Eğer herhangi bir semptom, ağrı, sızı vermezse enfeksiyon daha derine, hatta kemiğe kadar inebiliyor.” dedi.

Doç. Dr. Tuğrul, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalıcı oje, protez tırnak ve buna benzer uygulamaların özel günler haricinde yapılmaması gerektiğini belirtti.

Tuğrul, “Kalıcı tırnak uygulamalarında yapılan manikür uygulaması sırasında tırnağın içerisine enfeksiyon girdiğinde 3-4 hafta tırnağımız kapalı kaldığı için o enfeksiyon görünmez hale geliyor. Eğer herhangi bir semptom, ağrı, sızı vermezse daha derine, hatta kemiğe kadar inebiliyor. Bunun yanında 3-4 hafta sonra tırnaklardan ojelerin çıkarılmasıyla tırnakta inanılmaz bir kırılganlık, incelme, kopma gibi durumlar meydana geliyor. Bunun kendi kendini tamir etmesi de çok zor oluyor.” diye konuştu.

Tuğrul, tırnak uygulaması sırasında, işlemin kalıcı olması için ellerin ultraviyole ışını yayan cihazlara maruz kaldığını söyledi. Bu ışınların yaşlanma hızını arttıran çevresel bir faktör olduğunu vurgulayan Tuğrul, “Ciltte güneş lekeleri, elastikiyet kaybı çok kronik ve uzun süreliyse kansere kadar gidebiliyor. O yüzden eğer özel bir durumunuz yoksa çok sık bir şekilde kalıcı tırnak uygulamalarına girmenizi önermiyoruz.” dedi.

“Tırnak deyip geçmeyin, en ufak bir belirtide dermatoloğunuza başvurun”

Tuğrul, manikür uygulamaları sırasında, tırnağın kendini korumasını sağlayan “kütikül” kısmının alınmasını önermediklerini ve bunun çok önemli olduğunu dile getirdi.

Yumuşatıldıktan sonra kütiküllerin geriye doğru itilebileceğini söyleyen Tuğrul, şöyle konuştu:

“Tırnağı uzun süreli, çok uzun ya da çok kısa kullanmamak da önemli. Tabii ki en önemli noktalardan biri ise sterilize edilmemiş ürünleri ve cihazları kullanmamak. Kütiküllerin alınmasıyla mantar ve benzeri enfeksiyonlara davetiye çıkarmış oluyoruz. Tüm bu nedenlerle manikürün de işi iyi bilen ve medikal manikür uygulamaları yapan yerlerde yaptırılması önemli.”

Tırnakların sağlıksız durumlarda gösterdiği semptomlara değinen Burcu Tuğrul, “Sağlıklı tırnak kırılgan değildir. Üzeri pürüzlü değildir. Renk değişimi ve noktalar yoktur. Tırnak ve deri arasında kalınlaşma görmeyiz. Bu söylediklerimin tam tersi durumlar ortaya çıktığında mantar enfeksiyonları ve bazı cilt hastalıklarının bulguları olabilir. Aynı zamanda tırnakta bir ağrı, akıntı varsa bu da bir enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu sebeple tırnak deyip geçmeyin en ufak bir belirtide dermatoloğunuza başvurun.” bilgisini verdi.

Tuğrul, kadınların ellerinin ev işleri sebebiyle uzun süre suda kalabildiğine dikkati çekerek, bu tür işlerde eldiven kullanılmasını önerdi. Tuğrul, “Su ve deterjan döngüsünden ellerimizi korumak ve sık nemlendirmek hem elimize hem de tırnaklarımıza yapabileceğimiz en güzel işlemler. Yine ellerimizi ve tırnaklarımızı güneşten korumak da son derece önemli.” dedi.

“Sağlığımızla güzel görünmek arasındaki dengeyi sağlamalıyız”

Doç. Dr. Tuğrul, geçici ojelerin de kimyasal ürünler olduğu için tırnağa zarar verdiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Ojeyi sürüyoruz ve ardından çıkarmak için içerisinde formaldehitler ve bir sürü kimyasal madde içeren asetonlarla tırnaklarımızdaki ojeleri çıkarıyoruz. Bunun sonucunda tırnak, cildimizin kuruduğu gibi kuruyor. Tırnak bizim deri ekimiz. Tırnağımıza kibar davranmamız onu da aynı cildimiz gibi sık nemlendirmemiz ve kimyasallardan korumamız gerek. Tırnaklara ara ara nefes aldırmak gerekiyor. Tabii ki kadınlar olarak kendimizi önemseyeceğiz ve güzel gözükeceğiz ama sağlığımızla, güzel görünmek arasındaki dengeyi sağlamamız gerek.”(AA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca
06 Haziran, 2026 15:45 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BUGÜN KARABÜK ÜNİVERSİTESİ İÇİN NE YAPTIN?

Şafak Zeki Akca yazdı
Karabük Üniversitesinde cuma günü anlamlı bir etkinlik düzenlendi.
Biz de ekibimizle birlikte bu programa katılım sağladık.
Etkinliğin amacı, Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yıl dönümünü kutlamaktı. Programın açılış konuşmasını Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih KIRIŞIK yaptı ve üniversitenin bugün geldiği noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ancak konuşmacılar arasında beni en çok etkileyen isim Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç oldu.
Müsaadenizle önce onun konuşmasından söz etmek istiyorum.
Sayın Keskinkılıç, konuşmasında Karabük Üniversitesinin kurucu rektörü merhum Prof. Dr. Burhanettin Uysal’ı da andı. Uysal’ın üniversitenin kuruluş yıllarında ortaya koyduğu mücadeleyi ve Karabük Üniversitesinin bugünlere geliş sürecindeki emeklerini anlattı.
Bu anlatım sırasında aralarında geçen bir diyaloğu paylaştı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın Ali Hoca?”
Rahmetli Burhanettin Hocamızın bu sözünü biz de çok iyi hatırlıyoruz. O dönemlerde yapılan sohbetlerde, üniversiteye dair her konu açıldığında bu cümleyi sık sık dile getirirdi.
Aslında bu soru yalnızca Ali Hoca’ya değil, Karabük’te yaşayan herkese yöneltilmiş bir soruydu. Çünkü Karabük Üniversitesi sadece öğrencilerin eğitim aldığı bir kurum değil; şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine yön veren en önemli değerlerden biridir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda üniversitenin binlerce öğrencisi, yüzlerce akademisyeni, uluslararası başarıları ve şehre kattığı canlılıkla Karabük’ün en önemli markalarından biri haline geldiğini görüyoruz.
Belki de bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru hâlâ aynı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Çünkü bir şehrin geleceği, o şehrin üniversitesine verdiği değer kadar güçlü olur.
Sayın Ali Keskinkılıç’ın bu sözleri salonda yankılanırken gözlerim istemsizce bir gazeteci meslektaşıma çevrildi. Bu tamamen bir refleksti. Çünkü son birkaç yılda Karabük Üniversitesi üzerinden yürütülen tartışmalar aklıma geldi.
Hepimiz hatırlıyoruz. Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih Kırışık, öyle eleştirildi, öyle yıpratılmaya çalışıldı ki mesele zaman zaman Türkiye gündemine kadar taşındı. Üniversiteyi hedef alan açıklamalar, Fatih Kırışık ve yönetime yönelik sert eleştiriler, hatta hakaret boyutuna ulaşan ifadeler havada uçuştu.
Bugün ise dönüp bakıyorum.
Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yılı kutlanıyor. Üniversitenin geçmişi, bugünleri ve geleceği konuşuluyor. Şehrin en önemli değerlerinden biri olarak gösteriliyor.
Peki o günlerde söylenen onca söz ne oldu?
O ağır eleştiriler, o kesin hükümler, o sert ithamlar şimdi nerede?
Göreniniz, bileniniz var mı?
Elbette eleştiri olacaktır. Her kurum eleştirilebilir, her yönetim sorgulanabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak eleştiri ile yıpratma çabası arasındaki çizginin de iyi korunması gerekir.
İşin ilginç tarafı, sözünü ettiğim bu muhterem şahısla sosyal medya üzerinden arkadaşlığımız o gazeteci dostumuz tarafından kaldırılmış. Açık konuşmak gerekirse, Karabük Üniversitesine ve Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık’a verdiğimiz destekten ve bize kırgın olduğundan dolayı düşünüyorum.
Varsın olsun…
İnsanlar farklı düşünebilir, farklı değerlendirmelerde bulunabilir.
Ama biz öyle değiliz.
Biz dostlarımızı, sırf bizim gibi düşünmüyor diye hayatımızdan çıkarmayız. Bir gün aynı masada oturduğumuz, aynı şehrin meselelerini konuştuğumuz insanları silip atmayız.
O yüzden kendisi hâlâ arkadaş listemizde duruyor.
Çünkü bizim için önemli olan kişiler değil, ilkelerimizdir.
Dün olduğu gibi bugün de Karabük’ün menfaatine olduğuna inandığımız her işin yanında olmaya devam edeceğiz.
Rahmetli Burhanettin Uysal’ın yıllar önce sorduğu o soru bugün de güncelliğini koruyor:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Aslında bu soru yalnızca üniversite için değil, Karabük için ne yaptığımızın da bir muhasebesidir.
Çünkü güçlü bir üniversite, güçlü bir şehir demektir. Güçlü bir şehir ise geleceğe daha güvenle bakan bir toplum demektir.
Kalın Sağlıcakla