Reklam
Reklam
Halil Kızılyer Avatarı
Halil Kızılyer tarafından
07 Nisan, 2025 13:17 tarihinde yayınlandı
0

Kara: “Sağlık, Toplumsal Bir Sorumluluktur”

Karabük İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, toplum sağlığının korunmasında erken teşhis, aile hekimlikleri ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti.

Kara, aile hekimliklerinin yalnızca rutin muayenelerle sınırlı kalmadığını; aşılama, kronik hastalık takibi, bulaşıcı hastalıkların kontrolü ve kanser taramaları gibi geniş kapsamlı hizmetler sunduğunu belirtti.

Aile hekimliklerinin toplum sağlığı açısından taşıdığı kritik role dikkat çeken  Kara, “Aile hekimliklerimiz yalnızca rutin muayeneler değil; aşılama, kronik hastalıkların yönetimi, bulaşıcı hastalıkların kontrolü gibi geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Ayrıca kanser taramaları gibi erken teşhis odaklı hizmetler, bireylerin sağlıklarını korumak ve yaşam kalitesini artırmak açısından büyük bir önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

Kara, kanser tarama programlarının özellikle meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolon kanseri gibi ciddi hastalıkların erken teşhisinde hayati bir rol oynadığını belirterek, aile hekimlikleri aracılığıyla ücretsiz olarak sunulan bu hizmetlerden vatandaşların yararlanmaları gerektiğini vurguladı. Kara, “Erken teşhis, tedavi süreçlerinde başarı oranını artırmakla kalmıyor; aynı zamanda bireylerin sağlıklı bir yaşam sürdürmelerine olanak tanıyor” dedi.

Aile hekimliklerinde ayrıca diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkların düzenli takibi, çocukluk çağı aşılarının uygulanması ve halk sağlığıyla ilgili bilgilendirme faaliyetlerinin yürütüldüğünü de belirtti. Bu hizmetlerin hem bireylerin hem de toplumun genel sağlık seviyesini yükseltmek için kritik önemde olduğunu ifade etti.

Kara, açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:

“Sağlık, bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorumluluktur. Sağlıklı bireyler, güçlü toplumların temelini oluşturur. Bu anlayışla Karabük İl Sağlık Müdürlüğü olarak, vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en üst düzeyde faydalanabilmesi için durmaksızın çalışıyoruz. Tüm Karabüklüleri düzenli sağlık kontrollerine katılmaya, aile hekimliklerinden hizmet almaya ve toplum sağlığını güçlendirmek için bilinçli adımlar atmaya, Sağlıklı Hayat Merkezini ve KETEM’i ziyaret etmeye davet ediyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
05 Haziran, 2026 08:01 tarihinde yayınlandı
0 0

Bakan Gürlek açıklamıştı: 20 yıllık faili meçhul olayı zanlıları adliyede

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, 2006 yılından bu yana faili meçhul kalan bir kadın cesedinin kimliğinin tespit edildiğini ve olayla ilgili 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini açıklamasının ardından, Samsun’un Bafra ilçesinde 20 yıllık cinayet dosyası kapsamında gözaltına alınan şüpheliler adliyeye sevk edildi.

Samsun’un Bafra ilçesinde 14 Mart 2006 tarihinde Ozan Çayı’nda bulunan ve uzun yıllar kimliği tespit edilemeyen kadın cesedine ilişkin faili meçhul cinayet dosyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Mayıs 2026 tarihinde Samsun İl Jandarma Komutanlığı’na gönderdiği yazıda, JASAT personelinden özel bir ekip kurulmasını istedi. Yazıda, Ozan Çayı’nda bulunan cesedin 25 yaşlarında bir kadına ait olduğunun değerlendirildiği, ölümün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı meydana geldiği ve dosyada bugüne kadar herhangi bir gelişme kaydedilemediği belirtildi.

Yalova’da 2004 yılından bu yana kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı

Soruşturmanın yeniden derinleştirilmesiyle birlikte JASAT ekipleri, 2005-2006 yılları arasında kayıp ihbarı verilen kadınlara ilişkin daraltılmış çalışma yaptı. Yapılan analizlerde, cesedin Yalova’da 2004 yılında kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği değerlendirildi.

Bu kapsamda Gülcan Yazıcı’nın kızı Sultan Orta’dan DNA örneği alındı. Bafra Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla buluntu cesetten elde edilen DNA profili ile kızından alınan biyolojik örnekler karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, kimliği meçhul cesedin DNA profili ile SO kodlu kişinin DNA profili karşılaştırıldı. Raporda, kimliği meçhul şahsın yüzde 99,99 ihtimalle SO kodlu kişinin biyolojik annesi olabileceği tespit edildi. Böylece 2006 yılında Ozan Çayı’nda bulunan kadın cesedinin, kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği yönündeki değerlendirme DNA raporuyla güçlendi.

17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya gelmiş

Dosyada yer alan araştırma ve analiz tutanağına göre, Gülcan Yazıcı’nın 17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya geldiği, çocukları Sultan ve Selim’i ziyaret ettiği, bir süre sonra köyden ayrıldığı, kızına bir telefon numarası verdiği ve daha sonra kendisinden bir daha haber alınamadığı belirtildi.

JASAT ekiplerinin yaptığı çalışmada, Ozan Mahallesi ile Boğazkaya ve Darboğaz Mahallelerinin birbirine yakın olduğu, Gülcan Yazıcı’nın son görüldüğü yer ile cesedin bulunduğu bölge arasında bağlantı kurulduğu ifade edildi.

Soruşturma kapsamında, dosyada adı geçen N.Y., B.A. ve O.O. isimli şahısların “olası şüpheli” olarak değerlendirildiği, bu kişilerin ikametlerinde arama yapılması ve eş zamanlı olarak gözaltına alınmaları için işlem başlatıldığı öğrenildi.

Zanlılar Bafra Adliyesi’nde

Savcılığın talimatı doğrultusunda, şüphelilerin adreslerinde 2 Haziran günü saat 07.00 ile 12.00 arasında yapılan aramalar sonucunda 3 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahıslar, geniş güvenlik önlemleri altında Bafra Adliyesi’ne sevk edildi.

Yaklaşık 20 yıldır faili meçhul olarak kalan cinayet dosyasında, DNA raporları ve JASAT ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarla önemli delillere ulaşıldığı belirtilirken, soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü öğrenildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin