Reklam
Reklam
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
05 Kasım, 2025 10:32 tarihinde yayınlandı
0

Karabük İl Özel İdare Eğitim Altyapısını Güçlendiriyor

Karabük İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet Sözen, Karabük’te eğitimin altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğünü söyledi.
İl Genel Meclisi Kasım ayı toplantılarının 2. bileşiminde, İl Özel İdaresi Plan, Proje ve Yatırım İnşaat Müdürlüğü tarafından ihaleleri yapılan ve İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile birlikte kontrolleri yürütülen eğitim yatırımları görüşüldü. İl Genel Meclis Başkanı Sözen, eğitim gelecek olduğunu belirtti. Sözen, “Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızın modern, güvenli ve nitelikli ortamlarda eğitim görmeleri için İl Özel İdaremiz tüm imkânlarını seferber etmektedir” dedi.
2024-2025 eğitim öğretim yılında il genelinde 5 yeni okulun tamamlanarak eğitime kazandırıldığını belirten Sözen, 7 okulun inşaatının, 1 okulun deprem güçlendirme çalışmasının ve 16 okulun bakım-onarımının devam ettiğini ifade etti.
Sözen, ayrıca 3 okulun deprem güçlendirmesi ve 33 okulun büyük bakım-onarımının tamamlandığını, 2 yeni okul projesinin ise ihale aşamasında olduğunu açıkladı.
Eğitime kazandırılan 3 okul ve yapımı süren 1 okul için hayırsever iş insanlarına teşekkür eden Başkan Sözen, “Eğitime yapılan her yatırım, geleceğe atılmış en kıymetli adımdır. Bu bilinçle hareket eden tüm hayırseverlerimize, İl Özel İdaremiz adına şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
İl Özel İdaresinin sadece eğitimde değil, altyapıdan tarıma kadar birçok alanda kente değer katan projelere imza attığını belirten Sözen, “Eğitim Kenti Karabük’te; geleceğe yatırım yapmaya, eğitimin altyapısını güçlendirmeye ve çocuklarımız için modern, güvenli eğitim ortamları oluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca
09 Haziran, 2026 01:01 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Siyasete Güven Azalıyor Mu?

Şafak Zeki Akca yazdı.

Bu soru artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın birçok ülkesinin ortak sorusu haline geldi.

Kahvehanelerde, çay ocaklarında, emekli banklarında, pazar yerlerinde sık sık duyuyoruz:

“Bu ülkede kime güveneceğiz?”

Aslında mesele sadece siyaset değil.

Mesele güven.

Çünkü güven bir toplumun en önemli sermayesidir.

Bir zamanlar siyasetçinin sözü vardı.

Verdiği sözün arkasında durması beklenirdi.

Vatandaş da buna göre karar verir, oyunu kullanırdı.

Bugün ise insanlar siyaseti izlerken daha fazla soru soruyor.

Daha fazla sorguluyor.

Daha fazla şüphe duyuyor.

Bunun sebeplerini anlamak zor değil.

Son yıllarda yaşanan siyasi tartışmalar, partiler arasındaki sert kavgalar, yolsuzluk iddiaları ve bitmek bilmeyen polemikler vatandaşın siyaset kurumuna bakışını doğrudan etkiliyor.

En son örnek olarak CHP’de yaşanan gelişmeler…

Kurultay tartışmaları…

Liderlik çekişmeleri…

Parti içi hesaplaşmalar…

Günlerce televizyon ekranlarında konuşuldu.

Vatandaş ise ekranın karşısında farklı bir soru soruyordu:

“Benim hayatıma ne faydası olacak?”

Çünkü siyasetin gündemi ile vatandaşın gündemi çoğu zaman aynı değil.

Bir yanda milyonlarca liralık yolsuzluk iddiaları konuşuluyor.

Diğer yanda ay sonunu getirmeye çalışan işçiler var.

Bir yanda makam kavgaları yaşanıyor.

Diğer yanda en düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar hayat mücadelesi veriyor.

Bir yanda siyasi hesaplar yapılıyor.

Diğer yanda market raflarının önünde etiket hesabı yapan vatandaş bulunuyor.

Hal böyle olunca insanlar ister istemez soruyor:

“Kime güveneceğiz?”

Siyasete duyulan güven bir günde kaybolmaz.

Ama yaşanan her tartışma, her hayal kırıklığı ve her yerine getirilmeyen söz bu güveni biraz daha aşındırır.

Vatandaş artık sadece vaat duymak istemiyor.

Sonuç görmek istiyor.

Çünkü insanlar söylenenleri değil, yaşadıkları hayatı hatırlıyor.

Özellikle gençler artık siyasi sloganlardan çok geleceklerine bakıyor.

İş bulabilecekler mi?

İyi bir eğitim alabilecekler mi?

Daha iyi şartlarda yaşayabilecekler mi?

Onların gündeminde bunlar var.

Demokrasi sadece seçimden seçime sandığa gitmek değildir.

Demokrasi aynı zamanda vatandaşın yönetime güven duymasıdır.

Kendisini sistemin bir parçası olarak hissetmesidir.

İnsanlar sorunların çözülebileceğine inanıyorsa umut vardır.

Ama güven azaldığında umutsuzluk büyür.

İşte asıl tehlike de budur.

Bugün siyasetin önündeki en büyük sınav seçim kazanmak değil, yeniden güven kazanmaktır.

Çünkü sandık gelir geçer.

Makamlar değişir.

Partiler yükselir, düşer.

Ama vatandaşın hafızasında kalan tek şey vardır:

Söylenenler değil, yaşananlar…

Kalın Sağlıcakla