Reklam
Reklam
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
09 Haziran, 2026 00:18 tarihinde yayınlandı
0 0

Zonguldak’ta 18 yıllık cinayet davasında 4 sanık hakim karşısına çıktı

Zonguldak’ta 18 yıl önce kaybolan ve 2 sene sonra Ulutan Barajı’nda iskeleti bulunan şahsın ölümüyle ilgili davada 4 sanığın yargılanmasına başlandı.

Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk celsesinde, sanıklardan birinin 18 yıllık sessizliğini bozarak yaptığı kan donduran itiraflar duruşmaya damga vurdu. Duruşmaya tutuklu sanıklar T.Y. ve K.A. ile başka bir suçtan tutuklu bulunan İ.E. ve ev hapsindeki E.İ. katıldı. Öldürülen Ahmet Yılmaz’ın eski eşi D.D. ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı. Hakkında müebbet hapis cezası istenen 4 sanıktan K.A. susma hakkını kullanırken, İ.E. ise suçlamalar ve aleyhindeki tanık beyanlarının husumet kaynaklı olduğunu öne sürerek reddetti.

“Arka koltukta boğarak öldürdü”

Olay gecesi aynı otomobilde bulunduğunu itiraf eden sanık T.Y., cinayet anını tüm detaylarıyla anlattı. Olay günü birlikte alkol aldıklarını ve öldürülen Ahmet Yılmaz’ın sonradan yanlarına geldiğini belirten T.Y., aracı kendisinin kullandığını ifade etti. Arka koltukta oturan ve 2018 yılında vefat eden B.İ. ile ön koltuktaki Ahmet Yılmaz arasında tartışma çıktığını aktaran T.Y., “B.İ. bir anda arkadan Ahmet’i boğmaya başladı. 18 yıldır vicdan yaptım, saklayamadım. B.İ., Ahmet’i boğunca panikle arabadan dışarı atladım. Sonra cesedi B.İ. bagajdan aldığı çuvala koyarak, atıl durumdaki bir kaçak ocağa bıraktı. Benim olayla başka bir ilgim olmadı, daha sonra Bursa’ya gittim” şeklinde konuştu.

“Kardeşinin üzerine atıp kurtulmaya çalışıyor”

Kendisinin sadece bir hurdacı olduğunu ve kamuoyunda yansıtıldığı gibi mafya olmadığını savunan sanık E.İ. ise, ortada bir cinayet olduğunu ve bunu kendisine B.İ.’nin anlattığını iddia etti. Ağabeyini korumak için 18 yıl boyunca sustuğunu belirten E.İ.’nin bu sözlerine maktulün eski eşi D.D. sert tepki gösterdi. E.İ. ile eski kocasının geçmişte birlikte hırsızlık yaptıklarını ve çalıntı malları paylaşamadıkları için aralarında husumet bulunduğunu ileri süren D.D., “Eşim, E.İ’yi emniyete şikayet etmekle tehdit ediyordu ve bu tartışmalardan kısa süre sonra kayboldu. Şimdi suçu ölmüş kardeşinin üstüne atıp kurtulmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

D.D. ayrıca, sanıklardan K.A.’nın geçmişte kendisine eski eşinin E.İ. ile baraja gittiğini ancak E.İ.’nin tek başına döndüğünü söylediğini belirterek, korktuğu için iki çocuğunu alıp şehri terk ettiğini söyledi.

İtirafçı geri adım attı

Duruşmada dinlenen 4 tanıktan biri olan C.M., cezaevinde E.İ. ile aynı koğuşu paylaştığını belirterek, maktul ile sanıklar arasında para mevzusundan doğan bir anlaşmazlık olduğunu iddia etti. C.M., hayatını kaybeden B.İ.’nin cezaevindeyken cinayeti ima eden söylemlerde bulunduğunu kaydetti.

Dosyanın yeniden açılmasını sağlayan kilit isimlerden olan itirafçı H.P. ise şaşırtıcı bir ifade vererek, soruşturma aşamasındaki beyanlarının bir kısmının duyumlara dayandığını söyledi. H.P., olayın kapatılmaması için duyduklarını bizzat yaşamış gibi kurgulayarak anlattığını, aslında cinayet anında orada olmadığını itiraf etti.

Mahkeme heyeti, bir sanığın savunmasının henüz alınmamış olması sebebiyle tutuklu sanıklar T.Y. ile K.A.’nın tutukluluk hallerinin ve E.İ.’nin ev hapsi kararının devamına hükmetti. Heyet, İ.E. hakkındaki adli kontrol şartını kaldırarak, hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına karar verdi. Duruşma, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için ileri bir tarihe ertelendi.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca
09 Haziran, 2026 01:01 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Siyasete Güven Azalıyor Mu?

Şafak Zeki Akca yazdı.

Bu soru artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın birçok ülkesinin ortak sorusu haline geldi.

Kahvehanelerde, çay ocaklarında, emekli banklarında, pazar yerlerinde sık sık duyuyoruz:

“Bu ülkede kime güveneceğiz?”

Aslında mesele sadece siyaset değil.

Mesele güven.

Çünkü güven bir toplumun en önemli sermayesidir.

Bir zamanlar siyasetçinin sözü vardı.

Verdiği sözün arkasında durması beklenirdi.

Vatandaş da buna göre karar verir, oyunu kullanırdı.

Bugün ise insanlar siyaseti izlerken daha fazla soru soruyor.

Daha fazla sorguluyor.

Daha fazla şüphe duyuyor.

Bunun sebeplerini anlamak zor değil.

Son yıllarda yaşanan siyasi tartışmalar, partiler arasındaki sert kavgalar, yolsuzluk iddiaları ve bitmek bilmeyen polemikler vatandaşın siyaset kurumuna bakışını doğrudan etkiliyor.

En son örnek olarak CHP’de yaşanan gelişmeler…

Kurultay tartışmaları…

Liderlik çekişmeleri…

Parti içi hesaplaşmalar…

Günlerce televizyon ekranlarında konuşuldu.

Vatandaş ise ekranın karşısında farklı bir soru soruyordu:

“Benim hayatıma ne faydası olacak?”

Çünkü siyasetin gündemi ile vatandaşın gündemi çoğu zaman aynı değil.

Bir yanda milyonlarca liralık yolsuzluk iddiaları konuşuluyor.

Diğer yanda ay sonunu getirmeye çalışan işçiler var.

Bir yanda makam kavgaları yaşanıyor.

Diğer yanda en düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar hayat mücadelesi veriyor.

Bir yanda siyasi hesaplar yapılıyor.

Diğer yanda market raflarının önünde etiket hesabı yapan vatandaş bulunuyor.

Hal böyle olunca insanlar ister istemez soruyor:

“Kime güveneceğiz?”

Siyasete duyulan güven bir günde kaybolmaz.

Ama yaşanan her tartışma, her hayal kırıklığı ve her yerine getirilmeyen söz bu güveni biraz daha aşındırır.

Vatandaş artık sadece vaat duymak istemiyor.

Sonuç görmek istiyor.

Çünkü insanlar söylenenleri değil, yaşadıkları hayatı hatırlıyor.

Özellikle gençler artık siyasi sloganlardan çok geleceklerine bakıyor.

İş bulabilecekler mi?

İyi bir eğitim alabilecekler mi?

Daha iyi şartlarda yaşayabilecekler mi?

Onların gündeminde bunlar var.

Demokrasi sadece seçimden seçime sandığa gitmek değildir.

Demokrasi aynı zamanda vatandaşın yönetime güven duymasıdır.

Kendisini sistemin bir parçası olarak hissetmesidir.

İnsanlar sorunların çözülebileceğine inanıyorsa umut vardır.

Ama güven azaldığında umutsuzluk büyür.

İşte asıl tehlike de budur.

Bugün siyasetin önündeki en büyük sınav seçim kazanmak değil, yeniden güven kazanmaktır.

Çünkü sandık gelir geçer.

Makamlar değişir.

Partiler yükselir, düşer.

Ama vatandaşın hafızasında kalan tek şey vardır:

Söylenenler değil, yaşananlar…

Kalın Sağlıcakla