Samsun’da polis ekiplerince düzenlenen kaçakçılık operasyonlarında kaçak sigara, sahte alkollü içki ve alkol üretiminde kullanılan malzemeler ele geçirilirken, 3 kişi hakkında adli işlem başlatıldı.
Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kaçakçılıkla mücadele kapsamında İlkadım ve Tekkeköy ilçelerinde çalışma gerçekleştirildi. Yapılan aramalarda 3 bin 340 adet doldurulmuş makaron sigara, 45 litre etil alkol ve 8 şişe sahte alkollü içki ele geçirildi. Operasyon kapsamında 2 şüpheli yakalanarak haklarında adli işlem başlatıldı.
Öte yandan, Yakakent İlçe Emniyet Amirliği ekipleri tarafından kaçak alkol üretimi ve satışına yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında bir ikamette arama yapıldı. Aramada 6 ayrı şişe içerisinde yaklaşık 11 kilogram el yapımı kaçak alkol, 2 kilogram alkol yapımında kullanıldığı değerlendirilen karbon madde ile 6 adet damıtma aparatı ele geçirildi. Operasyon kapsamında H.Ç. (70) hakkında 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında adli işlem başlatıldığı bildirildi.


Kaçak içki ve makaron operasyonu: Çok sayıda ürün ele geçirildi
Siyasete Güven Azalıyor Mu?
Şafak Zeki Akca yazdı.
Bu soru artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın birçok ülkesinin ortak sorusu haline geldi.
Kahvehanelerde, çay ocaklarında, emekli banklarında, pazar yerlerinde sık sık duyuyoruz:
“Bu ülkede kime güveneceğiz?”
Aslında mesele sadece siyaset değil.
Mesele güven.
Çünkü güven bir toplumun en önemli sermayesidir.
Bir zamanlar siyasetçinin sözü vardı.
Verdiği sözün arkasında durması beklenirdi.
Vatandaş da buna göre karar verir, oyunu kullanırdı.
Bugün ise insanlar siyaseti izlerken daha fazla soru soruyor.
Daha fazla sorguluyor.
Daha fazla şüphe duyuyor.
Bunun sebeplerini anlamak zor değil.
Son yıllarda yaşanan siyasi tartışmalar, partiler arasındaki sert kavgalar, yolsuzluk iddiaları ve bitmek bilmeyen polemikler vatandaşın siyaset kurumuna bakışını doğrudan etkiliyor.
En son örnek olarak CHP’de yaşanan gelişmeler…
Kurultay tartışmaları…
Liderlik çekişmeleri…
Parti içi hesaplaşmalar…
Günlerce televizyon ekranlarında konuşuldu.
Vatandaş ise ekranın karşısında farklı bir soru soruyordu:
“Benim hayatıma ne faydası olacak?”
Çünkü siyasetin gündemi ile vatandaşın gündemi çoğu zaman aynı değil.
Bir yanda milyonlarca liralık yolsuzluk iddiaları konuşuluyor.
Diğer yanda ay sonunu getirmeye çalışan işçiler var.
Bir yanda makam kavgaları yaşanıyor.
Diğer yanda en düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar hayat mücadelesi veriyor.
Bir yanda siyasi hesaplar yapılıyor.
Diğer yanda market raflarının önünde etiket hesabı yapan vatandaş bulunuyor.
Hal böyle olunca insanlar ister istemez soruyor:
“Kime güveneceğiz?”
Siyasete duyulan güven bir günde kaybolmaz.
Ama yaşanan her tartışma, her hayal kırıklığı ve her yerine getirilmeyen söz bu güveni biraz daha aşındırır.
Vatandaş artık sadece vaat duymak istemiyor.
Sonuç görmek istiyor.
Çünkü insanlar söylenenleri değil, yaşadıkları hayatı hatırlıyor.
Özellikle gençler artık siyasi sloganlardan çok geleceklerine bakıyor.
İş bulabilecekler mi?
İyi bir eğitim alabilecekler mi?
Daha iyi şartlarda yaşayabilecekler mi?
Onların gündeminde bunlar var.
Demokrasi sadece seçimden seçime sandığa gitmek değildir.
Demokrasi aynı zamanda vatandaşın yönetime güven duymasıdır.
Kendisini sistemin bir parçası olarak hissetmesidir.
İnsanlar sorunların çözülebileceğine inanıyorsa umut vardır.
Ama güven azaldığında umutsuzluk büyür.
İşte asıl tehlike de budur.
Bugün siyasetin önündeki en büyük sınav seçim kazanmak değil, yeniden güven kazanmaktır.
Çünkü sandık gelir geçer.
Makamlar değişir.
Partiler yükselir, düşer.
Ama vatandaşın hafızasında kalan tek şey vardır:
Söylenenler değil, yaşananlar…
Kalın Sağlıcakla


