Reklam
Reklam
Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca tarafından
04 Haziran, 2026 12:26 tarihinde yayınlandı
0

Mahallemiz Evimiz, Temiz Tutmak Görevimiz

Şafak Zeki AKCA yazdı.

Önce kısa bir çağrı yapıldı:

“Mahallemiz Evimiz, Temiz Tutmak Görevimiz.”

Ardından bir tarih açıklandı:

5 Haziran Dünya Çevre Günü.

İlk bakışta sıradan bir belediye etkinliği gibi görülebilir.

Oysa mesele bundan çok daha büyük.

Çünkü şehirler yalnızca yapılan yollarla, kaldırımlarla, parklarla güzelleşmez. Bir şehrin gerçek güzelliği, o şehirde yaşayan insanların gösterdiği özenle ortaya çıkar.

Yıllar önce Almanya’ya gitmiştim.

Şehirleri gezerken dikkatimi çeken ilk şeylerden biri sokakların ve kaldırımların olağanüstü temizliğiydi. Neredeyse tek bir izmarit, tek bir çöp görmek mümkün değildi.

Orada yaşayan Türk dostlarımızla sohbet ederken yanımızda Alman vatandaşı bir arkadaşımız da vardı. Konu dönüp dolaşıp temizliğe geldi. Merak edip sorduk:

“Bu kadar temizliği nasıl sağlıyorsunuz?”

Anlattıkları oldukça ilginçti.

Bir gün elinde metal bir aletle kaldırım taşlarının arasından çıkan otları temizleyen bir vatandaşı görmüşler. Bunun sıradan bir davranış olmadığını, yüzyıllardır süregelen bir geleneğin parçası olduğunu anlatmışlar.

Almanya’da insanlar evlerinin önündeki kaldırımlardan sorumlu tutuluyor. Temizlik sadece belediyenin işi olarak görülmüyor. Herkes yaşadığı alanın bakımına katkı sunuyor. Üstelik bu sorumluluk yerine getirilmezse çeşitli yaptırımlar ve cezalar da uygulanabiliyor.

Bu geleneğin adı “Kehrwoche”.

Kelime anlamıyla “Süpürme Haftası.”

15’inci yüzyılın sonlarında özellikle Schwaben bölgesinde ortaya çıkan bu uygulama zamanla tüm Almanya’ya yayılmış. Başlangıçta şehirlerde düzen ve temizliği sağlamak amacıyla yerel kurallarla uygulanırken bugün Alman kültürünün temel taşlarından biri olan “ordnung”, yani düzen anlayışının sembollerinden biri haline gelmiş.

Modern apartmanların iç yönetmeliklerinde, kira sözleşmelerinde bile bu sorumluluklara yer veriliyor.

İnsanlar bunu bir angarya olarak değil, yaşadıkları çevreye duydukları saygının bir göstergesi olarak görüyor.

Aslında çevre bilinci tam da burada başlıyor.

Evin önündeki kaldırımda…

Mahallenin köşesindeki parkta…

Orman yolunun kenarına bırakılan bir pet şişede…

Çocukların oynadığı oyun alanında…

Yani çevreyi korumak, büyük söylemlerden önce küçük davranışlarla mümkün oluyor.

Karabük Belediyesi’nin Dünya Çevre Günü kapsamında başlattığı temizlik seferberliğine de bu gözle bakmak gerekiyor.

Bugün çevre denildiğinde aklımıza önce iklim değişikliği geliyor. Küresel ısınma geliyor. Denizlerdeki plastik atıklar geliyor.

Elbette bunların tamamı insanlığın ortak sorunu.

Ancak çevre bilinci önce yaşadığımız sokağın temizliğinden başlıyor.

Karabük’ün yıllardır konuştuğu konuların başında çevre geliyor. Hava kalitesi konuşuluyor, yeşil alanlar konuşuluyor, temizlik konuşuluyor.

Bu nedenle Dünya Çevre Günü dolayısıyla yapılacak etkinliği yalnızca birkaç torba çöpün toplanacağı bir organizasyon olarak değerlendirmemek gerekiyor.

Asıl amaç farkındalık oluşturmak.

Bir çocuğun yere çöp atmaması…

Bir gencin yaşadığı çevreye sahip çıkması…

Bir yetişkinin mahallesini kendi evi gibi görmesi…

Gerçek başarı işte burada yatıyor.

Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’nın etkinlikte vatandaşlarla birlikte sahada yer alacak olması da bu açıdan önemli. Çünkü çevre duyarlılığı masa başında verilen talimatlarla değil, sahada gösterilen örneklerle güçlenir.

Aynı eldiveni giymek, aynı çöp torbasını taşımak, aynı sokakta emek vermek bazen uzun konuşmalardan çok daha güçlü mesajlar verir.

Unutmamak gerekir ki temiz bir şehir sadece belediyenin başarısı değildir.

O şehirde yaşayan herkesin ortak eseridir.

Belki de Almanya’nın yıllar önce keşfettiği ve bugün hâlâ uyguladığı anlayışın özü de budur.

Sokak benim değil, bizimdir.

Park benim değil, bizimdir.

Mahalle benim değil, bizimdir.

Şehir benim değil, bizimdir.

Ve eğer bu şehir bizimse, onu temiz tutmak da hepimizin görevidir.

Çünkü çevreyi korumak bir günün değil, her günün sorumluluğudur.

Kalın Sağlıcakla

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
Okan Küçük Avatarı
Okan Küçük
04 Haziran, 2026 13:37 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Baskın Seçim Olacak – Olmayacak Görüşleri…

Seçim olacaksa asgari ücretliye – emekliye – işçiye – memura zam gelecektir görüşleri var.

Seçim yatırımları kapsamında adımların atılması için  önce tasarruf tedbirlerinin kaldırılması gerektiğini ifade edenler var.

Onların görüşlerine göre şu an bu yönde gelişmeler yok ve onlara göre baskın seçim yok.

CHP’lilerin bir kısmının görüşüne göre ise, ‘CHP Mutlak Butlan süreci baskın seçim için yapıldı.  Şurada gaz bulundu, burada benzin bulundu gibi, şurada  nadir element bulundu gibi haberlere gerek kalmadı.

2027 ilk bahar da baskın seçim var.’

Bilemiyoruz tabi daha önce de yazdım. Karabük’te milletvekili temsil sayısı 3’ten 2’ye düştü.

Baskın seçim olacaksa 2027’den önce olmasın ki, tekrar 3 milletvekiline çıkabilelim. Ondan sonra artık yine bilemeyiz de ne olacaksa öyle olsun bari.

***

Başka Karabük

Dün de ifade etmeye çalıştım. Karabük ile Safranbolu’nun arası 7 kilometre olsa da sosyal hayat, kültür, sanat ve tanıtım açısından bakıldığında mesafeler çok daha fazla uzuyor

Bugün Safranbolu denildiğinde Türkiye’nin dört bir yanında insanlar bir şey söyleyebiliyor.

Karabük denildiğinde ise Zonguldak mı falan deniliyor.

Karabük’ün  şehrin ruhu olmalı.
Sanatı olmalı.
Festivalleri olmalı.
Gençlerin heyecan duyacağı etkinlikleri olmalı.
Dışarıdan insanların “Karabük’te ne var?” diye merak edeceği organizasyonları olmalı.

Yani gerçekten  marka değer niteliğinde bir kent olmalı.

Şehir kendini anlatamazsa, insanlar da Karabük’ü sadece TABELADAN ibaret sanıyor.

Karabük uluslararası bir festivalin merkezi olamaz mı ?
Kültür ve sanat denince akla gelen şehirlerden biri olamaz mı ?
Sosyal hayatıyla, kültürüyle, vizyonuyla örnek oluşturamaz mı ?

Özü ; Karabük’ün potansiyeli  yok mu , var mı ?

***

Vergili’de  Çok Milletvekili Emekli Etti Görüşü

Geçenki yorum haber de ; ‘3 Dönem Karabük Belediye Başkanlığı görevi yapan  Rafet Vergili’nin kısa bir süre önce canlı yayınlarla yeniden gündeme gelmesi sonrası baskın seçim sinyali aldığı ve bunun için canlı yayınları başlattığını düşünen çevreler vardı. Mutlak butlandan önce konuşuluyordu bunlar. Üstüne mutlak butlan ve şimdi birçok mecrada baskın seçim ihtimali daha ciddi olarak konuşuluyor.

Anlaşılıyor ki Başkan Vergili de milletvekili seçimlerinde aday olabilir. Karabük’te 3 dönem belediye başkanlığı yaptı. Her zaman etkileyebildiği bir kitlesi olan bir isim. Şimdilerde   bazı guruplar diyeyim KARABÜKLÜLER BAŞKANI EMEKLİ ETTİ, TORUN TORBA SEVSİN derken Bazı gruplar da 3 DÖNEM BAŞKAN OLARAK HİZMET ETTİ ŞİMDİ SIRA MİLLETVEKİLİ OLARAK HİZMET ETMEYE GELDİ, diyor.

Bakalım birilerince emekli edilen başkan Vergili, şimdi Milletvekili adayı olarak dönüş mü yapacak, önümüzdeki günlerde ortaya çıkacaktır.” diye yazmıştım.

Tabi  birilerinin kim olduğu açık da, daha açık yazacak olursak Ak Partililer, biz Başkan Vergili’yi emekli ettik, torun torba sevsin diye, diyorlar.  Kaldı ki sır veya gizli bir bilgi değil bu . Zaten her yer de bunu söylüyor Ak Partililer.

İşte buna da itiraz geldi.   Ak Partililerin Rafet Vergili’yi emekli ettik şeklindeki görüşüne, ‘Başkan Vergili de 15 yıl da kaç tane belediye başkan adayını, kaç tane milletvekilini emekli etti. Önce onun hesabını yapsınlar. Bunu da yazar mısın ’ şeklinde  görüş geldi, yazdım…

***

Gazeteciler ve Siyasetçiler

Ben köşe yazılarım da bana gelen bilgi – yorum – görüş – öneri – değerlendirme adı ne olursa her şeyi yazarım.  İsmimi ver öyle yaz derlerse isimleriyle yazarım. Yok sadece görüşümü yaz ismimi verme derlerse   gelen görüşler diye yazarım.

Tabi ki siyasette herkes kendi penceresinden bakar. Kimi destekler, kimi karşı çıkar, bunlar siyasetin doğasında vardır.

GAZETECİNİN GÖREVİ ise bir tarafın hoşuna giden cümleleri yazıp diğer tarafın söylediklerini görmezden gelmek değildir. KAMUOYUNDA KONUŞULAN GÖRÜŞ NEYSE ONU AKTARMAKTIR.

Dün alkışlayan bugün eleştirebilir, bugün eleştiren yarın destek verebilir. Siyaset böyle bir alan. Ama gazetecilikte önemli olan; konuşulanı, tartışılanı ve verilen cevapları kamuoyuna yansıtabilmektir.

Bazıları her yazının altında mutlaka bir taraf arıyor olabilir.  Ama şu atlanılmamalı, taraf olan siyasetçilerdir, gazeteciler değildir…