DÜNYA Gazetesi ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB..) ÖNCÜLÜĞÜNDE,81 İl’de ki Oda ve Borsa Başkanları ile ekonominin nabzını tutuyor “Başkanlar konuşuyor..” söyleşisine katılan Karabük TİCARET ve SANAYİ ODASI Başkanı Mehmet MESCİER “ KARDEMİR Şirketi,Karabük Demir Çelik Fabrikalarını devir aldıktan sonra,Üretim 6 kat arttırıldı..” dedi ve Karabük üzerine görüşlerini dile getirdi.
Haber Merkezi
DÜNYA Gazetesi ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB..) öncülüğünde,81 İl’de ki Oda ve Borsa Başkanları ile ekonominin nabzını tutuyor ve “Başkanlar konuşuyor..” konulu söyleşi programına,haftanın konuğu olarak katılan,Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet MESCİER önemli açıklamalar yaptı ve Karabük’ü değerlendirdi.
Uzun bir değerlendirme yapan TSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet MESCİER,KARDEMİR bünyesinde,5 bin çalışan olduğuna işaret ederek buna ilaveten de,KARDEMİR’DEN aldığı hammaddeyi işleyen Özel Sektör yatırımlarında da 3.500 çalışan olduğuna dikkat çekerek “KARDEMİR Olmazsa büyük sıkıntı yaşanır..” dedi ve uzun söyleşisinde şu görüşlere de yer verdi.
“Karabük şehrinin kuruluş süreci, 3 Nisan 1937 yılında ilk ağır sanayi yatırımı olan demir-çelik fabrikalarının temelinin atılmasıyla başlıyor. Şehrimizin tarihi ağır sanayiyle başladığı için geçen zamanda tüm dinamikler yine ağır sanayi sayılabilecek kültür üzerinden devam ediyor. Karabük’te kurulan bu fabrikada edinilen deneyim ülkemizdeki diğer ağır sanayi yatırımları için de kullanılır oldu. Bunların başında Erdemir ve İsdemir var. Bununla birlikte limanlar, tersaneler, barajlar, petrokimya gibi pek çok yatırımın temelinde Karabük’ün imzası vardır. Son dönemde özelleştirmelerden sonra Demir Çelik İşletmesi Kardemir olduktan sonra demiryolu ve tren tekeri konusunda Türkiye’de tek, Avrupa’da birkaç üreticiden biri haline geldi.
KARDEMİR 1994’TEKİ BÜYÜK DİRENİŞ SAYESİNDE 6 KAT BÜYÜK
Özetle Karabük’ün Karabük olmasının sebebi demir-çelik fabrikasının buraya kurulu olması. Sanayi ve istihdam anlamında Kardemir olmasa büyük sıkıntı olur. Üniversitemiz de Kardemir sayesinde bu kadar çok öğrenciye sahip. Üniversitemizden mezun olan gençlerimizin çoğu Kardemir başta olmak üzere kentimizdeki demirçelikçilerde çalışıyorlar. Demir-çelik sektörü Karabük’ün can damarı. 8 Kasım 1994’te fabrikanın kapanmaması için büyük bir direniş olmuştu. Ben 15 yaşlarında çocuktum. Şehirde hayat durmuştu. Bütün şehir belediyesiyle, iş insanlarıyla, sivil toplumuyla, işçisiyle, öğrencisiyle sokaklara dökülüp “Bu fabrika kapatılmayacak” dedi. O kararlılık sayesinde bu fabrika kapatılmadı. Belli bir noktaya geldi. O günlere göre üretimi 6 kat fazla bir halde. Çok daha katma değerli ürünlerle dünya ölçeğinde rekabet edebilen, bölgeyi de sadece istihdam anlamında değil sanayi, yarı mamul, hammadde kaynağı anlamında bölgeye can veren bir fabrika. Elbette 80’lerden sonra sadece üretmek değil, rekabetçi üretmek öne çıkıyor. Orada bu yatırımların yapılmamasından dolayı, 80’lerde ve 90’larda demirçelik fabrikaları için rekabetten uzak ve maliyetlerini kontrol edemeyecekleri bir hale gelmiş. Yatırım pedalını sürekli çevirmek lazım. Bugün geldiğimizde Türkiye’nin ilk 50 sanayi tesisinden biri. Kâr da ederek faaliyetine devam ediyor. 5 bin civarında direkt istihdamı var. Kardemir’in verdiği yarı mamulle üretim yapan diğer firmalarda da 3 bin 500 kişilik bir istihdam var. Aileleriyle birlikte düşündüğümüzde bu rakam Karabük nüfusunun 3’te biri anlamına geliyor. Kardemir yeni bir ürün geliştiriyor diyelim, özel sektör hemen kentte buna uygun bir üretim başlatıyor. Eskiden sadece haddehane vardı. Ağır profil üretiyor mesela, çelik konstrüksiyon fabrikaları oluştu, kangal demir üretiyor ona bağlı çelik hasır ve tel fabrikaları yapıldı.
Yeşil dönüşüm ile ilgili yatırımları sanayiciler mecburen yapmak zorunda. Paris Anlaşması kabul edildi. Demir-çelik sektöründe fosil yakıtların kullanılması nedeniyle bu dönemde bizim fabrikalarımız biraz olumsuz ayrıştı. Hidrojen yakıt ile bunun önüne geçebiliriz. Umut bağlandı ama bu teknolojinin maliyetlerini bilmiyoruz. Bir şekilde sanayiciler olarak bu değişime ayak uyduracağız.
YÜKSEK TEKNOLOJİLİ YATIRIM BEKLİYORUZ
Bizim çocukluğumuzdan beri burada Filyos Vadisi projesi konuşulur. Karabük’e 70-80 kilometre uzaklıkta limanımız yapıldı. Liman tek başına elbette işe yaramıyor. Yol bağlantılarının yapılması lazım, demiryolunun bağlanması lazım. Devlet limanı yaptı, şimdi yap-işlet-devret şeklinde limanın bir işleticiye verilmesi hedefl eniyor. Limanın arkasında da bir endüstri bölgesi var. Bu bölge, Karadeniz’de bulduğumuz gazın karaya çıkartılacağı nokta olarak belirlendi. Endüstri bölgesinin neredeyse yarısı; Türkiye Petrolleri AŞ, BOTAŞ, doğal gaz indirme, basınçlama tesislerine tahsis edildi. Dolayısıyla bizim beklediğimizden biraz daha küçük bir yer özel sektöre kaldı. Kardemir’in yerinde çıkıp oraya gitmesi elbette mümkün değil. Buranın yüksek teknolojili yatırımlara açılmasını bekliyoruz. Karabük’ü ilgilendiren bir konu da limanın Karabük ile bağlantısı. Bununla birlikte kabul edilebilir liman işletme maliyetleriyle firmalara hizmet etmesini bekliyoruz. Bize en yakın konteyner limanları, Marmara’da. Firmalarımız en kalabalık, en maliyetli yerden ihracat yapmaya çalışıyor. Limanla ilgili henüz bir aksiyon alınmadı.
LİMANDA SÖZ SAHİBİ OLMAK İSTİYORUZ
Endüstri bölgesi konusunda da Sanayi Bakanlığı, Tosyalı firmasına buranın altyapısının düzenlenmesi, yatırım yapılabilir hale gelmesi için yetki vermişti. Türkiye’de böyle bir model yok. Normalde endüstri bölgeleri, valilik, ticaret-sanayi odaları, bakanlıktan oluşan bir heyet tarafından yapılıyordu, ilk defa bir özel sektöre bu görev verildi. Sonra da doğalgaz gündem oldu. Doğal gaz olunca da yer küçüldü.
Tosyalı’nın yetkili olduğu konu endüstri bölgesindeki yatırım yapılabilir alan. Ama şimdiye kadar verilmiş bir karar olmadı. Biz de orada hem bölge firmaları olarak hem de Kardemir’i dahil edersek limanda söz sahibi olmak istiyoruz. Oluşabilecek bir konsorsiyumda yer alabilmek için görüşmelerimizi yapıyoruz.
TEKSTİL DE VAR KAUÇUK YATIRIMI DA…
Karadeniz doğal gazın da çok ciddi bir çalışma var. 2023’te bu gazın kullanılması iradesi konulduğu için ekip çok ciddi bir şekilde çalışıyor. Filyos Bölgesi’ne biz de ziyaret yapıyoruz. Özellikle liman kısmı bizi çok ilgilendiriyor. Liman bitmiş vaziyette. Gemilerin yanaşabileceği rıhtımlar bitmiş durumda, sadece oradaki limanın bir işleticiye verilmesi, oradaki vinçlerin ve elleçlemelerin makinelerinin faaliyete geçirilip, ulaştırma sorunun giderilmesi lazım. Türkiye Petrolleri orada çok ciddi çalışmalar yapıyor.
Demir-çelik sektörüne bağlı makine imalat sektörümüz de faaliyet gösteriyor, tekstil sektörümüz 2 bin kişiye istihdam sağlıyor. OSB’mizde ayakkabı, kauçuk sektöründe firmalar var. Ancak üretimimizin yüzde 75’i demir-çelik ürünlerinden.”



