Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
05 Aralık, 2021 21:12 tarihinde yayınlandı
0

Mehmet Mescier; “Kardemir Olmazsa, Büyük Sıkıntı Olur..” 

DÜNYA Gazetesi ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB..) ÖNCÜLÜĞÜNDE,81 İl’de ki Oda ve Borsa Başkanları ile  ekonominin nabzını tutuyor “Başkanlar konuşuyor..” söyleşisine katılan Karabük TİCARET ve SANAYİ ODASI Başkanı Mehmet MESCİER “ KARDEMİR Şirketi,Karabük Demir Çelik Fabrikalarını devir aldıktan sonra,Üretim 6 kat arttırıldı..” dedi ve Karabük üzerine görüşlerini dile getirdi.

Haber Merkezi

DÜNYA Gazetesi ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB..) öncülüğünde,81 İl’de ki Oda ve Borsa Başkanları ile ekonominin nabzını tutuyor ve “Başkanlar konuşuyor..” konulu söyleşi programına,haftanın konuğu olarak katılan,Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet MESCİER önemli açıklamalar yaptı ve Karabük’ü değerlendirdi.

Uzun bir değerlendirme yapan TSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet MESCİER,KARDEMİR bünyesinde,5 bin çalışan olduğuna işaret ederek buna ilaveten de,KARDEMİR’DEN aldığı hammaddeyi işleyen Özel Sektör yatırımlarında da 3.500 çalışan olduğuna dikkat çekerek “KARDEMİR Olmazsa büyük sıkıntı yaşanır..” dedi ve uzun söyleşisinde şu görüşlere de yer verdi.

“Karabük şehrinin kuruluş süreci, 3 Nisan 1937 yılında ilk ağır sanayi yatırımı olan demir-çelik fabrikalarının temelinin atılmasıyla başlıyor. Şehrimizin tarihi ağır sanayiyle başladığı için geçen zamanda tüm dinamikler yine ağır sanayi sayılabilecek kültür üzerinden devam ediyor. Karabük’te kurulan bu fabrikada edinilen deneyim ülkemizdeki diğer ağır sanayi yatırımları için de kullanılır oldu. Bunların başında Erdemir ve İsdemir var. Bununla birlikte limanlar, tersaneler, barajlar, petrokimya gibi pek çok yatırımın temelinde Karabük’ün imzası vardır. Son dönemde özelleştirmelerden sonra Demir Çelik İşletmesi Kardemir olduktan sonra demiryolu ve tren tekeri konusunda Türkiye’de tek, Avrupa’da birkaç üreticiden biri haline geldi.

KARDEMİR 1994’TEKİ BÜYÜK DİRENİŞ SAYESİNDE 6 KAT BÜYÜK

Özetle Karabük’ün Karabük olmasının sebebi demir-çelik fabrikasının buraya kurulu olması. Sanayi ve istihdam anlamında Kardemir olmasa büyük sıkıntı olur. Üniversitemiz de Kardemir sayesinde bu kadar çok öğrenciye sahip. Üniversitemizden mezun olan gençlerimizin çoğu Kardemir başta olmak üzere kentimizdeki demirçelikçilerde çalışıyorlar. Demir-çelik sektörü Karabük’ün can damarı. 8 Kasım 1994’te fabrikanın kapanmaması için büyük bir direniş olmuştu. Ben 15 yaşlarında çocuktum. Şehirde hayat durmuştu. Bütün şehir belediyesiyle, iş insanlarıyla, sivil toplumuyla, işçisiyle, öğrencisiyle sokaklara dökülüp “Bu fabrika kapatılmayacak” dedi. O kararlılık sayesinde bu fabrika kapatılmadı. Belli bir noktaya geldi. O günlere göre üretimi 6 kat fazla bir halde. Çok daha katma değerli ürünlerle dünya ölçeğinde rekabet edebilen, bölgeyi de sadece istihdam anlamında değil sanayi, yarı mamul, hammadde kaynağı anlamında bölgeye can veren bir fabrika. Elbette 80’lerden sonra sadece üretmek değil, rekabetçi üretmek öne çıkıyor. Orada bu yatırımların yapılmamasından dolayı, 80’lerde ve 90’larda demirçelik fabrikaları için rekabetten uzak ve maliyetlerini kontrol edemeyecekleri bir hale gelmiş. Yatırım pedalını sürekli çevirmek lazım. Bugün geldiğimizde Türkiye’nin ilk 50 sanayi tesisinden biri. Kâr da ederek faaliyetine devam ediyor. 5 bin civarında direkt istihdamı var. Kardemir’in verdiği yarı mamulle üretim yapan diğer firmalarda da 3 bin 500 kişilik bir istihdam var. Aileleriyle birlikte düşündüğümüzde bu rakam Karabük nüfusunun 3’te biri anlamına geliyor. Kardemir yeni bir ürün geliştiriyor diyelim, özel sektör hemen kentte buna uygun bir üretim başlatıyor. Eskiden sadece haddehane vardı. Ağır profil üretiyor mesela, çelik konstrüksiyon fabrikaları oluştu, kangal demir üretiyor ona bağlı çelik hasır ve tel fabrikaları yapıldı.

Yeşil dönüşüm ile ilgili yatırımları sanayiciler mecburen yapmak zorunda. Paris Anlaşması kabul edildi. Demir-çelik sektöründe fosil yakıtların kullanılması nedeniyle bu dönemde bizim fabrikalarımız biraz olumsuz ayrıştı. Hidrojen yakıt ile bunun önüne geçebiliriz. Umut bağlandı ama bu teknolojinin maliyetlerini bilmiyoruz. Bir şekilde sanayiciler olarak bu değişime ayak uyduracağız.

YÜKSEK TEKNOLOJİLİ YATIRIM BEKLİYORUZ

Bizim çocukluğumuzdan beri burada Filyos Vadisi projesi konuşulur. Karabük’e 70-80 kilometre uzaklıkta limanımız yapıldı. Liman tek başına elbette işe yaramıyor. Yol bağlantılarının yapılması lazım, demiryolunun bağlanması lazım. Devlet limanı yaptı, şimdi yap-işlet-devret şeklinde limanın bir işleticiye verilmesi hedefl eniyor. Limanın arkasında da bir endüstri bölgesi var. Bu bölge, Karadeniz’de bulduğumuz gazın karaya çıkartılacağı nokta olarak belirlendi. Endüstri bölgesinin neredeyse yarısı; Türkiye Petrolleri AŞ, BOTAŞ, doğal gaz indirme, basınçlama tesislerine tahsis edildi. Dolayısıyla bizim beklediğimizden biraz daha küçük bir yer özel sektöre kaldı. Kardemir’in yerinde çıkıp oraya gitmesi elbette mümkün değil. Buranın yüksek teknolojili yatırımlara açılmasını bekliyoruz. Karabük’ü ilgilendiren bir konu da limanın Karabük ile bağlantısı. Bununla birlikte kabul edilebilir liman işletme maliyetleriyle firmalara hizmet etmesini bekliyoruz. Bize en yakın konteyner limanları, Marmara’da. Firmalarımız en kalabalık, en maliyetli yerden ihracat yapmaya çalışıyor. Limanla ilgili henüz bir aksiyon alınmadı.

LİMANDA SÖZ SAHİBİ OLMAK İSTİYORUZ

Endüstri bölgesi konusunda da Sanayi Bakanlığı, Tosyalı firmasına buranın altyapısının düzenlenmesi, yatırım yapılabilir hale gelmesi için yetki vermişti. Türkiye’de böyle bir model yok. Normalde endüstri bölgeleri, valilik, ticaret-sanayi odaları, bakanlıktan oluşan bir heyet tarafından yapılıyordu, ilk defa bir özel sektöre bu görev verildi. Sonra da doğalgaz gündem oldu. Doğal gaz olunca da yer küçüldü.

Tosyalı’nın yetkili olduğu konu endüstri bölgesindeki yatırım yapılabilir alan. Ama şimdiye kadar verilmiş bir karar olmadı. Biz de orada hem bölge firmaları olarak hem de Kardemir’i dahil edersek limanda söz sahibi olmak istiyoruz. Oluşabilecek bir konsorsiyumda yer alabilmek için görüşmelerimizi yapıyoruz.

TEKSTİL DE VAR KAUÇUK YATIRIMI DA…

Karadeniz doğal gazın da çok ciddi bir çalışma var. 2023’te bu gazın kullanılması iradesi konulduğu için ekip çok ciddi bir şekilde çalışıyor. Filyos Bölgesi’ne biz de ziyaret yapıyoruz. Özellikle liman kısmı bizi çok ilgilendiriyor. Liman bitmiş vaziyette. Gemilerin yanaşabileceği rıhtımlar bitmiş durumda, sadece oradaki limanın bir işleticiye verilmesi, oradaki vinçlerin ve elleçlemelerin makinelerinin faaliyete geçirilip, ulaştırma sorunun giderilmesi lazım. Türkiye Petrolleri orada çok ciddi çalışmalar yapıyor.

Demir-çelik sektörüne bağlı makine imalat sektörümüz de faaliyet gösteriyor, tekstil sektörümüz 2 bin kişiye istihdam sağlıyor. OSB’mizde ayakkabı, kauçuk sektöründe firmalar var. Ancak üretimimizin yüzde 75’i demir-çelik ürünlerinden.”

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
13 Haziran, 2026 15:56 tarihinde yayınlandı
0 0

Ünlü estetikçi açıkladı: “Yüz gençleştirme ameliyatları ile 30 yıl gençleşmek mümkün”

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, artan yaşam süresiyle birlikte yüz gençleştirme operasyonlarına ilginin yükseldiğini belirterek, “Günümüz estetik cerrahisiyle bazı hastalarda 20-30 yıl daha genç bir görünüm elde edilebiliyor. Ancak önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiğidir; herkesin estetik ameliyat olması gerekmez” dedi.

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, günümüzde en sık uygulanan estetik operasyonlardan birinin yüz gençleştirme ameliyatları olduğunu söyledi. İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte yaşlanmanın etkilerinin daha görünür hale geldiğini ifade eden Akbaş, birçok kişinin kendisini daha genç ve dinamik hissetmek amacıyla cerrahi müdahalelere yöneldiğini belirtti. Yaşlılığın en belirgin şekilde yüzde görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Akbaş, “Zaman içerisinde kaslar gevşiyor, göz kapakları düşüyor, göz altı torbaları oluşuyor. Yerçekiminin etkisiyle yanaklar aşağı doğru sarkıyor, boyun bölgesinde kırışıklıklar ve katlanmalar meydana geliyor. Bu değişiklikler kadın ya da erkek fark etmeksizin insanların moralini ve motivasyonunu olumsuz etkileyebiliyor” diye konuştu.

“10 ila 30 yıl gençleşme sağlayan sonuçlar elde edilebiliyor”

Plastik cerrahinin ulaştığı teknolojik ve bilimsel seviyenin yüz gençleştirme alanında başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu vurgulayan Akbaş, “Bazen kişileri 10, 20 hatta 30 yıl geriye götürebilecek sonuçlar alınabiliyor. Bu da insanların daha genç, daha enerjik, daha güzel ya da daha yakışıklı görünmelerini sağlayabiliyor. Evlilik hayatında, iş yaşamında ve sosyal çevrede kişinin motivasyonuna olumlu katkılar sunabiliyor” şeklinde konuştu.

“Yaşlanma izleriyle gurur duyanların ameliyata ihtiyacı yok”

Yüz gençleştirme ameliyatlarının herkes için gerekli olmadığının altını çizen Prof. Dr. Akbaş, bazı kişilerin yaşlanma belirtilerini hayat tecrübelerinin ve anılarının bir parçası olarak gördüğünü belirtti. Akbaş, “Bazen öyle insanlarla karşılaşıyorum ki, ‘Hocam, yüzümdeki yaşlanma izleri benim yaşadığım hayatın bir parçası. Bunlarla gurur duyuyorum’ diyorlar. Eğer bir kişi bunu içtenlikle söyleyebiliyorsa buna saygı duymak gerekir ve ameliyat olmasına gerek yoktur” ifadelerini kullandı.

“İş hayatındaki rekabet estetik taleplerini artırıyor”

Özellikle iş yaşamında genç kuşaklarla birlikte çalışan bazı kişilerin görünüm nedeniyle dezavantaj yaşayabileceklerini düşündüklerini belirten Akbaş, “Yurt dışından gelen bazı hastalarım, genç çalışanlarla rekabet etmek zorunda kaldıklarını ve yaşlı görünmelerinin işlerini kaybetmelerine neden olabileceğinden endişe duyduklarını ifade ediyor. Kendilerini enerjik hissettikleri halde yüzlerindeki yaşlanma belirtileri nedeniyle estetik operasyon talep edebiliyorlar” açıklamasında bulundu.

“Önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiği”

Geç yaşta evlilik ve ebeveynlik gibi sosyal değişimlerin de estetik operasyonlara ilgiyi artırdığını kaydeden Akbaş, bazı anne ve babaların çocuklarının okul ortamında yaşadıkları olumsuz deneyimlerden etkilenerek daha genç görünme isteği duyabildiklerini söyledi. Akbaş şunları söyledi:

“Bir insan kendini seviyorsa, görünümünden memnunsa ve yaşlanma belirtileri onda özgüven eksikliği oluşturmuyorsa ameliyata ihtiyacı yoktur. Burada önemli olan kişinin kendi ihtiyaçlarını ve beklentilerini doğru değerlendirmesidir. Herkes için geçerli tek bir doğru yoktur; önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiğidir.”

Bizi sosyal medyadan takip edin