Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
15 Temmuz, 2017 00:51 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu ADD’den 15 Temmuz Açıklaması

Safranbolu ADD tarafından 15 Temmuz nedeniyle ADD genel merkezi tarafından hazırlanan yazılı bir açıklama yapıldı.

Genel başkan Tansel Çölaşan imzası ile yapılan açıklamada,”Türkiye, “şeyhler, dervişler, müritler” ülkesi oldukça, 15 TEMMUZ’ların Yaşanması her zaman olanaklıdır, çare Atatürk’ün Laik ve demokratik Cumhuriyetini yeniden yaşama geçirmektir!

15 Temmuz 2016 gecesi, CIA desteğiyle, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere, devletin neredeyse tüm kurumlarına sızan FETÖ mensuplarınca yapılan darbe girişiminin yıldönümünde, bu girişimi yapanları ve buna fırsat hazırlayanları bir kez daha lanetliyoruz.

15 Temmuz, ülkemiz için çok önemli derslerle doludur.

Başta Atatürk’ün kan pahasına kurduğu TBMM olmak üzere, kamu kurumlarının bombalanması, ordumuzun zaaf içinde gösterilmeye çalışılması, emniyet güçlerinin karşı karşıya getirilmesi kabul edilemez olaylardır.

Bu olaydan, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, hükümetin yeterli dersleri çıkarmadıkları görülmektedir.

Bunun birinci göstergesi, Anayasa değişikliği ile darbe girişimine karşı direnen Gazi Meclis’in yetkilerinin kaldırılması ve egemenliğin tek kişide toplandığı bir tek kişi rejimine geçilmesi olmuştur.

Böylece ülkemiz, tek kişinin kandırılması halinde yaşanabilecek facialara açık hale gelmiştir.

İkinci göstergesi ise 1923’lerde Mustafa Kemal önderliğinde inşa edilen uluslaşma sürecini yıkmaya yönelik “devrim karşıtı” çabaların devam ediyor olmasıdır.

Biliyoruz ki, bir ülkede yaşanan olumlu-olumsuz tüm olaylardan en başta “siyasi iktidar sorumludur.”
Hepimiz biliyoruz ki, AKP iktidarı boyunca Yüksek Askeri Şura toplantılarında “irticai faaliyetlerde bulunduğu” tespit edilen subayların tasfiyesi engellenmiştir.

Daha da kötüsü; iktidarın yabancı istihbarat örgütleri ve Fethullahçı yapı ile birlikte el ele sürdürdüğü Ergenekon-Balyoz operasyonlarıyla, Ordumuz içinde Atatürk Devrimlerine ve demokrasiye bağlı subaylarımız tasfiye edilerek dengeler alt üst edilmiş, devrimci uyanıklık örselenmiştir.

Bugün 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde sokaklara asılan afişlerin birçoğunda, yine ordunun hedef alındığını, acziyet içinde gösterilmeye çalışıldığını, ordu ile halkımız arasındaki güven duygularının sarsılmaya çalışıldığını ve sorumluluğun TSK’ne yıkılmaya çalışıldığını görüyoruz.

Oysa, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni zayıf düşürmek FETÖ’nün amaçlarından biriydi. Siyasi iktidar, geçen bir yıllık süre içerisinde yaptığı uygulamalarla TSK’nın tüm kurum ve kuruluşlarını ortadan kaldırarak, kendisi de orduyu zayıf düşürecek adımlar atmıştır.

Bugün yapılması gerekenler şunlardır: Her türlü etnik, mezhepsel ayrıştırıcı politikalar bir kenara bırakılmalı, Cumhuriyet rejiminin sağladığı eşitlik ve özgürlük olanaklarına sıkı sıkıya sarılmalı, bu anlamda, 16 Nisan halk oylaması ile saraya verilen egemenlik, saraydan alınarak yeniden Türk Milletine verilmelidir.

Siyasi partiler başta olmak üzere, demokratik kitle örgütleri ve tüm kişi ve kurumlar, PKK, IŞİD, FETÖ gibi terör örgütlerine karşı ortak tavır alabilmeli, terör uzantıları tüm kamu kurumlarında tespit edilmeli, ancak bu kişilerin yerlerine yeni bir siyasal İslamcı anlayış yerine, kıdem ve liyâkatı gözeten, hakkaniyetli, yurtsever, Cumhuriyet değerlerine bağlı kadrolar getirilmelidir.

TSK’nın kurumsal varlığı ve onuru özenle gözetilmelidir. Yaşadığımız kriz bölgesinde güçlü bir TSK’nın Türkiye’nin en önemli güvencesi olduğu unutulmamalıdır.

Ve son olarak: Bağımsız yargıyı oluşturmak, üniversiteleri laik, bağımsız ve sorgulayan bir konuma getirmek, toprak bütünlüğümüzü, Cumhuriyetimizin kurucu ilkelerini ve Ulusal-Üniter devleti savunmak öncelikli hedeflerimiz olmalıdır”ifadelerine yer verildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca
15 Haziran, 2026 21:00 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0 0

Etkisiz ve yetkisiz KENT KONSEYİ

Şafak Zeki AKCA yazdı.

Karabük’te bir Kent Konseyi var.

Başında da çocukluğumuzdan bu yana tanıdığımız, sevdiğimiz bir isim bulunuyor: Enver Malkoç.

Çalışkan bir insandır. Savunduğu değerlere sahip çıkar.

Başarılı bir karikatüristtir.

Japonya’da aldığı uluslararası ödül de bunun önemli göstergelerinden biridir.

Bugün ise Karabük Kent Konseyi Başkanlığı görevini yürütüyor.

Ancak burada konuşmamız gereken kişi değil, sistemdir.

Çünkü mevcut haliyle kent konseyleri ne kadar etkili, ne kadar bağımsız, ne kadar özgür sorusu giderek daha fazla tartışılıyor.

Açık konuşalım…

Kent Konseylerinin ne kayda değer bir bütçesi var ne de güçlü bir yaptırım mekanizması.

Bu nedenle çoğu zaman tavsiye niteliğinde kararlar alan, etkisi sınırlı yapılar olarak kalıyorlar.

Eminim Sayın Malkoç da bu durumdan rahatsızlık duyuyordur.

Sayın Enver Malkoç aynı zamanda Ak Parti yönetim kurulu üyesidir.

*

Peki Kent Konseyi nedir?

Yönetmeliklere baktığınızda;

Katılımcılık…

Ortak akıl…

Hemşehrilik bilinci…

Sürdürülebilir kalkınma…

Çevre duyarlılığı…

Sosyal dayanışma…

Hepsi var.

Kâğıt üzerinde son derece güzel.

Peki ya sahada?

Asıl mesele de burada başlıyor.

Çünkü yıllardır yalnız Karabük’te değil, Türkiye’nin birçok kentinde aynı soru soruluyor:

Mesela…

Karabük’te yıllardır konuşulan hangi büyük sorunda Kent Konseyi belirleyici oldu?

Hangi tartışmayı başlattı?

Hangi yanlışın karşısında durdu?

Hangi konuda kamuoyu oluşturdu?

Hangi meselede “Durun arkadaş, burada bir sorun var” dedi?

Zor sorular bunlar.

Ama sorulması gerekiyor.

*

Çünkü Kent Konseyi dediğiniz yer biraz da itiraz makamıdır.

Sadece alkış makamı değildir.

Sadece organizasyon makamı değildir.

Sadece fotoğraf makamı hiç değildir.

Bazen yönetenleri rahatsız edecek.

Bazen can sıkacak.

Bazen de kimsenin söylemek istemediğini söyleyecek.

Ortak akıl dediğimiz şey zaten biraz rahatsız edici bir şeydir.

*

Kent Konseyi Başkanı aynı zamanda aktif siyasetin içindeyse…

Belediyeyi gerektiğinde ne kadar eleştirebilir?

Ne kadar bağımsız davranabilir?

Ne kadar özgür olabilir?

Kimse alınmasın.

Bu soru kişisel değil.

Bu soru yapısal.

Bugün Karabük’te soruluyor.

Başka şehirlerde de soruluyor.

Çünkü Türkiye’nin birçok yerinde Kent Konseyleri benzer bir sınav veriyor.

*

Belki de artık isimleri değil, sistemi konuşmanın zamanı gelmiştir.

Kent Konseyi Başkanı aktif siyasetin içinde olmalı mı?

Yürütme Kurulu gerçekten toplumun tüm kesimlerini temsil ediyor mu?

İş insanları var mı?

Sendikalar var mı?

Akademisyenler var mı?

Gençler var mı?

Kadınlar var mı?

Mahallelerin sesi var mı?

*

Karabük’ün ihtiyacı daha fazla toplantı değil.

Daha fazla fotoğraf değil.

Daha fazla protokol görüntüsü hiç değil.

Karabük’ün ihtiyacı;

Şehrin sorunlarını açıkça konuşabilen,

Yanlışa yanlış diyebilen,

Doğruya doğru diyebilen,

Kimsenin arka bahçesi olmayan bir Kent Konseyi’dir.

Çünkü kentlerin ortak akla ihtiyacı vardır.

Ortak akıl ise ancak özgür olduğunda anlam kazanır.

Kalın Sağlıcakla

 

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.