Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
04 Eylül, 2023 15:47 tarihinde yayınlandı
0

Sağ kalp kapağı yetmezliği yeni uygulanan anjiyo yöntemiyle tedavi edilebiliyor

Sağ kalp kapağında ileri düzeyde yetmezlik bulunan ve cerrahi şansı bulunmayan hastalara, anjiyografik yöntemle kasık damarından girilerek, yeni biyolojik kapak takılarak kalpte büyüme riski azaltılabiliyor.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bozbaş, tüm dünyada ölüm nedenleri içinde kalp ve damar hastalıklarının ilk sırada yer aldığını söyledi.

Damar sertliği başta olmak üzere kalp yetmezliği ve kapak yetmezliklerinin, kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm nedenlerini oluşturduğunu anlatan Bozbaş, ölüm riskinin yaşın ilerlemesiyle birlikte arttığının altını çizdi.

Bozbaş, kalbin sağ kapakçığının kanı geriye doğru kaçırmasının (triküspid yetmezliği) son yıllarda giderek artan bir sağlık sorunu haline geldiğini vurgulayarak, “Sağ kapakçık yetmezliği, ileriye akciğere doğru gitmesi gereken kanın geriye doğru kaçması şeklinde tanımlanmaktadır.” dedi.

Kalp kapaklarının, kanın geçişine izin veren esnek yapılar olduğunu aktaran Bozbaş, sözlerine şöyle devam etti:

“Kanın tek yönlü akışına imkan veren kalp kapakçıkları, kanın geçişi sırasında açılır ve bunun ardından tekrar kapanır. Bu kapanma tam olmadığında ise kan geriye doğru kaçar. Yani kapakta yetmezlik durumu ortaya çıkar.

Hastalık ilerledikçe kalbin sağ tarafında büyüme olur, akciğer damarlarında tansiyon yükselir. Bu durum hastalarda nefes darlığına, bacaklarda şişme ve karın boşluğunda su toplanması gibi şikayetlere yol açar. Zamanla kalp iyice büyür, zayıflar ve ölüm riski artar.”

“Türkiye’de de bu yöntem, 5 hastaya başarılı bir şekilde uygulandı”

Bozbaş, kalp kapağı yetmezliğinde ilaç tedavisinin iyileştirici olmadığını, sadece şikayetleri azalttığını belirterek, iyileştirici tedavi için mutlaka kapağa müdahale edilmesi gerektiğini bildirdi.

Bunun da ameliyatla kapağın tamir edilmesi veya değiştirilmesi ya da anjiyo yöntemiyle kapağın tamiri veya yeni kapak yerleştirilmesi şeklinde yapılabildiğini belirten Bozbaş, “Önceden bu hasta grubunda ameliyat riski çok yüksek olduğu için adeta çaresiz kalınıyordu. Ancak günümüz modern tıbbının ulaştığı seviyede artık anjiyografik yöntemle tedavi imkanları mevcut. Anjiyografik yöntemle hastanın kasık damarından girilerek yeni biyolojik kapak takılabiliyor ya da kapak tamir edilebiliyor.” diye konuştu.

Bozbaş, anjiyografik yöntemle biyolojik kapak yerleştirme yönteminin dünyada yeni uygulanmaya başlandığını ve başarılı sonuçlar elde edildiğine vurgu yaparak, “Türkiye’de de bu yöntem, 5 hastaya başarılı bir şekilde uygulandı.” dedi.

Bu yeni yöntemin sağ kalp kapak yetmezliği olan, yüksek ölüm riski taşıdığı için cerrahi şansı bulunmayan hastalara uygulandığını anlatan Bozbaş, uygulamaya ilişkin şu bilgileri verdi:

” İşlem, genel anestezi verilmeksizin, hasta yarı uyur durumdayken ve solunum cihazına bağlanmadan yapılıyor. Sağ kasık toplardamarından 8-9 milimetrelik küçük bir damar yolu açılıyor ve buradan özel bir tel ile kalbin üst ve alt ana toplardamarına özel bir biyolojik kapak sistemi yerleştiriliyor. İki parçalı bir yapının yerleştirilmesiyle sağ kapakçıktan kanın geriye kaçışı önleniyor. Böylece kan artık yukarıya doğru gelemiyor, aşağı doğru gidemiyor. Dolayısıyla işlemle hastanın bacaklarındaki, karın boşluğundaki şişlik azalıyor, yürüme kapasitesi iyileşiyor ve nefes darlığı azalıyor. Uygulama sonra kalpteki büyüme riski azalıyor.

Hasta için açık ameliyat ya da herhangi bir kesi yapılmıyor. İşlem yaklaşık 1 saat sürüyor. Hasta, sağlık durumuna göre 3-5 gün içerisinde taburcu ediliyor. Uygulama, kalbin sağ kapakçığında ciddi kaçırma olan ve ameliyat riski yüksek hastalara yapılıyor.”

Prof. Dr. Bozbaş, yeni uygulamanın hastaya önemli avantajlar sağladığını vurgulayarak, cerrahide hastanın çok daha uzun süre hastanede kalırken anjiyografik yöntemle yapılan işlemde çok kısa bir süre yoğun bakım takibi yapıldığını söyledi. Bozbaş, “Damar yoluyla kasıktan girilerek yapılan yöntem dikişsiz bir işlem. Hasta genel anestezi almıyor ve solunum cihazına bağlanmıyor. Kan nakline ihtiyaç duyulmuyor. Hasta çok az hastanede kaldığından enfeksiyon riski de büyük oranda azalıyor.” diye konuştu.

“İkinci doğum günüm için pasta keseceğiz”

Anjiyo yöntemiyle sağ kapağı yetmezliği bulunan 71 yaşındaki Gülsen Yapıcı’ya yapılan uygulama hakkında bilgi veren Bozbaş, “Hastamızın kalbinin sağ kapakçığında çok ciddi yetmezlik vardı ve karın boşluğunda sıvı birikmesi, ayaklarında şişlik ve nefes darlığı şikayetleri bulunuyordu. İleri evre sağ kalp yetmezliği olan bir hastaydı. Ameliyat riski çok yüksek olduğu için anjiyo yöntemiyle kapak takmaya karar verdik. Başarılı geçti, şu an iyiye gidiyor. Önümüzdeki günlerde hastamız daha iyi olacak.” dedi.

Hasta Gülsen Yapıcı da bunun kendisi için ikinci doğumu olduğunu belirterek, “Çok mutluyum, kurtuldum. Birçok hayalim var. Bunlardan biri torunlarımla birlikte yemeğe gitmek. Eşimle birlikte parkta yürüyüş yapacağım. İkinci doğum günüm için pasta keseceğiz çıkışta.” sözleriyle duygularını dile getirdi.

Gülsen Yapıcı’nın eşi Osman Yapıcı ise eşinin ameliyat şansı olmadığı için bu yöntemi öğrendiklerinde çok sevindiklerini anlatarak, “Aşağı yukarı elli bir yıllık evliyiz biz. O benim eşim, her şeyim  benim o. Ne kadar dua etsem azdır. Buradan çıktığımızda eşim nereye isterse oraya götüreceğim.” dedi.(AA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca
06 Haziran, 2026 15:45 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BUGÜN KARABÜK ÜNİVERSİTESİ İÇİN NE YAPTIN?

Şafak Zeki Akca yazdı
Karabük Üniversitesinde cuma günü anlamlı bir etkinlik düzenlendi.
Biz de ekibimizle birlikte bu programa katılım sağladık.
Etkinliğin amacı, Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yıl dönümünü kutlamaktı. Programın açılış konuşmasını Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih KIRIŞIK yaptı ve üniversitenin bugün geldiği noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ancak konuşmacılar arasında beni en çok etkileyen isim Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç oldu.
Müsaadenizle önce onun konuşmasından söz etmek istiyorum.
Sayın Keskinkılıç, konuşmasında Karabük Üniversitesinin kurucu rektörü merhum Prof. Dr. Burhanettin Uysal’ı da andı. Uysal’ın üniversitenin kuruluş yıllarında ortaya koyduğu mücadeleyi ve Karabük Üniversitesinin bugünlere geliş sürecindeki emeklerini anlattı.
Bu anlatım sırasında aralarında geçen bir diyaloğu paylaştı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın Ali Hoca?”
Rahmetli Burhanettin Hocamızın bu sözünü biz de çok iyi hatırlıyoruz. O dönemlerde yapılan sohbetlerde, üniversiteye dair her konu açıldığında bu cümleyi sık sık dile getirirdi.
Aslında bu soru yalnızca Ali Hoca’ya değil, Karabük’te yaşayan herkese yöneltilmiş bir soruydu. Çünkü Karabük Üniversitesi sadece öğrencilerin eğitim aldığı bir kurum değil; şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine yön veren en önemli değerlerden biridir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda üniversitenin binlerce öğrencisi, yüzlerce akademisyeni, uluslararası başarıları ve şehre kattığı canlılıkla Karabük’ün en önemli markalarından biri haline geldiğini görüyoruz.
Belki de bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru hâlâ aynı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Çünkü bir şehrin geleceği, o şehrin üniversitesine verdiği değer kadar güçlü olur.
Sayın Ali Keskinkılıç’ın bu sözleri salonda yankılanırken gözlerim istemsizce bir gazeteci meslektaşıma çevrildi. Bu tamamen bir refleksti. Çünkü son birkaç yılda Karabük Üniversitesi üzerinden yürütülen tartışmalar aklıma geldi.
Hepimiz hatırlıyoruz. Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih Kırışık, öyle eleştirildi, öyle yıpratılmaya çalışıldı ki mesele zaman zaman Türkiye gündemine kadar taşındı. Üniversiteyi hedef alan açıklamalar, Fatih Kırışık ve yönetime yönelik sert eleştiriler, hatta hakaret boyutuna ulaşan ifadeler havada uçuştu.
Bugün ise dönüp bakıyorum.
Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yılı kutlanıyor. Üniversitenin geçmişi, bugünleri ve geleceği konuşuluyor. Şehrin en önemli değerlerinden biri olarak gösteriliyor.
Peki o günlerde söylenen onca söz ne oldu?
O ağır eleştiriler, o kesin hükümler, o sert ithamlar şimdi nerede?
Göreniniz, bileniniz var mı?
Elbette eleştiri olacaktır. Her kurum eleştirilebilir, her yönetim sorgulanabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak eleştiri ile yıpratma çabası arasındaki çizginin de iyi korunması gerekir.
İşin ilginç tarafı, sözünü ettiğim bu muhterem şahısla sosyal medya üzerinden arkadaşlığımız o gazeteci dostumuz tarafından kaldırılmış. Açık konuşmak gerekirse, Karabük Üniversitesine ve Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık’a verdiğimiz destekten ve bize kırgın olduğundan dolayı düşünüyorum.
Varsın olsun…
İnsanlar farklı düşünebilir, farklı değerlendirmelerde bulunabilir.
Ama biz öyle değiliz.
Biz dostlarımızı, sırf bizim gibi düşünmüyor diye hayatımızdan çıkarmayız. Bir gün aynı masada oturduğumuz, aynı şehrin meselelerini konuştuğumuz insanları silip atmayız.
O yüzden kendisi hâlâ arkadaş listemizde duruyor.
Çünkü bizim için önemli olan kişiler değil, ilkelerimizdir.
Dün olduğu gibi bugün de Karabük’ün menfaatine olduğuna inandığımız her işin yanında olmaya devam edeceğiz.
Rahmetli Burhanettin Uysal’ın yıllar önce sorduğu o soru bugün de güncelliğini koruyor:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Aslında bu soru yalnızca üniversite için değil, Karabük için ne yaptığımızın da bir muhasebesidir.
Çünkü güçlü bir üniversite, güçlü bir şehir demektir. Güçlü bir şehir ise geleceğe daha güvenle bakan bir toplum demektir.
Kalın Sağlıcakla