Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
16 Kasım, 2021 20:02 tarihinde yayınlandı
0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank KARDEMİR’İ Ziyaret Etti

(İHA) – Türkiye’nin ilk ağır sanayi fabrikası olan Kardemir, yerli ve milli olarak ürettiği tren tekerinde ihracata odaklandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Fabrikalar kuran fabrika” olarak anılan Kardemir’in tren tekeri üretim tesisini ziyaret etti. Türk sanayisinin öncüsü kabul edilen Kardemir’de incelemelerde bulunan Bakan Varank, “İnşaat demirinin tonu 700 dolarken buradaki tren tekerleri işlenip üretildikten sonra tonu bin 800 dolarlara kadar çıkabiliyor. Türkiye’de katma değerli üretimi desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Varank, Kardemir’de üretilen tren tekerlerinin ilk kez ihraç edildiğine işaret ederek “İstanbul’daki vatandaşlarımız, bu yerli ve milli tekerlerle çalışan Marmaray’da seyahat ediyorlar. Gerekli sertifikasyonları peyderpey almasıyla birlikte ciddi bir ihracat yapacak” diye konuştu.
Bakan Varank’a ziyaretinde Karabük Valisi Fuat Gürel, Karabük milletvekilleri Cumhur Ünal ile Niyazi Güneş, Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, AK Parti Karabük İl Başkanı İsmail Altınöz, Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Mescier, Sanayi Bölgeleri Genel Müdürü Fatih Turan, KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanvekili Erdal Erdem, KARDEMİR Yönetim Kurulu Üyesi Muhammed Ali Oflaz, KARDEMİR Genel Müdürü Necdet Utkanlar eşlik etti.

Ziyaretin ardından bir açıklama yapan Bakan Varank, şunları kaydetti:
Karabük programımız çerçevesinde KARDEMİR’i ziyaret ediyoruz. KARDEMİR, Türkiye’de demir çelik endüstrisinin başladığı, medarıiftiharımız olan bir şirketimiz. KARDEMİR ziyaretimiz çerçevesinde de uzun yıllardır konuşulan ve artık nihayete eren bu devasa tren tekeri üretim tesisini ziyaret ettik, imalat hakkında bilgi aldık.
Katma değerli üretim: Türkiye’de katma değerli üretimle kalkınmanın her zaman destekçisi bir hükümet olarak hareket ediyoruz. Tren tekerleri, normal demir çelik üretimini katma değerli hale getiren bir proses. Türkiye’nin senede 40 bin tren tekeri ithalatı var. Burada gördüğümüz tesis, 200 bin adetlere kadar çok farklı kategorilerde tren tekeri üretebilen bir tesis.
Farklı tekerler üretiliyor. Raylı ulaşım sistemleri, dünyada standartların çok yoğun bir şekilde uygulandığı bir sektör. Bu tesiste üretilen tren tekerleri de çok farklı vagonlarda, raylı sistemlerde kullanılabiliyor. Çok farklı modeller burada üretilebiliyor. Yük vagonu tekerlerinden Marmaray’da kullanılabilen tekerlere kadar bu tesiste üretim yapma kabiliyeti var.
Ciddi ihracat yapacak: Yaklaşık 170-180 milyon dolarlık bir yatırımla bu tesis hayata geçirildi. Burada Türkiye’nin ihtiyacını karşılamanın yanında inşallah önümüzdeki dönemde bu tekerlerin gerekli sertifikasyonları peyderpey almasıyla birlikte ciddi bir ihracat yapılacak. Peki buradaki katma değer nedir diye sorarsak normal şartlarda bir inşaat demirinin tonu 700 dolarken buradaki tren tekerleri işlenip üretildikten sonra tonu bin 800 dolarlara kadar çıkabiliyor. Aradaki katma değer de ülkemizde kalmış oluyor.
Üretimle kalkınma: Yüksek teknoloji diyebileceğimiz dünyada, Avrupa’da birkaç ülkenin başarabildiği bir işi Türkiye’de Karabük’te başarıyor olmamız, bizim emekçilerimizin, mühendislerimizin bu tekerleri üretiyor olması memnuniyet verici. Türkiye’de katma değerli üretimi desteklemeye devam edeceğiz. Türkiye’nin neresinde olursa olsun, yerli ya da yabancı yatırımcıları destekleyerek ülkemizi üretimle kalkındırmanın derdinde olmaya devam edeceğiz.
Yerli ve milli tekerler Marmaray’da
Burada gördüğünüz tekerlerin bir kısmı halihazırda Türkiye’de kullanılmaya devam ediyor. İhracat da ilk defa gerçekleştirildi. Avrupa’ya buradaki tren tekerleri ihraç edilebiliyor. İstanbul’daki vatandaşlarımız, bu yerli ve milli tekerlerle çalışan Marmaray’da seyahat ediyorlar. Buranın en önemli kabiliyetlerinden bir tanesi kendilerine teslim edilen her türlü modeli kendi kalıplarıyla geliştirip bunları üretebilmeleri. Türkiye’de hangi sınıfta bir teker ihtiyacı varsa bundan sonra Karabük’te bunu karşılayabileceğiz ve bunun ihracatını yapabileceğiz.

Sertifikasyonlar alınıyor: Türkiye’de ilk olduğu gibi Avrupa’da da birkaç ülkeden bir tanesiyiz. Uzun yıllardır aslında konuşulan bir konudan bahsediyoruz. 5-6 yıl önce bu işin yatırımı başladı. 2018 yılında ilk üretimlerden sonra gerekli sertifikasyonların alınmasıyla birlikte bu tekerler de hem Türkiye’de hem yurt dışında kullanılabiliyor.

İhtiyacın 5 katını karşılayabiliyor
KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanvekili Erdem de, “2004 yılında başlayan tren rayı üretimi, sayın cumhurbaşkanımızın vizyonu üzerine başlatılan çalışmalarla 2006 yılında hayata geçirildi. İkinci vizyon olarak da tren tekeri konusunda adımlar atıldı. Şu anda ülkemizin ihtiyacının 5 katı büyüklüğünde bir üretim tesisine sahibiz.” dedi.

İddialı bir kuruluş olacağız
Asıl amaçlarının ihracat olduğunu vurgulayan Erdem, “Avrupa’daki bütün sertifikalarda yol alındı. İhracatımız, bu yıl içinde başlamış bulunuyor. Önümüzdeki yıllarda Avrupa’da ve dünyada tren tekerleği konusunda iddialı bir kuruluş olacağız. Yerli mühendislerimizin vizyonuyla yol alıyoruz. Hem hükümetimize hem sayın bakanımıza katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
13 Haziran, 2026 15:56 tarihinde yayınlandı
0 0

Ünlü estetikçi açıkladı: “Yüz gençleştirme ameliyatları ile 30 yıl gençleşmek mümkün”

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, artan yaşam süresiyle birlikte yüz gençleştirme operasyonlarına ilginin yükseldiğini belirterek, “Günümüz estetik cerrahisiyle bazı hastalarda 20-30 yıl daha genç bir görünüm elde edilebiliyor. Ancak önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiğidir; herkesin estetik ameliyat olması gerekmez” dedi.

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, günümüzde en sık uygulanan estetik operasyonlardan birinin yüz gençleştirme ameliyatları olduğunu söyledi. İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte yaşlanmanın etkilerinin daha görünür hale geldiğini ifade eden Akbaş, birçok kişinin kendisini daha genç ve dinamik hissetmek amacıyla cerrahi müdahalelere yöneldiğini belirtti. Yaşlılığın en belirgin şekilde yüzde görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Akbaş, “Zaman içerisinde kaslar gevşiyor, göz kapakları düşüyor, göz altı torbaları oluşuyor. Yerçekiminin etkisiyle yanaklar aşağı doğru sarkıyor, boyun bölgesinde kırışıklıklar ve katlanmalar meydana geliyor. Bu değişiklikler kadın ya da erkek fark etmeksizin insanların moralini ve motivasyonunu olumsuz etkileyebiliyor” diye konuştu.

“10 ila 30 yıl gençleşme sağlayan sonuçlar elde edilebiliyor”

Plastik cerrahinin ulaştığı teknolojik ve bilimsel seviyenin yüz gençleştirme alanında başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu vurgulayan Akbaş, “Bazen kişileri 10, 20 hatta 30 yıl geriye götürebilecek sonuçlar alınabiliyor. Bu da insanların daha genç, daha enerjik, daha güzel ya da daha yakışıklı görünmelerini sağlayabiliyor. Evlilik hayatında, iş yaşamında ve sosyal çevrede kişinin motivasyonuna olumlu katkılar sunabiliyor” şeklinde konuştu.

“Yaşlanma izleriyle gurur duyanların ameliyata ihtiyacı yok”

Yüz gençleştirme ameliyatlarının herkes için gerekli olmadığının altını çizen Prof. Dr. Akbaş, bazı kişilerin yaşlanma belirtilerini hayat tecrübelerinin ve anılarının bir parçası olarak gördüğünü belirtti. Akbaş, “Bazen öyle insanlarla karşılaşıyorum ki, ‘Hocam, yüzümdeki yaşlanma izleri benim yaşadığım hayatın bir parçası. Bunlarla gurur duyuyorum’ diyorlar. Eğer bir kişi bunu içtenlikle söyleyebiliyorsa buna saygı duymak gerekir ve ameliyat olmasına gerek yoktur” ifadelerini kullandı.

“İş hayatındaki rekabet estetik taleplerini artırıyor”

Özellikle iş yaşamında genç kuşaklarla birlikte çalışan bazı kişilerin görünüm nedeniyle dezavantaj yaşayabileceklerini düşündüklerini belirten Akbaş, “Yurt dışından gelen bazı hastalarım, genç çalışanlarla rekabet etmek zorunda kaldıklarını ve yaşlı görünmelerinin işlerini kaybetmelerine neden olabileceğinden endişe duyduklarını ifade ediyor. Kendilerini enerjik hissettikleri halde yüzlerindeki yaşlanma belirtileri nedeniyle estetik operasyon talep edebiliyorlar” açıklamasında bulundu.

“Önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiği”

Geç yaşta evlilik ve ebeveynlik gibi sosyal değişimlerin de estetik operasyonlara ilgiyi artırdığını kaydeden Akbaş, bazı anne ve babaların çocuklarının okul ortamında yaşadıkları olumsuz deneyimlerden etkilenerek daha genç görünme isteği duyabildiklerini söyledi. Akbaş şunları söyledi:

“Bir insan kendini seviyorsa, görünümünden memnunsa ve yaşlanma belirtileri onda özgüven eksikliği oluşturmuyorsa ameliyata ihtiyacı yoktur. Burada önemli olan kişinin kendi ihtiyaçlarını ve beklentilerini doğru değerlendirmesidir. Herkes için geçerli tek bir doğru yoktur; önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiğidir.”

Bizi sosyal medyadan takip edin