Saadet Partisi İl başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Arakan’da büyük bir insanlık ayıbı,büyük bir insanlık katliamı yaşanmaktadır” ifadelerine yer verildi.
Son aylarda Arakan’da yaşanan olumsuzluklarla ilgili yapılan değerlendirmede,”Bu gün buradan,Karabük’ümüzün en merkezi meydanından, Müslümanlar olarak tüm dünyaya haykırmak, feryadımızı duyurmak istiyoruz “ey zalimler yenilecek ve cehenneme sürüleceksiniz”
Arakan, Yemen, Libya… Başımızı nereye çevirsek kesif bir duman görüyor, kulağımızı nereye kabartsak acı bir feryat duyuyoruz. Ama bundan daha acı olanı bu feryatlara karşı gözlerin kör, kulakların sağır kesilmesidir.
Herkesin barış ve huzur içinde yaşadığı adil bir dünyayı kurmak mümkün. Bunun için yapılması gereken ayrılmak, parçalanmak değil, birlik olmaktır. Bizi biz yapan değerlere daha sıkı bağlanmaktır. Gücümüzü birbirimizi yok etmek için değil, birbirimize yardımcı olmak için kullanmaktır. Bizi biz yapan ortak değerlerimize sarıldıkça aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.
“İslam ülkeleri yöneticilerinin bütün ihtilafları bir kenara bırakarak, bir araya gelmesi artık kaçınılmaz bir zorunluluktur. Kurban kanından çok insan kanının aktığı bir coğrafya da, hiç kimse bu sorumluluktan kaçamaz. Bu noktada Türkiye’ye büyük görev düşmektedir. İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanı olarak Türkiye bu çağrıya öncülük etmelidir. Atılacak somut bir adım, söylenecek bin nutuktan daha etkili olacak, en azından Müslümanlar için bir umut ışığı oluşturacaktır”
Tüm İslam coğrafyasının zulme uğradığı,kanın ve göz yaşının oluk oluk aktığı bu günlerde,çağdaş dünyanın sessiz bakışları arasında, Bengal Körfezinin doğu kıyılarında yaşayan Arakanlı kardeşlerimiz yine bir katliamla karşı karşıyadır.
Arakanlı Müslümanlar, yeni doğan bebekler ve küçücük çocuklar da dâhil tüyler ürpertici bir şekilde şehit edilmekte ya da insanlık dışı muameleye tabı tutulmaktadırlar.
Müslümanlara karşı yaşamaktan bezdirme, işkence ve katliamlar sistematik bir şekilde uygulanmaktadır. Her türlü temel hakkı yok sayılan, topraksız ve kimliksiz olarak yaşamaya çalışan ARAKANLI Müslümanlar tüm dünyanın gözleri önünde adeta sürek avına tabi tutulmaktadırlar.
Atalarından kalan toprakları terk etmeye zorlanan ve bunun neticesinde komşu ülkelere sığınmak mecburiyetinde bırakılan Arakanlı mülteci Müslümanların da durumu iç açıcı değildir.
Geçtiğimiz yıllarda da benzer katliamlar yaşanmış, biz bu katliamlar karşısında başta Türkiye olmak üzere tüm İslam Ülkelerindeki yönetimleri ve uluslararası kuruluşları fanatik Myanmar hükümetine karşı tepki göstermeye ve yaptırım uygulamaya davet etmiştik.
Bugün yaşanılan süreç, faşist Myanmar hükümetine gösterilen tepkinin ve uygulanan yaptırımların son derece cılız olduğunu düşündürtmektedir.
insan hakları evrensel beyannamesinde,tüm insanların,dinine rengine ve ırkına bakılmaksızın,tanınan haklar.Bu hakları tanıyanların durgun bakışları ve sessizliği içerisinde birer birer ayaklar altına alınmak ta,Arakan’da büyük bir insanlık ayıbı,insanlık katliamı yaşanmaktadır.Burada bir savaş yoktur.Bu topraklarda vahşice yapılan bir soykırım ve işgal vardır.
Konu Müslümanlar olunca bu çağdaş zalimlerin nasıl seslerini çıkarmadıklarını,bu gün değil uzun zamandır,İslam coğrafyasında yaşananlar ve yaşatılanlar neticesinde edindiğimiz tecrübelerle,çok iyi biliyoruz.
Şimdi biz diyoruz ki başta Türkiye olmak üzere tüm İslam Ülkelerinin yönetimleri yeniden ve daha kararlı bir biçimde harekete geçmelidir. Katliam gerçeği, insan hakları ihlalleri, faşizan uygulamalar mutlaka uluslararası platformlara taşınmalıdır.
Kıbrıs’ta bir problem yokken, kırk yılı aşkın bir süredir kimsenin saçının teline zarar gelmemişken Kıbrıs’la ilgili toplantı üstüne toplantı yapan Birleşmiş Milletler Arakan konusunda gereken adımları atmaya zorlanmalıdır.
Uluslararası insani yardım kuruluşlarının Arakan’a girişi ve yardımların ulaşması garanti altına alınmalıdır.
Mülteci olarak yaşayan Arakanlıların atalarının topraklarına dönüşünü kolaylaştıracak şartlar hazırlanmalıdır.Arakanlı Müslüman kardeşlerimizin kendi topraklarında huzur ve refah içinde özgür olarak yaşamaları sağlanmalıdır.
Arakanlı Müslümanların can emniyeti, ekonomik hakları, inanç hürriyetleri, eğitim hakları, kültürel hakları garanti altına alınmalıdır.
Arakan’da yüreklerimizi parçalayan bu tablo; İslam Ülkelerinin bir ve bütün olarak oluşturacakları bir İslam Birliğinin eksikliğinin bir kez daha nelere mal olduğunu göstermiştir.Bundan dolayıdır ki 1997 yılında Erbakan Hocamız tarafından 8 İslam ülkesi ile kurulan Kuvveti üstün tutan zulüm dünyası yerine Hakkı üstün tutan yeni bir saadet dünyasının kuruluş hareketi olan tüm mazlum ve mahzun coğrafyalara umut ışığı olmuş D_8’ler derhal aktif hale getirilerek D-60 ve D-160’ların oluşacağı boyuta çıkarılarak bugün Küresel ırkçı Siyonist zalim ve sömürü sistemine karşı
Hakka ve Adalete dayalı ADİL bir Dünyanın kurulması sağlanmalıdır.
Saadet Partisi Karabük il Başkanlığı olarak bizler bu yaşanan gelişmeler karşında tarihe tanıklığımızın ve insanlara karşı sorumluluğumuzun gereği olarak en başta yöneticilerimizi ve bütün kamuoyunu duyarlı olmaya davet ediyoruz”sözlerine yer verildi.

