Günümüzde birçok tarihsel /toplumsal olayı tartışırken öncelikle tarih kapısından geçerek yaklaşım göstermek zorundayız. Tarih kapısından adım atmak için de için tarih bilgisine sahip olmamız gerekmektedir. Tarih bilgisi ve bu durumun önemsenmesiyle birlikte oluşan tarih bilinci de bir o kadar önemli olan diğer mevzudur. Öyleyse öncelikle… Tarih bilinci ne demektir? Bu soruya yanıt arayarak meramımızı anlatmaya çalışalım. Geçmişe ait bilgi birikimini bulunduğumuz an için yorumlama ve bu yorumu geleceğimizi inşa etmesinde kullanma gücüne sahip olma. Toplumların ve bireylerin tarihe bakış açısı bu doğrultuda olduğu zaman ,yaşamda hata katsayısının giderek azaldığına tanık olmaktayız. Modern toplumların bireyleri tarih bilincine sahiptirler… Buna bağlı olarak,tarih felsefeleri oluşmuştur. Aydın olmanın sorumluluğu içinde hareket edenlerin ülke çıkarlarını her şeyin üstünde tutmaya yönelik dinamik bir dünya görüşleri vardır. Çünkü onlar toplumlarının geçmişte yaşamış oldukları sıkıntıları ve sevinçleri çok iyi bilirler... İlerlemenin anahtarı olarak ,geçmişten aldıkları birikimi bugünü anlama ve geleceği inşa etme noktasında kullanırlar… Onlar geçmişleri ile barışık olduğu için ve yapılan hatalardan ders çıkardıkları için tarih adına öngörüde bulunabilirler. Bu anlamda tarih bilinci ancak geçmişi çok iyi bilmekle ve irdelemekle elde edilebilir… Tarih bilinci olmayan toplumlar kendi adlarına üretimde bulunamazlar. Bireylerin kendi olma sorunları vardır. Ayrıca… Başkalarını taklide yönelirler. Yabancı hayranı olurlar. Müziklerini ve giysilerini onlara benzetirler. Tarih bilinci olmayan toplumları farklılaştırmak çok kolaydır. Aynı zamanda… Tarihsel hafızaya sahip olamama gerçeklerden uzaklaşmayı gündeme getirir. Bilgi kirliği karşısında insanlar neyin doğru , neyin yanlış olduğunu bilemezler. Toplumda hoşgörü ortamı giderek kaybolmaya başlar. Bireyler giderek birbirinden nefret etmeye başlar. Ötekileştirme sorunu yabancılaşmayı gündeme getirir. Tarih kapısından olaylara bakmak istemeyenler,yeni bir kapı inşa etmeye çalışırlar. Değer yargılarıyla domino taşıyla oynar gibi “oynarlar”… Kendi uydurdukları doğruları topluma gerçek olarak sunmaya çalışırlar. Bu durum trenin raydan çıkmasına benzetilebilir. Bu noktada… Tarihsel hafızası zedelenen toplum sendelemeye başlar. Ben neyim… Nereden geldim. Nereye gidiyorum sorularını soramayacak ve yanıtlayamayacak bir hale gelir. Çünkü… Artık onun tarihle ilgili bir sorunu kalmamıştır. Örf,adet ve gelenekler onun için anlamsızlaşmıştır. Maneviyat önemini yitirmiştir. Bugünlerde tarih adına o kadar çok şeyi sorgular olduk ki… İnanın ben de kendi kendime bilgilerimi gözden geçirir oldum. Bu içinden çıkılmaz durumdur… Ve gerçekten tehlike arz etmektedir. Neden mi? Türkiye’nin sosyolojisi o kadar hızlı değişime uğruyor ki. İnsanın bu durumu anlamaya ne bilgisi ne de birikimi yetiyor.…!
Üğşel Eda Kocaoğlu
•bence de bu kadar çok çok uzun olmuş ama yine de teşekkürler 🙂
Hiç
•Bize böyle uzun cevaplar yerine kısa ve birkaç madde gerekiyor
Koray
•Aynen bukadar uzun teşekkürler ama gerçekten bu acayip uzun
Mağdur öğrenci
•Bune kısa kısa yapın öğrenci lerin daha kolay anlayabilmeleri için buseneki konularımız dan biri