Reklam
Reklam
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
18 Haziran, 2026 10:56 tarihinde yayınlandı
0 0

Yaz ortasında kışın hüküm sürdüğü eşsiz coğrafya: Artabel

Gümüşhane’nin saklı cenneti Artabel Gölleri Tabiat Parkı, haziran ayının ortasında ziyaretçilerine eşsiz bir doğa şöleni sunuyor. Önceki yıllara kıyasla yoğun kar yağışının etkilerinin sürdüğü tabiat parkında kış ve bahar mevsimi aynı anda yaşanırken, ortaya eşsiz görüntüler çıktı.

Türkiye’nin birçok noktasında termometreler yaz sıcaklıklarını gösterirken, Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarındaki Artabel Gölleri Tabiat Parkı’nda kış mevsimi etkisini sürdürmeye devam ediyor. Yüksek zirveleri ve buzul gölleriyle tanınan Artabel Gölleri Tabiat Parkı, haziran ayının ortasında sıra dışı bir manzaraya ev sahipliği yapıyor. Önceki yıllarda bu tarihlerde büyük ölçüde çözülen göller, bu yıl yoğun kar yağışı nedeniyle hâlâ buz tabakalarının altında. Yüksek kesimlerde yer alan göller beyaz örtüsünü korurken, eriyen kar sularıyla beslenen dereler ise coşkun bir şekilde akıyor. Dere yataklarında yer yer 2 ila 3 metre yüksekliğe ulaşan devasa kar kütleleri dikkat çekerken, karların arasından fışkıran yaşam doğanın eşsiz döngüsünü gözler önüne seriyor. Bir yanda eriyen karların coşturduğu dereler, diğer yanda rengarenk çiçeklerle süslenen alan ziyaretçilere aynı gün içinde dört mevsimi yaşatıyor. Artabel Gölleri Tabiat Parkı, zengin florası, endemik bitki türleri ve irili ufaklı 20’den fazla buzul gölüyle “Ölmeden önce görülmesi gereken yerler” arasında anılıyor.

Fotoğraf sanatçılarının ilk rotası Artabel oldu

Sezonun ilk yürüyüşünü gerçekleştirerek bölgenin büyüleyici güzelliğini kayıt altına alan doğaseverler ve fotoğrafçılar, Artabel’in zorlu ama bir o kadar da keyifli rotasını tamamladı. Bölgede çekimler yapan Fotoğraf Sanatçısı Metin Aydın, “Senenin ilk Artabel yürüyüşünü gerçekleştirerek sezon açılışını yaptık. Önceki senelere göre bu sene daha fazla kar var burada. Geçmiş senelerde üstteki göllerin birçoğu yarı da olsa açılmıştı. Ama bu sene sadece alttaki gölün çok az bir kısmı açılmış. Manzara çok iyiydi. Bu kadar kar olmasına rağmen çayırlarda rengarenk, hiç görmediğimiz kadar çok çiçek gördük. Burası zaten öyle bir yer; her hafta bitki örtüsü değişebiliyor. Çok değişik çiçekler vardı. Çok güzel bir bitki örtüsü vardı. Rengarenk çiçekler, karlı dağlar ve göller çektik. Çok güzel bir rotada oldukça eğlenceli bir yürüyüş yaptık” dedi.

Şırnak’tan Gümüşhane’ye uzanan doğa hayranlığı

Artabel Gölleri Tabiat Parkı’nın methini duyarak kilometrelerce uzaktan Gümüşhane’ye gelen ziyaretçiler de bölgedeki manzaraya hayran kaldı. Şırnak’tan gelen Elif Meva Demir, haziran ayında İsviçre Alpleri ve İzlanda’yı aratmayan bir iklim dalgalanmasına şahit olduklarını vurguladı. Demir, “Ben buraya Şırnak’tan geliyorum. Gümüşhane’nin doğasının çok güzel olduğunu duymuştum ve bu vesileyle gelmiş oldum. Bugün gerçekten mükemmel bir manzara var. Şu an haziran ayındayız ve burada müthiş bir doğa var şu anda. Bir anda kış, bir anda ilkbahar. Gördüğümüz manzaralar kartpostal değerinde. Adeta İzlanda, İsviçre havasında görüntüler var şu anda. İnanılmaz güzellikteki çiçekleri bol bol çektik. Mor sümbüller, nergis çiçekleri ve ismini bilmediğim bir sürü çiçek var. Karlar eriyince böyle topraktan çok güzel şeyler çıkıyor. Müthiş ya. Gerçekten yani anlatamayacağımız güzellikte şeyler var. Burası zaten Gümüşhane’nin ’Göller Bölgesi’ ama haziran ayının ortasında göller hala buzla kaplı. Bu sene muhtemelen çok kar yağdı, o yüzden böyle” diye konuştu.

Artabel vadisinde yer alan Büyük Göl’e geldiklerini, sadece onun yüzeyinin bir kısmının açıldığını ifade eden Demir, “Bu mevsimde karın olması çok güzel bir şey. Ülkenin bir köşesi tamamen yaz, bir köşesi de böyle kış ve ilkbahar oluyor. Bu durum da ülkemizin aslında ne kadar güzel olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
18 Haziran, 2026 12:31 tarihinde yayınlandı
0 0

’La Casa De Samsun’ olayında kardeşlerden biri ilk kez konuştu: “Bu hikayede yanan ben oldum”

Samsun’da 2022 yılında bir özel bankanın mobil uygulamasındaki sistemsel açıktan yararlanarak hesaplarına 16 milyar TL aktarılmasıyla gündeme gelen Gezek kardeşlere mahkeme 5’er yıl hapis cezası verdi. Kararın ardından ilk kez konuşan Recep Gezek, “5 yıl boyunca suçsuzluğumu ispatlamaya çalıştım. Bu hikayede yanan ben oldum” dedi.

Samsun’da 2022 yılının Mart ayında Yapı Kredi Bankası’nın mobil uygulamasındaki sistemsel açık nedeniyle hesaplarına milyarlarca lira aktarılmasıyla gündeme gelen ve kamuoyunda “La Casa De Samsun” olarak anılan olayda yeni bir gelişme yaşandı. Mahkeme, Recep (30) ve Emre (35) Gezek kardeşleri “bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık” suçundan 5’er yıl hapis cezasına çarptırırken, bankanın zararının da kardeşlerden tahsil edilmesine hükmetti. Kararın ardından Recep Gezek, ilk kez İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine olayın detaylarını anlattı.

“Ağabeyim benim telefonumdan yaptı”

Recep Gezek, olayın yaşandığı dönemde aynı evde yaşadığı ağabeyinin telefona ihtiyacı olduğunu belirterek, “5 yıl önce adım ’dünyanın en büyük soygunu’ adı verilen bir olaya karıştı. Bunun neticesinde 5 yıldır sancılı bir süreç yaşadım. 5 yıl önce aynı evde yaşadığım ağabeyimin telefona ihtiyacı vardı. O dönem telefonu yoktu. Ben o dönem telefonumu ona verdim. Benim iş yerimde telefon kullanımı yasaktı. 8 saat telefon kullanamayacaktım. O dönemde mobil bankacılıktan şifre almak çok kolaydı. Telefonumdan ’şifreyi unuttum’ dedikten sonra gelen mesaj ile şifre almak kolaydı. Ağabeyimin paraya ihtiyacı vardı. Benim banka hesaplarıma giriyor. Sadece olayın yaşandığı banka değil, birçok banka hesabıma girmiş. Bankanın faturalardan artan paralar ile yapılan ufak tefek yatırımlar var. Orada yatırım hesabıma giriyor. Hisse senedi menüsünden ’para çek’ diye bir menü var. Banka tüm kullanıcılarına sunuyor. Buraya miktar yazıyor ve onaylanıp mevduat hesabıma geçiyor. Miktarlar yazıyor ve mevduat hesabına geçiyor. ’Acaba benim param mı, yoksa bankada bir sıkıntı mı var’ diyerek kendi hesabından, kız arkadaşının hesabından deniyor ve 4-5 banka hesabından bu işlemi yapıyor. İşlem sadece benim banka hesabımdan olduğunu görünce parayı kendine aktarıyor, kullanıyor. Benden direkt ona gitmesi bu olayı onun yaptığını doğruluyor. Mahkemeden ’O gün o saatlerde çalıştığıma dair raporları ve kamera kayıtlarını’ talep ettim. Beni yargılayan hakim direkt ’gerek yok’ dedi. Beni olayın içine dahil etti” diye konuştu.

“Aklı başında bir insan böyle bir parayı kullanacağı zaman başına bir şey geleceğini anlar”

Hesabına geçen milyarlarca lirayla ilgili konuşan Gezek, “O dönem hesabıma 16 milyar TL’lik bir para geçişi oldu. Bu geçiş sadece benim hesabımda oldu. Daha sonra haberler olunca Kocaeli’de bir kişinin de bu şekilde yaptığı ortaya çıktı. Milyonlarca kişinin kullandığı bankada sadece 2 kişiye denk gelmiş. Sadece hisse senedi menüsü var ve oraya miktar yazılınca onaylanıyor. Karşı tarafın avukatları mahkemede benim yazılıma müdahale ettiğime dair savunmalar yaptı. Gerekçeli kararda ise o an oluşan teknik bir aksaklıktan bahsediyorlar. Dediğim gibi iş yerimde o saatlerde çalıştığıma dair raporları talep ettiğimde hakim bey buna gerek duymadı. Bu olay yüzünden hayatımda ilk defa cezaevi gördüm. Çalışma hayatım bitti, ekonomik sıkıntılar geçirdim. 16 milyar hesaba geçtiğini duyduğumda böyle bir paranın olacağını kimse düşünmez. Ağabeyim ilk gösterdiğinde kendi hesabından yaptığını düşündüm. Benim hesabımdan yaptığını düşünmedim. Haberlerde atılan 2 günlük milyarder heyecanı gibi bir şey yok. Heyecan değil, tedirginlik duydum. Aklı başında bir insan böyle bir parayı kullanacağı zaman başına bir şey geleceğini anlar. Bu hikayede yanan ben oldum. Kasti olarak kullandırma yok. Ağabeyim o an birçok banka hesabıma giriyor. Olayın yaşandığı banka nezdinde böyle bir olay yaşanmasa ağabeyim girecek para olmadığı görünce çıkacak. Benim hayatımda da 5 yıl boyunca böyle zorluklar olmayacaktı. Bu hikayede yanan ben oldum. Böyle bir şeyin başına geleceğini kimse tahmin edemezdi” şeklinde konuştu.

“Yazılımla müdahalede bulunduğumuzu söylüyorlar”

Bankanın süreç boyunca farklı iddialar ortaya attığını öne süren Gezek, “Günümüzde yapılan kiralanan bir hesap gibi de değil. Öyle olsa kabulüm olacak ama değil. Ağabeyimin bir hatası var. Kaynağını bilmediği bir parayı kendince kullanmak oldu. O da miktarı azken kullanmaya başladığını söylüyor. Miktar azken kullanmaya başlıyor ve devamını getiriyor. Mahkemede hakim bey bu olayın sorumlusu olarak beni tuttu. Ben suçsuzluğumu ispat etmeye çalışırken buna gerek duymadı. Bu paranın kaynağı ne? Önemli olan kısım da bu. ’Yatırım havuzumuza girdiler, aldılar ve çıktılar’ diyorlar. ’Hiçbir şekilde bankamızın onayı yoktur’ diyorlar ama yatırım havuzuna girmek bu kadar kolay olmamalı. Yazılımla müdahale zaten yok. IPhone 7 gibi bir telefon kullanılarak bu işlem yapılıyor. Evimizde ne kadar teknolojik alet varsa incelendi. Buna dair bir şey yok. Karşı taraf 6-7 mahkeme boyunca bizim yazılımla müdahalede bulunduğumuzu söylüyor. Böyle bir şey söz konusu değil. Banka hep bir delil kaçırma derdine düştü. Banka gerekçe olarak bu durumun teknik bir aksaklıktan dolayı olduğunu söylüyor. Milyonlarca kullanıcısı olan bir bankanın böyle 4-5 günlük bir aksaklıkta bu olayın bizim başımıza gelmesi onların şansı mı, yoksa bizim şanssızlığımız mı, bilemiyorum” ifadelerini kullandı.

“5 yıl boyuncu suçsuzluğumu ispatlamaya çalıştım”

Recep Gezek, konuyla ilgili ayrıca şunları söyledi:

“Mahkeme sürecinden önce tutukluluk süreci geçirdim. Adli kontrol süreci geçirdim. Bu olayın peşine ağabeyim zorluklar yaşadı. Bu olaydan sonra ağabeyimle aram açıldı. Arkadaşlarımda kalmak zorunda kaldım. Türkiye’deki tüm bankalara erişimim yasaklandı. Günümüzde herhangi bir kurum bir bankayla maaş anlaşması olduğu için bu yüzden çalışma hayatımı bitirdiler. Bir mesleğim vardı ve o mesleğim üzerinde geçimimi sağladım. Hesap sahibi benim olmam ve ağabeyimin bu hesabı kullanması aslında bütün olay bu. Karar açıklandı. 5 yıl gibi bir ceza aldık. Şimdi üst mahkemeye hazırlanıyoruz. Geçmişte bu olaydan dolayı polisler bizi yakalamadı. Evet, ağabeyim silahla yakalandı ve karakola götürüldü. Ben de oraya gittiğimde ağabeyimle bu olayı söyledik. O dönem bankayla da bu durumu konuşmuştuk. Banka bizden şikayetçi olacağını söylemişti. O dönem banka beni aradı ve ’Efendim, bir yanlışlık oldu, bu para nereden geldi’ diyerek bana sordu. Bunu siz bilemiyorsanız biz nasıl bilelim? 5 yıl boyunca suçsuzluğumu ispatlamaya çalıştım. Benim bulunduğum yer belli. Paranın çekim saatleri belli, aktarıldığı yer belli. Mahkeme bunları bulmak yerine, mahkeme sürekli ileri tarihe atıldı. Bizim istediklerimiz de olmadı. Sonunda bu cezayı aldım. Paranın çoğu hesaplar da blokeliydi. Bunları kolaylıkla alabilirlerdi. Mahkemede 1,5 milyon TL gibi bir borç olduğunu söylüyorlar ama paranın hükmü henüz verilmedi.”

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.