CHP Karabük Milletvekili ve Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Cevdet Akay, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçe görüşmelerinde Karabük’ün yıllardır çözülemeyen yol sorunlarını gündeme taşıdı. Akay, Karabük’te yol ağının %66’sının düşük standartlı olması nedeniyle sanayi taşımacılığı ve şehir güvenliğinin ciddi biçimde etkilendiğini söyledi.
Akay, Yenice–Karabük, Yenice–Yortan–Gökçebey, Eflani–Karabük, Ovacık–Karabük ve Safranbolu–Bartın yolları başta olmak üzere tüm ilçelerde bekleyen kritik projelerin bir an önce tamamlanması gerektiğini vurguladı. Özellikle Safranbolu–Bartın yolunun 45 kilometrelik bölümünün hâlâ tek şeritli olmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Ayrıca Şeker Kanyonu yolunun tamamlanmamasının hem köylüleri hem de turizmi olumsuz etkilediğini ifade etti.
Karabük’ün sanayisi, turizmi ve kırsal yaşamı için bu yolların artık siyaset üstü bir yaklaşımla hızla tamamlanması gerekli değil mi ? Bu konuarda arşivde köşe yazılarımız var. .Bu konular günümüz Türkiye’sinde konuşulur olmaktan çıkmalı değil mi ?
***
Genç Cumhuriyetin Kurduğu Şehir Karabük
Karabük, Türkiye’de farklı bir yere sahiptir. Pek fark edilemese de, pek gerektiği değeri görmese de, her il kurtuluşunu kutlar; Karabük ise kuruluşunu kutlayan tek şehirdir.
Çünkü bu şehir, genç cumhuriyetin eseridir.
13 hanelik küçücük bir köyden, 1937’de temeli atılan Karabük Demir Çelik Fabrikaları sayesinde doğan, büyüyen, Türkiye’yi taş üstüne taş koyar hâle getiren bir kentiz…
Bugünkü adıyla Kardemir, “fabrika kuran fabrika” olmuş.
Yani Türkiye’nin sanayisini omuzlayan, dört bir yanında tesisler kuran, ülkenin demirini, çeliğini yoğuran bir ocak olmuş…
Şehircilik anlamında da bir ‘ilk’ Karabük. Yenişehir bölgesi bugün hala Türkiye’nin pek çok yerinde örnek gösterilen planlı kentleşmenin yaşayan anısıdır.
Okulu, sineması, sosyal tesisleri…Her şey Cumhuriyetin “modern şehir” hayaliyle inşa edilmiş çünkü.
Tabi sonradan oradaki eserlere ne kadar sahip çıkılmıştır ve bu planlı kentleşme örneği kapı gibi dururken merkez de birçok mahallesi bugün çarpık kentleşmenin öncüleri konumuna nasıl gelmişse gelmiş ve kentsel dönüşümü değil topyekun Karabüksel dönüşümü bekliyor. O ayrı konu…
*
Karabük İmzası Türkiye’nin Her Tarafında
Karabük sadece kendi kaderini de değiştirmedi
İskenderun’dan Ereğli’ye, Seydişehir’den Bor’a kadar birçok sanayi tesisinin temelinde Karabük’ün alın teri vardır. Ustası, mühendisi, işçisi…
Nereye gidildiyse Karabüklüler orada bir fabrikayı ayağa kaldırdı.
Türkiye sanayileşirken Karabük her aşamada sahnedeydi.
*
Oflaz Unutulmayacak Bir İmza Atabilir
Böylesi özelliklere sahip bir Karabük’te on yılardır bir Demir Çelik Müzesi kurulmamış olması akla ziyan değil mi ? On yıllardır KARDEMİR’i yöneten ‘Karabüklü Aileler’ döneminde yapılmadı. KARDEMİR YKB Muhammed Ali Oflaz, bu sürecin mimarı olacak gibi. Bu gerçekleşirse şehir merkezinin ilk müzesi olacak, on yıllardır Karabüklülerin yönetiminde yapılmayan bu müze ile Sayın Oflaz Karabük tarihinde müze durdukça anılacak 50-100 yıl sonra bile onun döneminde yapıldığı hatırlanacak.
(Bilindiği gibi Safranbolu’da da Karabük Valiliği öncülüğünde Kalealtı Eğitim ve Kent Tarihi Müzesi açıldı. Yine edindiğim bilgilere göre; Safranbolu’da , Valilik öncülüğünde Safranbolu Evi Yaşam Müzesi açılması da planlanıyor.)
*
Demir-Çelik Müzesi Yetmez, Şehrin Hafızası da Kurulsun
Peki ; Karabük Merkez’e, demir-çelik müzesini besleyecek veya ayrı olarak hangi müzeler yakışır?Aslında seçenek çok, hem de şehrin ruhuna birebir oturan fikirler var.
*
“Bu Şehir Nasıl Kuruldu?” Müzesi – Kent Belleği Müzesi
Karabük öyle sıradan bir yer değil… Türkiye’de planlı kurulan sayılı şehirlerden biri.
Herkesin evinde sakladığı eski fotoğraflar, mahalle anıları, işçi lojmanları, pazar yerleri, bayramlar…
Hepsi kaybolup gidiyor.
Bu şehir nasıl kurulduysa, bir müzede de öyle dursun.
Dijital arşivler, eski videolar, mahalle maketleri… Şehrin hafızası geleceğe taşınsın.
*
“Dört Bir Yandan Geldik” – Göç ve İşçi Kültürü Müzesi
Karabük’ün temeli göçle atıldı.
Yurdun dört bir yanından insanlar geldi, çalıştı, ev kurdu, mahalleler oluştu. Birlikte bir Karabük oluştu.
Bu büyük hikâye doğru düzgün hiçbir yerde anlatılmıyor.
Bir Göç ve İşçi Kültürü Müzesi, Karabük’ün gerçek kimliğini ortaya koyar.
Eski işçi evleri, sendika afişleri, iş kıyafetleri, çay ocakları kültürü bile müzenin parçası olur.
Hem de Türkiye’de örneği çok az olan bir müze olur.
Bu yukarıda Müze önerileri, Demir Çelik Müzesiyle birlikte çok katlı bir yapıda tek bir çatı altında da olabilir, birbirinden bağımsız da olabilir. Yıllardır beklenen müze, yaptım oldu mantığıyla basit bir iş olmamalı ama. Bu mu yani demir çelik müzesi dedirtmemeli. Büyük düşünmeli Karabük – Kardemir – Oflaz… Büyük bakmalı, büyük bir eser ortaya koymalı.
*
Karabükspor ve Spor Hafızası Müzesi – “Bir Efsanenin Hikâyesi”
Ah Karabükspor Vah Karabükspor… Batırıldı, bitirildi, cenazesi bile hala kaldırılamadı. Açılan davalar tozlu raflar da bekliyor…
Kardemir Karabükspor sadece bir kulüp değil, bu şehrin ortak sevinci, ortak hüznü.
Birçok başarı, hatıra, forma, kupa, pankart… Hepsi bir yerler de çürümek yerine
Karabükspor Müzesi olarak yaşatılabilir, yaşatılmalı…
*
Doğa ve Jeoloji Müzesi
Yenice ormanlarını, Eskipazar’daki tarihi yapıları, bölgemizin nadir bitkilerini herkes duymuş ama çoğu görmemiştir. Doğa ve Jeoloji Müzesi, çocuklara ve gençlere müthiş bir eğitim alanı olur.
Kayalar, fosiller, maket orman alanı, yağmur simülasyonu… Hem eğitici hem turist çekecek bir işlev görebilir.
***
Karabük’ün Hikâyesi Anlatılmalı
Demir-Çelik Müzesi elbette şart, çünkü bu şehrin temel taşı.
Ama Karabük’ün hafızasını, emeğini, doğasını, göçünü, sporunu anlatacak yukarıdaki örneklerde olduğu gibi daha birçok müze fikri oluşturulabilir.
Karabük’ün hikâyesi büyük. Onu koruyacak, anlatacak yerler de büyük düşünülmeli ama. Günü kurtarmanın değil geleceğe imza atmanın hedefinde olmalı
Karabük bunları fazlasıyla hak ediyor çünkü.
