Antik çağdan bugüne Safranbolu’da üzüm kültürü
Safranbolu ve Yazıköy’de antik çağdan günümüze taşınan üzüm kültürü; kaya mezarlarındaki tasvirlerden coğrafi işaretli ürünlere kadar geniş bir coğrafi ve tarihsel hafızayı gözler önüne seriyor.
Bir üzüm salkımı bazen yalnızca bir meyveyi değil, yüzyıllar boyunca taşınan üretim bilgisini, inançları ve bir coğrafyanın hafızasını anlatır. Safranbolu ve Yazıköy’de yaşatılan üzüm kültürü, bizi antik çağın kaya mezarlarından günümüzün coğrafi işaretli ürünlerine uzanan geniş bir kültür yolculuğuna çıkarıyor.
Bu yıl 11 Eylül’de Yazıköy’de düzenlenen Üzüm Günü, üzümün yalnızca hasat zamanı hatırlanan bir tarım ürünü olmadığını bir kez daha gösterdi. “Bağdan Sofraya, Geçmişten Geleceğe” sloganıyla gerçekleştirilen etkinlik, Safranbolu’nun tarımsal değerlerini, geleneksel üretim bilgisini ve yerel ürünlerini gündeme taşıdı. Çünkü bir kentin kimliği yalnızca tarihi konaklarında, sokaklarında ve anıtsal yapılarında değil; bağlarında, bahçelerinde ve mutfak kültüründe de saklıdır.
Safranbolu’nun üzümle ilişkisi, bugünün üretim faaliyetlerinden ibaret değil. Bölgenin arkeolojik mirası, bağcılığın geçmişini anlamak için önemli ipuçları sunuyor.
Taşlara işlenen üzüm, geçmişe açılan pencere
Safranbolu ve çevresindeki kaya mezarlarında, mezar taşlarında, stellerde ve mimari plastik eserlerde görülen üzüm salkımları ve bağcılık tasvirleri, antik dönemde bağcılığın bölgenin ekonomik ve kültürel yaşamındaki yerini araştırmamıza imkan sağlıyor. Özellikle Üçbölük ve çevresindeki bulgular, Soğanlı Vadisi ile Safranbolu hattında üzüm üretimi ve şarap yapımıyla ilişkili bir kültürel peyzajın izlerini ortaya koyuyor.
Karabük Üniversitesi akademisyenleri Prof. Dr. Nuray Türker ve Dr. Öğr. Üyesi Durmuş Gür tarafından hazırlanan Roma Dönemi’nden Günümüze Safranbolu ve Çevresinde Bağcılık, Üzüm ve Şarap Üretimi başlıklı araştırma, bölgenin bağcılık geçmişini tarihsel ve arkeolojik veriler üzerinden ele alıyor. Saygıdeğer Tez Danışman Hocam Dr. Öğr. Üyesi Durmuş Gür ile birlikte kaleme aldığımız "Safranbolu Kıranköy'deki İşlikler" adlı kitabımızın basım heyecanı içerisindeyiz.
Bu bulgulara sanat tarihi açısından baktığımızda, bir kaya mezarındaki üzüm tasvirinin yalnızca bezeme unsuru olmadığını görürüz. Bu tasvirler; üretim alışkanlıkları, gündelik yaşam, inançlar ve ölüm karşısındaki düşünceler hakkında araştırmacılara ipuçları verebilir. Elbette her üzüm motifini doğrudan şarap üretimine veya belirli bir ritüele bağlamak doğru değildir. Ancak farklı bulgular birlikte değerlendirildiğinde, bölgenin geçmişteki yaşamına ilişkin daha kapsamlı bir tablo ortaya çıkar.
Safranbolu’nun bağcılık mirası böylece yalnızca anlatılan bir gelenek olmaktan çıkar; taşın, toprağın ve arkeolojik verilerin de konuştuğu bir tarih alanına dönüşür.
Yazıköy’de üzümün bugünkü hikayesi
Antik dönemdeki bağcılık izleriyle günümüzdeki üretim arasında doğrudan ve kesintisiz bir bağ kurmak kolay değil. Buna karşılık Yazıköy’de üzümün hâlâ yetiştirilmesi, işlenmesi ve sirkeye dönüştürülmesi, geleneksel üretim bilgisinin yaşayan örneklerini sunuyor.
Safranbolu Çavuş Üzümü’nün coğrafi işaretle korunması ve Safranbolu Yazıköy Üzüm Sirkesi’nin 2026 yılında coğrafi işaret tescili alması, bu kültürel birikimin günümüzdeki önemli aşamalarından biri. Coğrafi işaret, bir ürünün belirli bir yöreyle kurduğu ilişkiyi ve kendine özgü üretim niteliğini korumayı amaçlıyor.
Ancak mirasın yaşaması yalnızca tescille mümkün değil. Bağların korunması, üreticinin emeğinin karşılığını alması, geleneksel yöntemlerin belgelenmesi ve bu bilginin genç kuşaklara aktarılması gerekiyor. Yazıköy’deki Üzüm Günü’nün değeri de tam burada ortaya çıkıyor: Üretimi görünür kılmak, yerel ürünleri tanıtmak ve kültürel hafızayı gündelik yaşamın içinde tutmak.
Bir tarafta geçmişin izlerini taşıyan kaya mezarları ve üzüm kabartmaları, diğer tarafta Yazıköy’de yetiştirilen üzümler ve geleneksel yöntemlerle üretilen sirke var. Bunlar aynı tarihi hikayelerin kesintisiz parçaları olarak değil, Anadolu’nun farklı dönemlerinde ortaya çıkan kültürel birikimin birbirini düşündüren örnekleri olarak değerlendirilmeli.
Sanat tarihi, yalnızca büyük yapıları ve sanat eserlerini incelemekle sınırlı değildir. Bir toplumun üretim araçları, bezeme tercihleri, gündelik yaşam pratikleri ve doğayla kurduğu ilişki de kültürel mirasın parçasıdır. Safranbolu’daki üzüm tasvirleri geçmişin somut izlerini, Yazıköy’deki sirke üretimi ise bugünün yaşayan bilgisini temsil ediyor.
Bu nedenle Üzüm Günü’nü yalnızca bir ürünün tanıtıldığı etkinlik olarak görmemek gerekir. Bugün, toprağı tanıyan üreticinin emeğini, yerel çeşitlerin korunmasını ve kuşaklar arasında aktarılan bilgiyi hatırlamak için de bir fırsattır.
Çünkü kültürel miras, yalnızca geçmişten kalan değil; bugün korunarak yarına taşınandır. Safranbolu’da üzümün hikayesi de taşlara işlenen izlerle bağlarda süren emeğin buluştuğu yerde yaşamaya devam ediyor.
Resmi İlanlar
Tüm İlanlarYorumlar
Henüz yorum yok.
İlk yorumu sen yaz, tartışmayı başlat.

