İnternete düşen bir haber. ‘Akit TV’de sabah programlarını sunan Murat Şahin, iktidara yakın medyada asgari ücrete ilişkin konuşulan rakamlar için “Biz ne zamandır asgari ücretliyi, işçiyi, emekçiyi ve emekliyi insan saymaktan vazgeçtik? Ben utanıyorum” dedi.’ Haber bu… İnsan saymaktan vazgeçtik, diyor. Ben utanıyorum, diyor…
Bakın Now – Sözcü – Halk TV – Tele1 falan bu sözleri söylese Cumhur İttifakı gurubu zaten onların görevi muhalefet etmek falan denilerek geçiştirebilir.
Ama genel olarak iktidarın destekçisi olarak muhalefet partilerinin tanımladığı Akit TV olunca…
İnternetten başka bir haber. ‘AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın SDG’yi işaret ederek “Sabrımız tükeniyor” mesajına yanıt olarak, “Bizim başkanlık sistemimizde politikayı belirleyen irade, cumhurbaşkanının iradesidir. Cumhurbaşkanının iradesine aksi tavır gösteren ya görevi bırakır, ya da görevden alınır!” dedi.’ Haber bu. Çok yorum kaldırır…
İnternette daha bir çok konu – olay. Futbol camiasında bahis –şike olayları, ülkemizin üzerinde uçurulan dronlar, Papa ziyareti, kanal İstanbul , uyuşturucu madde ve seks iddiaları, Ankara’da bazı daire müdürlerinin , şube müdürlerinin görevden alınması… uzayıp giden bir sürü olay. Futbolla ilgili Fenerbahçe ve Galatasaray’ın bir zaman sonra Araplara satılacağı iddiası da konuşuluyor… ( Tabi burada yazmadığımız açık kaynaklarda bulabileceğiniz daha onlarca olay…)
Son zamanlar da garip bir şeyler oluyor ülke de. Biz yereliz, yereldeyiz en yukarılarda , en üst düzeylerde neler oluyor neler bitiyor çok anlayamasak da, bir gariplikler olduğunu anlayabiliyoruz.
Birçok böyle parça parça tuhaflıklar – gelişmeler ya da birbirinden kopukmuş ayrıymış gibi görünen durumlar diyeyim aynı bütüne hizmet ediyor gibi.
Bu bütün nedir, onu yerelden anlayabilmemiz mümkün değil.
Birbirinden kopuk gibi görünüp aslında birbirinin parçası, tamamlayıcısı olarak yorumlanabilecek bu gelişmeler nasıl bir bütünü önümüze çıkartacak onu da -ne zamansa o zaman- zamanı geldiğinde göreceğizdir…
***
Düşük Doğurganlık ve Gelecek
Türkiye’de doğurganlık oranı düşüyor. Bazı doğu illerimizde doğurganlık Türkiye ortalamasının üstünde. Karabük’te ise Türkiye ortalamasının da altında doğurganlık oranı var.
Cumhurbaşkanlığı bu konuda bazı adımlar attı. Evlilik kredisi, Doğum Yardımı, Çocuk Yardımı, Kreş desteği, esnek ve uzaktan çalışma dönemleri gibi bazı destekler getirildi.
Karabük’te de Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü yeni evlenecek çiftlere 48 ay vadeli 2 yıl geri ödemesiz 150 bin TL faizsiz kredi imkanı sağlıyor. Evet bu rakam yeterli değil, artırılmalı ama destek sağlıyor. Karabük Belediyesi’yle protokol yaptı Yeni evlenen çiftlere ücretsiz düğün salonu, gelinlik‑damatlık yardımı yapılıyor.
Türkiye’nin de Karabük’ünde gerçek beka meselesi bu aslında.
Beka Meselesi
Nüfusumuz bazı Avrupa ilkeleri gibi hızlıca yaşlanıyor. Bakın bugün bazı Avrupa ülkeleri nüfus çekmek için bazı şartlar dahilinde üste para veriyor. Vatandaşlık için üstüne para veriyor…
Tabi Türkiye’de hayat şartları zor. Ama doğurganlık oranlarının düşüklüğü devam ederse 50 yıl sonra 100 yıl sonra neslimizin – geleceğimizin tükenme, yok olma riski de orta da. Silahsız – savaşsız bir şekilde Türk nüfusunun yok olma tehlikesi söz konusu olabilir. Bu konuyu önceliklendirmeli ve doğurganlığın artması için ekonomik düzeyi iyileştirmeli, destekleri artırmalıyız. Aslında gelecek için buna mecburuz bana göre…
***
Asgari Ücret Zamları
2026 yılı asgari ücretin tespiti için görüşmeler sürüyor.
Bugün Türkiye’de tahminen 7 Milyona yakın asgari ücretli çalışan var. 16 Milyon civarında emekli, dul ve yetim maaşı alan var. Asgari ücrete yapılacak zam oranı çok önemli. Buradaki güncelleme emekli maaşlarını da etkileyecek çünkü.
Tabi madalyonun çift yüzü vardır. Diğer tarafta işveren açısından da yüklenebileceği denge gözetilmeli.
Ama herhalde çoğunluk kabul edilecektir. Asgari ücret ve emekli maaşları yükseltilmeli. Kağıt üzerindeki bazı rakamların TÜİK verilerinin gerçeği yansıtmadığına dönük kanaat zaten neredeyse genel bir kabul haine gelmiş toplumda değil mi ?
İşte çarşının- pazarın hayatın içinden insan onuruna yakışır bir seviyeye yükseltilmeli. İşverene de sigorta desteği verilebilir ya da asgari ücretten vergi yükünün kaldırılması gerekir.
