Bugünlerde Karabük için birkaç söz söylemek isteseydiniz neler söylerdiniz?
Hem de alçak sesle..
Kimsenin duyamayacağı şekilde…!
Bir kere kenti mekânsal olarak yaşanmaz hale getirenlere kızgınlığımı dile getirirdim.
Neden mi?
Çünkü…
Karabük mekânsalboyutta karmaşaya teslim edilmiş durumda…
Mutfaktaki mikser misali…
Görüntü kirliliği dersen başlı başına sorun olmuş.
Çok baş döndürücü bir hal almış..
Estetiklik kavramı hiçe sayılmış.
Trafik ve kavşak sorunu baş ağrıtacak düzeye ulaşmış.
Caddeler TIR’ların istilası altında tehditkar sürücülerin emrine terkedilmiş.
Taşıt istilası kenti esaretine altına almış.
Yayalar karşıdan karşıya geçmekte binbir güçlük çekmeye devam ediyor.
Hani Hürriyet caddesinin taşıtlara kapanmış hali de olması.
Karabük’te soluklanacak ,hareket edecek yer bulmakta mümkün değil.
Bu durumda hala birkaçsöz söylemek gerekirse…
Kent yaşlanmış….
İhtiyarlamış…
İnsanların yükünü çekecek durumda değil…
Zamanım yeterli olsa..
Cumhuriyet Kenti Karabük,
Zaman,Mekan ve Anılarla Karabük kitabımdan sonra…
Karabük’le ilgili yazacağım üçüncü kitabımın adı herhalde…
Zamana yenik düşen kent :” Yorgun Karabük” olurdu herhalde.
İyi de bu yorgunluk niye….
Kentlerin yaşamı dikkate alındığında…
Daha dünkü çocuk Karabük…
Bir asır bile olmamış…
Kent yaşamında 100 yılın ne değeri olabilir ki…
Komşumuz Bartın, Çankırı ,Bolu ve Kastamonu’nun yaşlarına bakın…
Hepsi 1000 yıllık şehirler…
Onların yaşı karşısında Karabük’ün esamisi bile okunmaz.
O halde bu kentin bitap düşme sebebi ne olabilir ki?
Yanıt vermeye çalışanlar arasında….
Bu kente gönül verenlerin sesini ve itirazlarını..
Sanki duyuyor gibi oluyorum…!

