Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
05 Nisan, 2023 14:06 tarihinde yayınlandı
0

Akademisyenler mide kanserine yeni bir yöntem geliştirdi

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Mühendislik Fakültesi Tıp Mühendisliği Bölümünde görevli akademisyenler, mide kanseri tanısında yeni bir yöntem geliştirdi.

KBÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Harun Erol, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Salih ve KBÜ Biyomedikal Mühendisliği yüksek lisans mezunu Deniz Baran Demirhan’ın da desteğiyle Doç. Dr. Hacı Mehmet Kayılı ve Dr. Öğr. Üyesi Hakan Yılmaz öncülüğünde mide kanserinin hızlı ve doğru tanısı için çalışma yürütüldü.

Doç. Dr. Hacı Mehmet Kayılı, gazetecilere, mide kanserinin Türkiye’de ve dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu söyledi.

Erken tanı konulduğu takdirde tedavinin verimli olduğunu aktaran Kayılı, “Mide kanserinin tanısını daha hızlı ve doğru yapabilmek için biyoanalitik bir yöntem geliştirdik. Normalde konvansiyonel yöntemlerle mide kanseri tanısında endoskopi yöntemi kullanılmaktadır.” dedi.

Hastadan alınan örneklerin patoloji birimine iletildiğini ve burada bir hafta gibi bir sürede sonuçların çıktığını anlatan Kayılı, “Bizim geliştirdiğimiz yöntem; biyoanalitik, biyokimyasal bir yöntem. Bu yöntemle patolojik bir analize gerek kalmadan mide kanseri tanısı 3 saatlik bir süre içerisinde konulabilmektedir. Böylelikle çok daha hızlı bir şekilde hastalara tanı konulup tedavi süreci hızlı bir şekilde başlayabilmektedir.” diye konuştu.
Elde edilen sonuçların Analyst’te (İngiltere’de yayımlanan bilimsel dergi) yayımlanmaya kabul gördüğünü aktaran Kayılı, şöyle devam etti:

“Bu çalışmaları ilerleyen zamanlarda diğer kanser türlerini içerecek şekilde genişletmeyi planlıyoruz. Özellikle ‘biyosıvılar’ dediğimiz kan, tükürük ve idrar gibi örneklerde de çalışmayı genişleterek daha fazla kanserin hızlı bir şekilde taranmasını ve böylelikle hızlı tanı konularak tedavi süreçlerinin hızlı bir şekilde başlatılmasını amaçlıyoruz. Bu çalışmalar öncü çalışmalar. Tanı kitine dönüşebilmesi için daha çok uluslararası çalışma yapılması gerekmektedir. Yurt dışındaki örneklemler kullanılarak, uluslararası örneklem ağı kurularak bizim burada elde ettiğimiz sonuçların doğruluğu tespit edildiği takdirde biz bunun olacağına inanıyoruz. Dolayısıyla bu artık bir kit haline gelecek ve dünyada kullanılma imkanı olabilecek bir biyokimyasal yöntem olarak kabul edilebilir hale gelecektir.”

– “Yüzde 96 civarında doğruluk oranı yakaladık”
Dr. Öğr. Üyesi Hakan Yılmaz ise oluşturdukları veri seti sayesinde yüzde 96 civarında doğruluk oranı yakaladıklarını ve ilerleyen süreçte farklı kanser türlerinde farklı teknikleri deneyerek çok daha iyi sonuçlar elde etmeyi hedeflediklerini kaydetti.

Yılmaz, 33 kanserli dokudan ve 31 normal dokudan aldıkları örnekleri çoğaltarak 250 örnekten oluşan bir veri seti oluşturduklarını dile getirerek, “Bu veri setiyle sınıflandırma uyguladık. Bu sınıflandırma sonucunda da çapraz doğrulamalarımızı gerçekleştirerek yüzde 96 civarında bir doğruluk oranı yakaladık. Baktığınızda yüksek bir oran. Dolayısıyla da yaklaşık bir hafta süren kanser ön tanısı sürecini 3 saatlik bir süreye indirmiş olduk. Bunu da şu an yüksek bir başarıyla gerçekleştirebiliyoruz.” ifadelerini kullandı.(Sadık Arslan)

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca
06 Haziran, 2026 15:45 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BUGÜN KARABÜK ÜNİVERSİTESİ İÇİN NE YAPTIN?

Şafak Zeki Akca yazdı
Karabük Üniversitesinde cuma günü anlamlı bir etkinlik düzenlendi.
Biz de ekibimizle birlikte bu programa katılım sağladık.
Etkinliğin amacı, Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yıl dönümünü kutlamaktı. Programın açılış konuşmasını Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih KIRIŞIK yaptı ve üniversitenin bugün geldiği noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ancak konuşmacılar arasında beni en çok etkileyen isim Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç oldu.
Müsaadenizle önce onun konuşmasından söz etmek istiyorum.
Sayın Keskinkılıç, konuşmasında Karabük Üniversitesinin kurucu rektörü merhum Prof. Dr. Burhanettin Uysal’ı da andı. Uysal’ın üniversitenin kuruluş yıllarında ortaya koyduğu mücadeleyi ve Karabük Üniversitesinin bugünlere geliş sürecindeki emeklerini anlattı.
Bu anlatım sırasında aralarında geçen bir diyaloğu paylaştı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın Ali Hoca?”
Rahmetli Burhanettin Hocamızın bu sözünü biz de çok iyi hatırlıyoruz. O dönemlerde yapılan sohbetlerde, üniversiteye dair her konu açıldığında bu cümleyi sık sık dile getirirdi.
Aslında bu soru yalnızca Ali Hoca’ya değil, Karabük’te yaşayan herkese yöneltilmiş bir soruydu. Çünkü Karabük Üniversitesi sadece öğrencilerin eğitim aldığı bir kurum değil; şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine yön veren en önemli değerlerden biridir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda üniversitenin binlerce öğrencisi, yüzlerce akademisyeni, uluslararası başarıları ve şehre kattığı canlılıkla Karabük’ün en önemli markalarından biri haline geldiğini görüyoruz.
Belki de bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru hâlâ aynı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Çünkü bir şehrin geleceği, o şehrin üniversitesine verdiği değer kadar güçlü olur.
Sayın Ali Keskinkılıç’ın bu sözleri salonda yankılanırken gözlerim istemsizce bir gazeteci meslektaşıma çevrildi. Bu tamamen bir refleksti. Çünkü son birkaç yılda Karabük Üniversitesi üzerinden yürütülen tartışmalar aklıma geldi.
Hepimiz hatırlıyoruz. Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih Kırışık, öyle eleştirildi, öyle yıpratılmaya çalışıldı ki mesele zaman zaman Türkiye gündemine kadar taşındı. Üniversiteyi hedef alan açıklamalar, Fatih Kırışık ve yönetime yönelik sert eleştiriler, hatta hakaret boyutuna ulaşan ifadeler havada uçuştu.
Bugün ise dönüp bakıyorum.
Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yılı kutlanıyor. Üniversitenin geçmişi, bugünleri ve geleceği konuşuluyor. Şehrin en önemli değerlerinden biri olarak gösteriliyor.
Peki o günlerde söylenen onca söz ne oldu?
O ağır eleştiriler, o kesin hükümler, o sert ithamlar şimdi nerede?
Göreniniz, bileniniz var mı?
Elbette eleştiri olacaktır. Her kurum eleştirilebilir, her yönetim sorgulanabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak eleştiri ile yıpratma çabası arasındaki çizginin de iyi korunması gerekir.
İşin ilginç tarafı, sözünü ettiğim bu muhterem şahısla sosyal medya üzerinden arkadaşlığımız o gazeteci dostumuz tarafından kaldırılmış. Açık konuşmak gerekirse, Karabük Üniversitesine ve Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık’a verdiğimiz destekten ve bize kırgın olduğundan dolayı düşünüyorum.
Varsın olsun…
İnsanlar farklı düşünebilir, farklı değerlendirmelerde bulunabilir.
Ama biz öyle değiliz.
Biz dostlarımızı, sırf bizim gibi düşünmüyor diye hayatımızdan çıkarmayız. Bir gün aynı masada oturduğumuz, aynı şehrin meselelerini konuştuğumuz insanları silip atmayız.
O yüzden kendisi hâlâ arkadaş listemizde duruyor.
Çünkü bizim için önemli olan kişiler değil, ilkelerimizdir.
Dün olduğu gibi bugün de Karabük’ün menfaatine olduğuna inandığımız her işin yanında olmaya devam edeceğiz.
Rahmetli Burhanettin Uysal’ın yıllar önce sorduğu o soru bugün de güncelliğini koruyor:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Aslında bu soru yalnızca üniversite için değil, Karabük için ne yaptığımızın da bir muhasebesidir.
Çünkü güçlü bir üniversite, güçlü bir şehir demektir. Güçlü bir şehir ise geleceğe daha güvenle bakan bir toplum demektir.
Kalın Sağlıcakla