Karabük 1937’de kuruldu.
Bugün 90 yıla yaklaşıyor.
Karabük’te öyle insanlar var ki…
Örneğin 50 yılını fabrikada geçirmiş.
Demir üretmiş
Çelik üretmiş.
İlk yüksek fırınları görmüş.
İlk haddeyi çalıştırmış.
İlk organize sanayiyi yaşamış.
İlk ihracata şahit olmuş.
Bugün kahvede oturuyorlar.
Kimisi parkta…
Kimisi evinin önünde.
Anlatacak o kadar hikâyeleri var ki…
Ama dinleyen var mı ?
Bir gün o insanlar aramızdan ayrılınca…
Sadece bir insanı değil…
Koca bir dönemi de kaybetmiş olacağız.
Neden KARABÜK BELEDİYESİ…
ÜNİVERSİTE…
KARDEMİR…
İL KÜLTÜR MÜDÜRLÜĞÜ…
Bir araya gelip bu insanların hatıralarını KAYIT ALTINA ALMIYOR?
Her hafta bir emekli işçi…
Bir usta…
Bir mühendis…
Bir öğretmen…
Bir esnaf…
Kameranın karşısına geçse…
“BENİM KARABÜK’ÜM…” diye anlatsa.
İnanın bundan elli yıl sonra o görüntüler altın değerinde olur.
Bazen en büyük yatırım hafızalara yapılan yatırımdır.
Hatıralardır, ruhtur…
Çünkü şehirleri ayakta tutan hikâyeleridir.
Karabük’ün de anlatacak çok hikâyesi yok mu ? Var!
Gidenler gitti, kalan büyüklerimiz gidince keşke dememek için düğmeye basılmalı, değil mi?
Şehrin kültürel mirasına dokunulmalı değil mi ?
Bir kamera, bir mikrofon ve anlatacak büyükler…
Bu gazetecilik işi gibi görünse de öyle değil…
Bu iş gazetecinin, köşe yazarının yapacağı bir iş değil çünkü. Gazetecinin görevi bu fikri ortaya koymak, gündeme taşımaktır.
Bu iş; belediyenin, üniversitenin, KARDEMİR’in, Kültür Müdürlüğü’nün ve Valiliğin el ele verip yürüteceği bir şehir işi olmalı.
Çünkü bugün dinlemediğimiz her büyükle birlikte, KARABÜK’ÜN BİR PARÇASI DA SESSİZ SEDASIZ ARAMIZDAN AYRILIYOR.
Ömrünü bu şehre vermiş insanların hatıraları bir kez kayboldu mu, bir daha geri gelmez. Onun için bu işi BİR HABER DEĞİL, Karabük’ün ortak hafızasını koruyacak KALICI BİR ŞEHİR PROJESİ olarak görmek gerekiyor.
Onun için Karabük’ün hafızasını gelecek kuşaklara taşıyacak saydığımız kurumların paydaşlığında ORTAK BİR ŞEHİR PROJESİ OLMALI.
Gelecek nesillere bırakılacak en kıymetli miraslardan biri bu olur bence…
***
Yapay Zekâ Sağlıkta Karabük’ün Hizmetine Girdi
Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hizmete alınan yapay zekâ destekli yeni MR cihazı, sadece teknolojik bir yatırım değil, vatandaşın sağlık hizmetine daha hızlı ulaşmasını sağlayacak önemli bir adım oldu.
Çekim sürelerinin kısalması, randevu kapasitesinin artması ve özellikle klostrofobisi olan ya da obez hastalar için sunulan konfor, bu yatırımın doğrudan vatandaşa dokunan yönünü ortaya koyuyor.
Sağlıkta yapılan yatırımların en değerli tarafı, insanların derdine daha kısa sürede çare olabilmesidir.
Karabük’e kazandırılan bu yeni teknoloji de hem hekimlerin işini kolaylaştıracak hem de vatandaşların daha kaliteli sağlık hizmeti almasına katkı sağlayacaktır
Bu tür yatırımların artarak devam etmesi, Karabük’ün sağlık alanındaki gücünü daha da yukarı taşıyacaktır.
Karabük’e hayırlı olsun…
*
Karabük Başarı Duvarı
Karabük’te biri dünya şampiyonu oluyor…
Bir genç TÜBİTAK’ta derece alıyor…
Bir öğrenci Türkiye birincisi oluyor…
Bir iş insanı ihracat rekoru kırıyor…
Bir öğretmen ödül alıyor…
Unutuyoruz…
Mesela Karabük’te özel bir alanda…
Ya da Millet Bahçesi’nde…
Büyük bir “KARABÜK BAŞARI DUVARI” olsa…
Kim var bu duvarda?
Dünya şampiyonu Muhammed Fatih Lord…
Uluslararası başarı kazanan öğrenciler…
Bilim insanları…
Sanatçılar…
Şehre değer katan ustalar…
Hayırseverler…
Karabük’ün gurur duyduğu herkes…
İnsanlar önünden geçerken çocuklarına gösterse,
“Bak evladım.. Bu da Karabük’ten çıkmış” diye.
İşte o zaman o duvar sadece taş olmaz.
ÇOCUKLARA HEDEF OLUR.
Bugün çocuklarımızın önünde telefon ekranı var.
Biraz da örnek insanlar olsun.
Çünkü başarı bulaşıcıdır.
Bir çocuk kendisi gibi birini görünce…
“Ben de yaparım.” demeye başlar.
Başarılar ne kadar görünür olursa etkisi – tetiklemesi o kadar artar.
Bunun maliyeti de sıfır gibi. Bir başarı duvarı örülecek hepsi bu.
Yol, hastane vs yatırımı değil ki.
Bakın şehir kültürü , şehir ruhu böyle böyle oluşur, gelişir.
O başarılı – şampiyon – hayırsever vs insanlarımızın isimleri şehir durdukça orada yaşar.
İsimleri ölümsüzleşmiş olur.
Karabük’ün eksikliklerinden biri de bu bence.
