Şafak Zeki Akca yazdı.
Ticaret ve Sanayi Odası deyince akla ne gelir?
Patronlar…
Sanayiciler…
İş dünyası…
Şehrin ekonomisine yön veren insanlar.
Dolayısıyla Karabük Ticaret ve Sanayi Odası’nda yapılacak seçim, öyle sıradan bir seçim değildir.
Çünkü burada seçilecek yönetim, yalnızca oda koltuğunu değil, Karabük iş dünyasının önümüzdeki dönemdeki temsil gücünü de belirleyecek.
Mevcut Başkan Fatih Çapraz’ın konumuna baktığımızda ise ortaya şu tablo çıkıyor:
Karabük için proje üreten bir anlayış…
Sanayiciyle, iş insanıyla iletişimi güçlü bir başkan…
Ve daha önemlisi, iş dünyasının önemli bir bölümünün desteğini alan bir isim.
Patronların önemli bir kısmı Fatih Çapraz’ı başarılı buluyor.
Bu da seçim sürecinde Çapraz’ı doğal olarak avantajlı bir noktaya taşıyor.
Peki karşısında aday var mı?
İşte burada iş biraz karışıyor.
Şu ana kadar resmi olarak açıklanmış bir adaylık yok.
Sadece Ömer Ayar’ın, gruplardan çıkması halinde başkanlığa aday olabileceği yönündeki sözleri var.
Burada yanlış anlaşılmasın.
Aday olmak suç mu?
Tabii ki değil.
Şartları tutan herkes aday olabilir.
Hatta rekabet, demokrasinin gereğidir.
Ama mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü Ömer Ayar, geçmişte AK Parti Karabük İl Başkanlığı yapmış bir isim.
Elbette bu onun şahsi geçmişidir.
Elbette siyasette görev yapmış olması, ticaret ve sanayi dünyasında aday olmasına engel değildir.
Fakat benim dikkat çekmek istediğim başka bir nokta var.
Siyaset kurumu bu seçimin içerisine ne kadar girmeli?
Bence hiç girmemeli.
Çünkü Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri, siyasi parti seçimi değildir.
Burada sandığa gidecek olanlar siyasi delegeler değil; iş insanları, sanayiciler, tüccarlar…
Dolayısıyla tercih de iş dünyasının kendi iradesiyle şekillenmelidir.
Siyaset burada ne kadar görünür hale gelirse, seçim o kadar başka bir tartışmanın içine çekilir.
Üstelik bunun bedelini de sadece adaylar ödemez.
Kabak AK Parti teşkilatlarının başına patlar.
Kabak Belediye Başkanının başına patlar.
Sonra da herkes birbirine şu soruyu sormaya başlar:
“Bu seçim gerçekten iş dünyasının seçimi miydi, yoksa siyasetin müdahil olduğu bir seçim miydi?”
Bence buna hiç gerek yok.
Ben olsam ne yapardım?
Hiçbir şey yapmazdım.
Ne müdahale ederdim…
Ne taraf olurdum…
Ne de yüksek sesle bir şey söylerdim.
Bırakırdım patronlar kararını versin.
Bırakırdım sanayici sandığa gitsin.
Bırakırdım tüccar kendi başkanını seçsin.
Çünkü bazen siyasetin yapabileceği en doğru hamle, hiçbir hamle yapmamaktır.
Karabük TSO seçimi de tam olarak böyle bir sınav.
Mesele sadece Fatih Çapraz kazanacak mı, Ömer Ayar aday olacak mı meselesi değil.
Asıl mesele şu:
Karabük iş dünyası kendi iradesiyle mi karar verecek, yoksa siyasetin gölgesi sandığın üzerine mi düşecek?
Bence sandığın üzerine gölge düşmemeli.
Çünkü bu sandık, siyasetçilerin değil…
Karabük’ün patronlarının sandığı.
Kalın Sağlıcakla
