Şafak Zeki Akca yazdı.
Türkiye’de Süleymancılar tartışılırken gözler genellikle İstanbul’a, Ankara’ya veya büyük şehirlere çevriliyor.
Oysa bu yapılanmanın Anadolu’daki ayağı da ayrıca konuşulmayı hak ediyor.
Karabük de bu şehirlerden biri.
Çünkü Karabük sıradan bir Anadolu şehri değil.
Bir üniversite şehri.
Karabük Üniversitesi’nin binlerce öğrencisi var.
Safranbolu’suyla birlikte ciddi bir öğrenci hareketliliğine sahip.
Ve üniversite öğrencisinin olduğu yerde doğal olarak barınma meselesi büyük önem taşıyor.
İşte cemaatlerin yıllardır en güçlü oldukları alanlardan biri de burası:
Yurtlar ve öğrenci yapılanmaları.
Karabük’te mesele sadece bir yurt meselesi değil
Bugün Karabük’te devletin öğrenci yurtları bulunuyor.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın resmi kayıtlarında kent merkezi, Safranbolu ve Eskipazar dahil olmak üzere çok sayıda devlet yurdu yer alıyor.
Fakat bunun yanında özel öğrenci yurtları ve farklı dernek veya vakıflarla bağlantılı yapılar da yıllardır şehirde varlığını sürdürüyor.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta şu:
Bir yurdun isminden hareketle onun hukuki veya kurumsal olarak hangi yapıya bağlı olduğunu kesin biçimde söylemek doğru değildir.
Fakat kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen yapının en önemli faaliyet alanlarından birinin öğrenci yurtları ve eğitim faaliyetleri olduğu zaten biliniyor.
Dolayısıyla Karabük’teki yapılanmayı tartışırken asıl bakılması gereken yer tam da burasıdır.
Üniversite gençliği neden önemli?
Çünkü cemaatler açısından öğrenci yalnızca bugün kazanılan bir insan değildir.
Geleceğin öğretmeni olabilir.
Mühendisi olabilir.
Doktoru olabilir.
Bürokratı olabilir.
İş insanı olabilir.
Siyasetçisi olabilir.
Yani bugün bir yurtta kalan 20 yaşındaki genç, 20 yıl sonra toplumun herhangi bir noktasında görev alabilir.
Bu nedenle öğrenci yurdu yalnızca yatılan, yemek yenilen bir bina değildir.
Aynı zamanda sosyal çevrenin ve dünya görüşünün şekillendiği bir alan olabilir.
İşte mesele burada başlıyor.
Karabük’ün yapısı bu açıdan önemli
Karabük küçük bir şehir.
Küçük şehirlerde sosyal çevreler daha hızlı oluşur.
İnsanlar birbirini daha yakından tanır.
Hemşehrilik ilişkileri güçlüdür.
Üniversite öğrencisi ise şehir dışından gelir.
Yeni bir çevre arar.
Uygun fiyatlı barınma arar.
Kendisini güvende hissedeceği bir yer arar.
İşte bu noktada yurtların önemi daha da artar.
Dolayısıyla Karabük’teki cemaat yapılanmasını sadece dini faaliyetler üzerinden okumak eksik kalır.
Bunun ekonomik tarafı vardır.
Eğitim tarafı vardır.
Öğrenci tarafı vardır.
Sosyal çevre tarafı vardır.
Ve belki de en önemlisi, uzun vadeli insan kaynağı tarafı vardır.
100 milyar lira iddiası Karabük’te ne ifade ediyor?
Başta söylediğimiz o büyük rakama tekrar dönelim.
Kamuoyunda Süleymancılar için 100 milyar liralık ekonomik büyüklük iddiaları konuşuluyor.
Ben bu rakamı doğrulanmış bir bilanço gibi yazmıyorum.
Çünkü böyle büyük bir rakamın gerçek anlamda ortaya konulabilmesi için şirketlerin, vakıfların, derneklerin, taşınmazların ve diğer ekonomik varlıkların bağımsız biçimde incelenmesi gerekir.
Ama rakamın kendisi doğru olsun veya olmasın, şu soruyu sormaya hakkımız var:
Karabük’te bu büyük yapının ekonomik ve sosyal ayağı nedir?
Kaç öğrenciye ulaşılıyor?
Kaç yurt var?
Hangi dernekler faaliyet gösteriyor?
Hangi vakıflarla bağlantılar bulunuyor?
Gayrimenkul varlığı nedir?
Öğrencilere verilen burs ve desteklerin kaynağı nedir?
Ve bütün bunların toplam ekonomik büyüklüğü nedir?
Bunlar cevaplanması gereken sorulardır.
Kimseyi suçlamadan soralım
Burada özellikle altını çizmek istiyorum.
Meselemiz herhangi bir vatandaşın inancıyla değil.
Bir insan istediği yerde ibadet eder.
İstediği vakfa bağış yapar.
İstediği yurtta kalır.
Bunlar kişisel tercihlerdir.
Fakat bir yapı ekonomik olarak büyüyorsa ve toplumsal etkisi genişliyorsa, şeffaflık istemek kimseyi suçlamak değildir.
Tam tersine…
Şeffaflık herkes için gereklidir.
Siyasetçi için de.
Belediye için de.
Şirket için de.
Vakıf için de.
Dernek için de.
Cemaat için de.
Karabük’te asıl konuşmamız gereken
Bence Karabük’te bu konuyu konuşurken “Kim hangi cemaate mensup?” sorusuna takılıp kalmamalıyız.
Daha önemli sorular var.
Öğrenciler nerede barınıyor?
Bu öğrenciler hangi sosyal çevrelerin içine giriyor?
Yurtların ekonomik yapısı nasıl?
Kimler tarafından finanse ediliyor?
Hangi kurumlarla ilişkileri var?
Şehirdeki ekonomik güçleri ne kadar?
Ve en önemlisi, bu yapılanmaların gelecekte Karabük üzerindeki sosyal etkisi ne olacak?
Bunlar konuşulursa gerçek bir gazetecilik yapılmış olur.
Çünkü mesele bir cemaatin varlığı değil.
Mesele, var olan ekonomik ve sosyal gücün ne kadarının görünür, ne kadarının görünmez olduğudur.
Karabük küçük bir şehir olabilir.
Ama burada yetişen gençler yarının Türkiye’sidir.
Bu nedenle Karabük’teki her öğrenci yurdu, her eğitim faaliyeti ve her büyük ekonomik yapılanma dikkatle izlenmelidir.
Ne peşin hükümle…
Ne de görmezden gelerek…
Sadece bilgiyle, belgeyle ve şeffaflık talebiyle.
Çünkü 100 milyarlık olduğu iddia edilen bir ekonomik güç varsa, bunun Karabük’teki izdüşümünü sormak da bizim hakkımızdır.
Ve belki de asıl soru şudur:
Karabük’te gördüğümüz sadece bir öğrenci yurdu yapılanması mı, yoksa çok daha büyük bir ekonomik ve sosyal ağın küçük bir parçası mı?
Bence bu soru sorulmaya değer.
Kalın Sağlıcakla
