Karabük’ün Hikâyesi Türkiye’nin Kalkınma Hikâyesidir
Şafak Zeki Akca yazdı
Bazen…
Bir cümle, sayfalar dolusu rapordan daha güçlüdür.
Bazen de…
Binlerce kilometre öteden gelen bir haber, size kendi şehrinizi yeniden anlatır.
Geçtiğimiz günlerde Karabük’te TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu konuştu.
Salonda sanayiciler vardı.
İş insanları vardı.
Protokol vardı.
Ama konuşmanın ardından hafızalarda kalan tek cümle şuydu:
“Karabük’ün hikâyesi, Türkiye’nin kalkınma hikâyesidir.”
Bu cümle bir nezaket sözü değildi.
Bu cümle…
Cumhuriyet tarihine düşülen bir nottu.
*
İlhan Alpogan’ın dünkü yazısında dikkat çekici bir haber vardı.
İngiliz hükümeti, British Steel’i kamu mülkiyetine aldı.
Gerekçesi ise tek başına ders niteliğindeydi:
“İngiltere’nin hayati ulusal kapasitesini korumak.”
Scunthorpe’daki çelik fabrikasında yaklaşık 2 bin 700 kişi çalışıyor.
Binlerce aile o fabrikadan geçimini sağlıyor.
Yan sanayi onun etrafında dönüyor.
Ve İngiliz hükümeti diyor ki;
“Bu fabrika sadece çelik üretmiyor…
Ülkenin stratejik gücünü ayakta tutuyor.”
Dikkat edin…
“Zarar ediyor.” demediler.
“Özelleştirelim.” demediler.
“Arsası daha kıymetli.” demediler.
Tek bir cümle kurdular.
“Bu tesis milli kapasitedir.”
*
Şimdi dönelim Karabük’e…
Takvim…
3 Nisan 1937.
Henüz ortada şehir yok.
Ama büyük bir ideal var.
Cumhuriyet, Anadolu’nun ortasında bir köy seçiyor.
Adını bütün dünyanın öğreneceği bir sanayi kenti inşa ediyor.
Karabük…
Sadece demir üretmiyor.
Cumhuriyet’in özgüvenini üretiyor.
Türkiye’nin raylarını döşüyor.
Köprülerini taşıyor.
Barajlarını yükseltiyor.
Sanayisini ayağa kaldırıyor.
İşte bu yüzden Hisarcıklıoğlu’nun söylediği söz yalnızca bir iltifat değildir.
Bir gerçeğin teslimidir.
Karabük gerçekten de Türkiye’nin kalkınma hikâyesidir.
*
Hisarcıklıoğlu’nun konuşmasında bir başka önemli başlık daha vardı.
Yıllardır Karabük’ün dillendirdiği bir talebe açık destek verdi.
“3 Nisan, Sanayi Günü olarak tescillenmeli.”
Ne kadar doğru…
Çünkü 3 Nisan yalnızca Karabük’ün doğum günü değildir.
Cumhuriyet’in ağır sanayiye attığı ilk adımdır.
Bu tarih sadece Karabük’ün değil, Türkiye’nin ortak sanayi hafızasıdır.
Artık bu talep yalnız Karabük’ün talebi değildir.
Türkiye’nin en büyük iş dünyası kuruluşunun da sahip çıktığı milli bir meseledir.
*
Konuşmada Filyos Limanı da vardı.
Çünkü artık sanayi yalnızca üretmekle büyümüyor.
Ürettiğini dünyaya ulaştırabilen kazanıyor.
Filyos Limanı…
Karabük için sadece bir liman değildir.
Dünyaya açılan kapıdır.
İhracatın nefes borusudur.
Bugün rekabet yalnız fabrikada değil…
Lojistikte kazanılıyor.
Hisarcıklıoğlu’nun KOBİ’lerle ilgili sözleri de yabana atılacak cinsten değildi.
Ekonominin görünmeyen kahramanları büyük holdingler değil…
Sanayi sitelerindeki küçük atölyelerdir.
*
Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Fatih Çapraz, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’ndan iki önemli konuda destek istedi.
Birincisi…
Karabük’ün yıllardır beklediği Lojistik Üs Projesi.
İkincisi ise…
Endüstri Meslek Lisesi.
Aslında bunlar iki ayrı talep değil…
Tek bir kalkınma vizyonunun iki temel ayağı.
Çünkü sanayi yalnızca fabrika yapmak değildir.
Lojistik olmadan ürettiğinizi dünyaya ulaştıramazsınız.
Nitelikli meslek eğitimi olmadan da o fabrikaları çalıştıracak insanı yetiştiremezsiniz.
Filyos Limanı…
Lojistik Üs…
Endüstri Meslek Lisesi…
Bunların üçü de aynı hedefin parçalarıdır.
Biri üretimi güçlendirir.
Biri insan yetiştirir.
Biri ise üretileni dünyaya taşır.
Gerçek kalkınma zinciri işte budur.
*
Ancak…
Bütün bu önemli başlıkların arasında insanın içini burkan bir tablo da vardı.
Türkiye’nin en büyük iş dünyası kuruluşunun Başkanı Karabük’e geliyor…
Karabük’ün geleceği konuşuluyor…
Sanayi konuşuluyor…
Filyos konuşuluyor…
Lojistik Üs konuşuluyor…
Ama Karabük Ticaret ve Sanayi Odası’nın toplantı salonundaki boş koltuklar gözlerden kaçmadı.
24 kişilik Meclis’in önemli bir bölümü salonda yoktu.
Karabük ekonomisine yön veren birçok iş insanı da bu tarihi buluşmada yer almadı.
Buna karşılık, geniş tutulan ödül listesinde adı bulunan ve ödül almaya gelenlerin salondaki ağırlığı dikkat çekiyordu.
Oysa o gün mesele ödül almak değil…
Karabük’ün geleceğine sahip çıkmaktı.
TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu gibi Türkiye ekonomisinin en etkili isimlerinden biri Karabük’e gelmişken, o salonun dolup taşması gerekirdi.
Karabük’ün üretim gücünü temsil eden herkes orada olmalıydı.
Çünkü böyle ziyaretler her gün yaşanmıyor.
Nitekim edinilen bilgilere göre, Karabük Lojistik Üssü konusunda destek isteyen AK Parti Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç’a TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun,
“Siz önce Filyos’u etkin şekilde kullanın, ondan sonra lojistik üssünü konuşalım.”
şeklinde önemli bir değerlendirmede bulunduğu ifade ediliyor.
Aslında bu sözün satır arası çok açık.
Elinizdeki imkânları en verimli şekilde kullanmadan yeni yatırımları anlatmanız kolay olmuyor.
Bu da Karabük adına üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir mesajdır.
Belki de o gün salondaki boş koltuklar, bu mesajın ağırlığını daha da artırdı.
Çünkü bir şehrin birlik fotoğrafı, bazen en güçlü projeden bile daha fazla etkiler.
*
Ama bütün bunların arasında beni en çok düşündüren yine İngiltere oldu.
İngilizler bugün kendi çelik fabrikalarını “hayati ulusal kapasite” diyerek devlet güvencesi altına alıyor.
Biz ise zaman zaman KARDEMİR’i sadece bilançosuyla konuşuyoruz.
Sadece hisse değeriyle…
Sadece kârıyla…
Oysa mesele bundan çok daha büyük.
Bir zamanlar İngiliz mühendisler Karabük Demir Çelik Fabrikası’nın kuruluşunda görev aldı.
Bugün aynı İngiltere, kendi çelik fabrikasını kaybetmemek için devlet refleksi gösteriyor.
Tarih bazen ilginç mesajlar verir.
Anlamak isteyene…
İbret almak isteyene…
Kalın Sağlıcakla
