Reklam
Reklam
54
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

EYLÜL GELDİ. HOŞGELDİ, MEVSİMLERİN EN GÜZEL HALİ. YAZIN BİTİŞİ BAHARIN BAŞLANGICI.

PEKİ, KARABÜK’TE DEĞİŞEN NE OLDU?

Şafak Zeki Akca yazdı

Eylül geldi…

Yapraklar sararmaya, havalar serinlemeye başladı.

Okullar açılıyor.

Üniversiteler yeniden hareketlenecek.

Çarşılar kalabalıklaşacak.

Sokaklarda yeniden bir telaş başlayacak.

Ama bir dakika…

Karabük’te gerçekten yeni bir dönem mi başlıyor?

Yoksa biz her yıl olduğu gibi takvim yaprağını çevirip aynı sorunlarla yaşamaya devam mı edeceğiz?

Eylül sadece sonbaharın başlangıcı değildir.

Eylül, aynı zamanda hesap verme ayıdır.

Yaz bitti.

Tatil bitti.

Bahaneler bitti.

Şimdi şehir için çalışma zamanı.

KARABÜK’ÜN ARTIK BEKLEYECEK VAKTİ YOK

Karabük’ün yıllardır konuştuğu meseleler belli.

Ulaşım…

Trafik…

Çevre…

Sağlık…

Konut…

İstihdam…

Gençlerin şehirden göçü…

Esnafın ayakta kalma mücadelesi…

Üniversite-kent bütünleşmesi…

Ve daha saymakla bitmeyecek onlarca konu.

*

GENÇLER GİDİYOR, BİZ SEYREDİYORUZ

Eylül deyince üniversiteyi de konuşmak zorundayız.

Çünkü Karabük’ün en büyük zenginliklerinden biri genç nüfus.

Ama gençleri burada tutacak yeterli sosyal, ekonomik ve kültürel imkanları oluşturamazsak üniversite sadece diploma verilen bir yer olmaktan öteye geçemez.

Genç mezun olacak…

Sonra?

İş yoksa Ankara’ya, İstanbul’a, İzmir’e gidecek.

Belki yurt dışına gidecek.

Ve biz arkasından bakacağız.

Sonra da “Karabük neden küçülüyor?” diye soracağız.

Gençlerini tutamayan şehir, geleceğini de tutamaz.

Bunu artık herkesin anlaması gerekiyor.

OKULLAR AÇILIYOR AMA VELİNİN CEBİ KAPANIYOR

Eylül aynı zamanda eğitim ayıdır.

Fakat bugün bir çocuğu okula göndermek bile aile bütçesi açısından ciddi bir yük haline gelmiş durumda.

Çanta…

Ayakkabı…

Kıyafet…

Kırtasiye…

Servis…

Yemek…

Ve daha niceleri…

Asgari ücretle geçinen bir aile için bunların her biri ayrı bir hesap.

Çocuğunun yüzündeki mutluluğu görmek isteyen anne baba, akşam evde hesap makinesinin başına oturuyor.

Bir tarafta eğitim sevinci, diğer tarafta geçim sıkıntısı…

İşte Türkiye’nin, dolayısıyla Karabük’ün gerçeği bu.

ESNAF DA VATANDAŞ DA AYNI SORUYU SORUYOR

“Bu hayat pahalılığı nereye kadar?”

Markete giden vatandaş fiyat etiketine bakıyor.

Esnaf dükkânın kirasına, elektriğine, çalışanına bakıyor.

Emekli maaşını hesaplıyor.

Dar gelirli ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor.

Herkes aynı ekonomik baskının altında.

Böyle bir ortamda Karabük’ün ekonomisini sadece rakamlarla anlatmak yetmez.

Sokağa çıkmak gerekir.

Pazara gitmek gerekir.

Esnafın yanına oturmak gerekir.

Emeklinin sofrasına bakmak gerekir.

Öğrencinin cebindeki parayı sormak gerekir.

Çünkü gerçek hayat, makam odalarında değil;

sokakta yaşanıyor.

EYLÜL, KARABÜK İÇİN BİR TEST OLSUN

Yeni dönem başlıyor.

O halde herkes elini taşın altına koymalı.

Siyasetçisi…

Bürokratı…

Belediyesi…

Üniversitesi…

Sivil toplum kuruluşları…

İş dünyası…

Basını…

Ve biz vatandaşlar…

Artık birbirimizi suçlama dönemini bir kenara bırakıp Karabük için ne yaptık? sorusunu sormalıyız.

Çünkü bu şehir hepimizin.

Başarısı da bizim.

Eksikleri de bizim.

Geleceği de bizim.

KARABÜK’ÜN ARTIK BİR HAYALİ OLMALI

Ben Eylül’e böyle bakıyorum.

Sadece mevsim değişmiyor.

Karabük’ün de zihniyeti değişmeli.

Küçük hesaplardan büyük hedeflere geçmeliyiz.

Günü kurtarmaktan vazgeçip geleceği planlamalıyız.

Bir sonraki seçimi değil, bir sonraki nesli düşünmeliyiz.

Çünkü bugün atacağımız her adım, yarın çocuklarımızın yaşayacağı Karabük’ü belirleyecek.

Eğer bunu yapmazsak…

Bir gün yine Eylül gelecek.

Yapraklar yine dökülecek.

Okullar yine açılacak.

Üniversite yine başlayacak.

Ama Karabük biraz daha küçülmüş olacak.

Biraz daha genç kaybetmiş olacak.

Biraz daha yaşlanmış olacak.

Ve biz yine aynı soruyu soracağız:

“Karabük neden geride kaldı?”

Oysa cevabı bugün verebiliriz.

Çünkü şehirler kader değildir.

Şehirleri insanlar değiştirir.

Yeter ki gerçekten değiştirmek isteyelim.

Eylül geldi.

Benim dileğim basit:

Bu Eylül, Karabük için sadece yeni bir mevsimin değil, yeni bir anlayışın başlangıcı olsun.

Çünkü artık kaybedecek bir yıl daha yok.

Karabük’ün bekleyecek vakti yok.

Kalın Sağlıcakla