Reklam
Reklam
41
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Odyssey: İnsan Bazen Eve Değil, Kendine Döner

Sanat Tarihi Ajandası 21.

Bazı hikayeler asla eskimez. Çünkü zamanı değil, insanı anlatırlar.

Homeros’un binlerce yıllık Odysseia’sı da böyle bir hikaye. Truva Savaşı’nın ardından Odysseus’un önünde artık zafer değil, eve dönüş yolculuğu vardır. Fakat Yunanistan’da bir ada – Ithaka’ya ulaşmak, bir denizi aşmaktan çok daha fazlasıdır. Yol boyunca canavarlarla, tutkularla, kayıplarla ve kendi zaaflarıyla mücadele eder.

Aslında Odysseus’un yolculuğu bir eve dönüş hikayesinden çok, kendini kaybetmeden eve varma yolculuğudur. Bugün Odyssey’ye baktığımızda bizi yakalayan da tam olarak bu.

Çünkü modern insan da sürekli yolda. İş, para, kariyer, ilişkiler, şehirler, ekranlar.  Bir şeylere yetişmeye çalışırken kendimizden uzaklaşıyoruz. Dünyanın öbür ucuyla saniyeler içinde iletişim kurabiliyoruz ama bazen kendi içimizde olup biteni duyamıyoruz.

Odysseus’un Ithaka’sı işte tam burada anlam kazanıyor.

Belki bizim Ithaka’mız da bir yer değil, kendi iç yolculuğumuzdur. Anadolu’nun ve Ege dünyasının kadim kültürel mirasıyla iç içe geçen Odysseia, yalnızca binlerce yıllık bir eve dönüş hikayesi değil; yaşadığımız coğrafyanın farkına varmamız gereken eşsiz kültürel zenginliklerini sinema, tiyatro ve opera gibi sanatların farklı dilleriyle yeniden keşfetmemize imkân veren güçlü bir anlatıdır.

Modern çağın Sirenleri 

Odysseus’un karşısına çıkan Sirenler (yarı kadın, yarı kuş efsanevi yaratık), insanı kendine çeken ve yolundan çıkaran güçlerdir. Bugün Sirenlerin sesi değişti.

Telefon bildirimlerinde, reklamlarda, sosyal medya akışlarında konuşuyorlar:

Daha çok kazan.
Daha çok tüket.
Daha başarılı ol.
Daha güzel görün.
Daha çok beğeni al.

Modern insanın Sirenleri artık kayalıkların üzerinde şarkı söylemiyor.

Ekranın içinde yaşıyor.

Bu yüzden bugün eve dönmek yalnızca işten çıkıp kapıyı açmak anlamına gelmiyor. Eve vardığımızda hala zihnimiz başka yerlerdeyse, bedenimiz eve gelmiş ama biz gelememişiz demektir.

Belki de çağımızın en büyük ihtiyacı biraz durmak. Sessiz kalmak. Kendimizi başkalarının hayatlarıyla kıyaslamayı bırakmak.

Ve şu soruyu sormak: “Ben nereye gidiyorum?”

Yol insanı değiştirir

Odysseus, Ithaka’dan ayrıldığında başka bir insandır. Geri döndüğünde ise artık aynı kişi değildir.

Bu, insan hayatının en gerçek taraflarından biridir. Yıllar sonra çocukluğumuzun evine döneriz; ev aynı evdir ama biz değişmişizdir.

Eski bir sokağa gideriz; taşlar yerindedir ama anılarımızın anlamı değişmiştir. Bir zamanlar çok sevdiğimiz insanlarla yeniden karşılaşırız; fakat artık ne onlar ne de biz eskisi gibiyizdir.

Demek ki eve dönüş, geçmişe dönmek değildir. Geçmişimizle bugünkü halimizi barıştırmaktır.

Sanatın gücü de burada ortaya çıkar. Binlerce yıl önce anlatılmış bir destan, bugün bize kendimizi anlatabiliyorsa, sanat tarihinin aslında geçmişten çok daha fazlası olduğunu anlarız.

Sanat, insanın kendisine tuttuğu aynadır.

Odyssey neden bugün önemli?

Odyssey’nin yeniden sinemaya taşınması, bu yüzden yalnızca eski bir destanın yeniden anlatılması değildir.

Her çağ kendi Odysseus’unu yaratır.

Antik Yunan için mesele tanrılarla ve denizlerle mücadeleydi.

Bugünün insanı içinse mücadele daha görünmez.

Yalnızlıkla. Tükenmişlikle. Başarı baskısıyla. Aidiyet arayışıyla. Ve kendine yabancılaşma korkusuyla…

Odysseus’un canavarları dışarıdaydı. Bizim canavarlarımız çoğu zaman içimizde. 

Belki de bu nedenle onun yolculuğu hala bize dokunuyor.

Bizim Ithaka’mız nerede?

Hayat boyunca bir yerlere ulaşmaya çalışıyoruz.

Daha iyi bir iş. Daha iyi bir ev. Daha fazla para. Daha kaliteli bir hayat…

Ama bütün bunlara ulaşırken kendimizi geride bırakıyorsak, vardığımız yer gerçekten varmak mıdır?

Odysseus’un hikayesi burada bize sessiz ama güçlü bir şey söylüyor:

İnsan dünyayı tanımlarken, kendini bu yolda asla kaybetmemeli.