Reklam
Reklam
131
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Karabük’te Hava Ağırlaştı…

Peki Biz Ne Zaman Harekete Geçeceğiz?

Şafak Zeki Akca yazdı.

BACALAR TÜTÜYOR… PEKİ YA VİCDANLAR?

Dün Bölgeninsesigazetesi.com’da Halil Kızılyer’in kaleme aldığı bir haber yayımlandı.

Başlığı kısa ama sarsıcıydı:

“Karabük’te hava ağırlaştı…”

Bu, sıradan bir haber başlığı değildi.

Bu şehirde yaşayan herkesin yıllardır içine çektiği, her nefeste hissettiği ortak kaygının birkaç kelimeye sığdırılmış hâliydi.

Çünkü Karabük’te bazı sabahlar pencereyi açtığınızda gördüğünüz şey yalnızca sis değildir.

Boğazınızı yakan o keskin hava, gökyüzünü örten o gri tabaka ve içinize çöken o huzursuzluk insanı aynı soruyu sormaya zorluyor:

“Gerçekten ne soluyoruz?”

Asıl ağır olan hava mı?

Yoksa bu sorular karşısındaki sessizlik mi?

*

Yıllardır aynı şeyleri yazıyoruz.

Yıllardır aynı uyarıları yapıyoruz.

Yıllardır çevrenin, havanın ve insan sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini anlatmaya çalışıyoruz.

Ama görünen o ki…

Her uyarı birkaç gün konuşuluyor, sonra unutuluyor.

Oysa çevre sorunları unutulunca yok olmaz.

Tam tersine büyür.

Ve büyüyen yalnızca sorun değildir.

Endişedir…

Kaygıdır…

Gelecek korkusudur.

*

Karabük’te bugün en çok konuşulan konulardan biri sağlık.

Özellikle kanser vakalarına ilişkin toplumda ciddi bir tedirginlik var.

Kahvehanelerde…

İş yerlerinde…

Ev sohbetlerinde…

İnsanlar aynı soruları soruyor.

“Sağlık verileri neden daha ayrıntılı paylaşılmıyor?”

“Hava kalitesi ile sağlık arasındaki ilişki konusunda neden daha kapsamlı bilimsel çalışmalar kamuoyuyla paylaşılmıyor?”

Bu soruların cevabı verilmelidir.

Çünkü cevap verilmedikçe söylentiler büyür.

Belirsizlik büyür.

Güven duygusu zedelenir.

Şeffaflık ise böyle zamanlarda bir tercih değil, kamusal bir sorumluluktur.

*

Karabük sıradan bir şehir değil.

Bir vadinin içine kurulmuş bir kent.

Rüzgârın kesildiği günlerde kirli havanın dağılması kolay olmuyor.

Bu nedenle burada çevre tedbirleri, başka şehirlerden çok daha hassas uygulanmak zorunda.

Bu bir tercih değil…

Coğrafyanın dayattığı bir zorunluluktur.

*

Vatandaşın istediği de öyle imkânsız şeyler değil.

Kimse fabrikalar kapatılsın demiyor.

Kimse üretim dursun istemiyor.

İstenenler gayet açık:

Daha sık ve etkili denetimler…

Daha güçlü çevre yatırımları…

Modern filtre sistemleri…

Anlık ve herkesin kolayca erişebileceği hava kalitesi verileri…

Ve en önemlisi…

Soruları cevapsız bırakmayan, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı.

*

Bugün “Karabük’te hava ağırlaştı” diyoruz.

Yarın çocuklarımızın sağlığı için çok daha ağır cümleler kurmak zorunda kalmamak istiyorsak, bugünden harekete geçmeliyiz.

Çünkü ihmalin faturası yalnızca çevreye kesilmez.

En ağır bedeli insan öder.

*

Buradan yetkililere açık çağrımızdır:

Karabük’ün havasını, suyunu ve toprağını korumak; yalnızca bir çevre görevi değil, aynı zamanda bir vicdan görevidir.

Vatandaşın endişelerini küçümsemeyin.

Şeffaflığı ertelemeyin.

Çevre ölçümlerini, denetim sonuçlarını ve kamuoyuyla paylaşılması uygun sağlık verilerini açık, anlaşılır ve düzenli biçimde paylaşın.

Çünkü güven, bilgiyle inşa edilir.

Sessizlikle değil.

Ve unutmayın…

Bir şehri ayakta tutan yalnızca bacalar değildir.

O bacaların gölgesinde yaşayan insanların sağlığıdır.

Karabük yalnızca üreten bir şehir değil, aynı zamanda yaşanabilir bir şehir olmak zorundadır.

Çünkü bacalardan çıkan duman dağılır…

Ama kaybedilen bir hayatın telafisi yoktur.

Kalın Sağlıcakla