Reklam
Reklam
36
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

YAZIKÖY’ÜN ÜZÜMÜ, SİRKESİ VE GÖRÜNMEYEN EMEĞİ

Şafak Zeki Akca yazdı.

Bazı köylerin hikâyesi vardır.

Toprağa baktığınızda sadece toprak görmezsiniz. Bir üzüm bağına baktığınızda sadece üzüm görmezsiniz. Eski bir meşe fıçısında ise yılların emeğini, sabrını ve hafızasını görürsünüz.

Yazıköy tam da böyle bir yer.

Düzenlenen “Yazıköy Üzüm Günü” bana göre sıradan bir etkinlik değildi. Bir köyün geçmişine sahip çıkma, unutulmaya yüz tutmuş bir üretim kültürünü geleceğe taşıma çabasıydı.

Ama işin bir de görünmeyen yüzü var.

O yüzün adı Esra Oğuzkağan Özkan.

Verdiği mücadeleyi çok iyi bilirim.

Onun derdi bir etkinlikte görünmek, bir fotoğraf karesinde yer almak değil. Onun derdi çok daha başka:

“Yeter ki geleneğimiz devam etsin.”

Esra Hanım’ın yaptığı çalışma tam da bunun üzerine kurulu.

Eski üretim mekânlarının izini sürüyor, insanlarla konuşuyor, hatıraları dinliyor, unutulmaya yüz tutmuş bilgileri kayıt altına almaya çalışıyor.

Çünkü biliyor ki bir köyün hafızası, o köyün en büyük hazinesidir.

Yazıköy’e Sirke Müzesi neden olmasın?

Ahmet Karakulluk Evi’nin üzüm işliği bu açıdan çok önemli.

Asırlık meşe fıçıları, küpler ve geleneksel sirke üretiminin izleri…

Bunlar eski eşya değil.

Bunlar bir yaşam biçiminin belgeleri.

Benim düşüncem açık:

Yazıköy’e bir Sirke Müzesi kazandırılmalı.

Üzümün bağdan sofraya yolculuğunun anlatıldığı, geleneksel sirke üretiminin gösterildiği, Çavuş üzümünün tanıtıldığı, üreticilerin ürünlerini ziyaretçilerle buluşturduğu yaşayan bir müze…

Safranbolu’ya gelen turist neden Yazıköy’e de uğramasın?

Bağı görsün, üzümü tanısın, sirkenin nasıl yapıldığını öğrensin ve evine yanında bir şişe Yazıköy sirkesiyle birlikte bir de hikâye götürsün.

İşte turizm biraz da budur.

Üreticiler unutulmadı

Etkinlikte merhum Cafer Oel başta olmak üzere Yazıköy’ün geleneksel üzüm üreticilerinin anılması da çok anlamlıydı.

Çünkü üretim kültürü sadece ürünle yaşamaz.

İnsanla yaşar.

İnsan unutulursa, ürün de zamanla unutulur.

Bugün Yazıköy’de yapılan ise tam tersine, insanı ve üretimi yeniden hatırlamak.

Esra Oğuzkağan Özkan’ın çalışmasının değeri de burada.

O, bugünün bilgisini yarının hafızasına dönüştürmeye çalışıyor.

Şimdi sıra bizde

Yazıköy’ün üzümü, sirkesi, bağları ve üretim kültürü bir etkinlikle sınırlı kalmamalı.

Çavuş üzümü markalaşmalı.

Geleneksel sirke üretimi desteklenmeli.

Eski üretim mekânları korunmalı.

Ve bu kültür turizmle buluşturulmalı.

Çünkü bazı değerler kendiliğinden yaşamaz.

Birilerinin sahip çıkması gerekir.

Yazıköy’de bugün yapılan da budur.

Bir üzümün hikâyesi korunuyor.

Bir sirkenin kokusu geleceğe taşınıyor.

Bir köyün hafızası kayıt altına alınıyor.

Ve bütün bunların arkasında, “Yeter ki geleneğimiz devam etsin” diyen insanlar var.

Onların emeğini görmek, bizim de görevimiz.

Çünkü geçmişine sahip çıkmayanın geleceğine söyleyecek sözü de eksik kalır.

Kalın Sağlıcakla