“Bugünü değil, yarınları yazıyoruz. Şehrin geleceğine dair fikirler…”
“ŞEHRİN BEYNİ” NEDEN OLMASIN?
Karabük’ün fabrikaları var, üniversitesi var, yetişmiş insanı var, kamu kurumları var, ticaret hayatı var.
Ama bütün bu bilgiyi aynı yerde toplayıp “Karabük için ne söylüyor?” diye sürekli analiz eden bir yapı yok.
Mesela her yıl Karabük’ün; nüfusu, göçü, konut ihtiyacı, sanayi üretimi, istihdamı, ihracatı, öğrenci sayısı, turizmi, trafik ve ulaşımı, çevre verileri, eğitim göstergeleri bir araya getirilse…
Ve bunlara bakarak “Karabük önümüzdeki 5 yılda nereye gidiyor?” sorusunun cevabı çıkarılsa.
Bugün karar verip 5 yıl sonra sonucunu görmek yerine, sonucu bugünden tahmin etmeye çalışan bir şehir olsak?
2040 Karabük’ünün belki de en önemli ihtiyacı yeni bir bina değil, doğru bilgiyle doğru karar verme kültürü.
Karabük’ün bazen daha fazla paraya değil, elindeki bilgiyi doğru kullanmaya ihtiyacı var.
Çünkü yanlış kararın faturası milyonlarca lira olabilir.
Ama doğru karar, bir şehrin 20 yılını değiştirebilir.
2040’a giderken Karabük’ün düşünen bir beyni de olmalı.
***
“KARABÜK’TEN GİDENLER”İ GERİ ÇAĞIRALIM
Karabük’te doğmuş, burada büyümüş ama eğitim veya iş için İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e ya da başka şehirlere gitmiş binlerce insan var.
Mühendis, Doktor, Öğretmen, Akademisyen, Yazılımcı, Girişimci, Sanayici, Yönetici…
Belki de dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Karabüklüler…
Biz onları sadece “gidenler” olarak görüyoruz.
Oysa onların içinde KARABÜK’E DÖNEBİLECEK, YATIRIM YAPABİLECEK, ŞİRKET KURABİLECEK, BİLGİ AKTARABİLECEK çok sayıda insan olabilir.
Neden 2040’a kadar bir “KARABÜK’E DÖNÜŞ PROGRAMI” düşünmeyelim?
Ama “memleketine dön” demekle olmaz.
Dönecek insana neden dönmesi gerektiğini göstermek gerekir.
İş fırsatı, Yatırım imkânı, Uzaktan çalışma altyapısı, Çocukları için eğitim, Sosyal hayat, Konut…
Şehirde söz sahibi olabilme imkânı…
Hatta Karabük dışında yaşayan Karabüklülere düzenli olarak “KARABÜK’TE NELER DEĞİŞİYOR, HANGİ FIRSATLAR OLUŞUYOR?” diye ulaşan bir sistem kurulabilir.
Çünkü belki de Karabük’ün kaybettiği insanları geri kazanmak için yeni insan aramaya gerek yok.
Kendi insanımızın kapısını çalmak yeterli.
Biz yıllardır “Karabük’ten neden göç veriyoruz?” diye soruyoruz.
Belki soruyu değiştirme zamanı geldi:
“Karabük’ten gidenlere neden geri dönmeleri için bir sebep sunamıyoruz?”
Bir insan memleketinden giderken bilgisini, tecrübesini, çevresini ve kurduğu ilişkileri de götürüyor.
O halde 2040’a kadar hedeflerden biri Karabük’ten gidenlerin en azından bir bölümünü yeniden Karabük’le buluşturmak olsun.
Çünkü bir şehri büyütmenin yolu her zaman dışarıdan insan getirmek değildir.
Bazen kendi yetiştirdiğin insanı geri kazanmak, yapılabilecek en büyük yatırımdır.
***
SUYUMUZU BUGÜNDEN KORUYALIM
Karabük’ün geleceğini konuşurken nüfusu konuşuyoruz, sanayiyi konuşuyoruz, turizmi konuşuyoruz, yolları konuşuyoruz.
Ama çoğu zaman çok daha temel bir şeyi unutuyoruz:
Su.
2040 Karabük’ünü bugünden düşünüyorsak, “O yıllarda suyumuz yeter mi?” sorusunu da sormamız gerekiyor.
Çünkü şehir büyüdükçe konutların, sanayinin, tarımın ve günlük hayatın su ihtiyacı da değişecek.
Bugün belki bu mesele çok büyük bir sorun gibi görünmüyor.
Ama geleceğin şehirleri de bugünkü sorunlar ortaya çıktıktan sonra çözüm arayan şehirler olmayacak.
Sorun gelmeden hazırlanan şehirler olacak.
Karabük 2040 için bir “SU GÜVENLİĞİ PLANI” hazırlanabilir.
Şehirde ne kadar su kullanılıyor?
Nerede kayıp var?
Yağmur suyunun ne kadarı değerlendiriliyor?
Kamu binalarında yağmur suyu toplama sistemleri kurulabilir mi?
Sanayide kullanılan suyun ne kadarı yeniden kullanılabilir?
Yeni yapılacak binalarda su tasarrufu nasıl zorunlu hale getirilebilir?
Bunların tamamı bugünden hesaplanabilir.
Hatta Karabük’te yeni yapılacak kamu binaları, okullar ve büyük tesisler için “YAĞMUR SUYUNU DEĞERLENDİR” anlayışı standart hale getirilebilir.
Sanayi tarafında da mesele yalnızca daha fazla su bulmak değil, aynı suyu daha verimli kullanmak olmalı.
Çünkü 2040’a hazırlanmak, sadece bugünün musluğundan akan suya bakmak değildir.
Geleceğin musluğunu bugünden düşünmektir.
