Reklam
Reklam
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
02 Kasım, 2025 14:56 tarihinde yayınlandı
0

ANADOLU’NUN KADİM KÜLTÜRÜ SAFRANBOLU’DA CANLANDI

“Anadolu’dakiler” Projesinin İlk “İmeci Ağı” Dünyanın En Pahalı Baharatı Safran Oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesindeki Anadolu’dakiler Projesi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda bu hafta Batı Karadeniz’in tarih kokan noktalarından Safranbolu’da gerçekleşti.

“İmeci Ağı” Kültürü Günümüze Taşınıyor

6 asırlık şifa kaynağı bitki Safran’ın tanıtımı için Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı ev sahipliğinde Dünya Miras Şehri Safranbolu’da İmece Ağı eliyle renkli etkinlikler gerçekleştirildi. Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) ev sahipliğinde Gayza Köyündeki Safranova tarlasında düzenlenen etkinliğin ana teması, bölgenin coğrafi işaretli ürünü olan safran oldu. Anadolu’nun kadim kültüründe toprağın bereketi, mutfağın birikimi ve el emeğinin zanaatla buluştuğu bir konsept olarak tasarlanan proje kapsamında, safranın hasat sürecinden ayıklanmasına kadar tüm aşamalar katılımcılara deneyimletildi.

Ünlü İsimler Safran Hasadında

Etkinliğe bir zamanların dizisi olan Çılgın Bediş’in Zeynep karakteri Gülçin Hatınhan ve Kurtlar Vadisi’nin ‘Deli Hikmeti’ Erdem Ergüney gibi ünlü sanatçılar da katıldı. Program ile ilgili bilgi veren BAKKA Genel Sekreteri Mehmet Çetinkaya, “Burada ana odağımız safran. Safran bildiğiniz üzere hem ülkemizde coğrafi tescili almış olan hem de Avrupa Birliği nezdinde Türkiye’deki ilk tescili almış olan aromatik bir bitkimiz. Aynı zamanda Safranbolu’ya da adını veren bu bitkinin marka değerini daha da arttırabilmek, ayrıca bu kadim kültürümüz olan İmeci Ağını biraz daha günümüze kazandırabilmek adına dijital teknolojileri de kullanarak bir etkinlik planlamış olduk” dedi.

Etkinliğe oyuncu, yazar, köşe yazarı, TV ve sinemadan 25-30 misafirin katıldığını söyleyen Çetinkaya, “Onlara Safran’ın toplama ve hasat kısmını göstermiş olduk. Yine topladığımız Safran’la birlikte bir ayıklama etkinliği düzenledik. Onlara Safran’ın farklı kullanım alanlarını tattırmak ve deneyimletmek istiyoruz. Ayrıldıkları zaman misafirlerimiz hem Safranbolu’nun tarihi ve kültürel güzelliklerini görmüş olacaklar” diye konuştu.

“150 Çiçekten Sadece 1 Gram”

Oyuncu Gülçin Hatıhan, etkinliğe ilişkin duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Çok güzel bir deneyim oldu benim için çünkü daha önce hiç safran hasadında bulunmamıştım. Gelmeden önce biraz bilgi edinmek için videolar izledim ama burada gördüklerim beni çok etkiledi. Gerçekten bu çiçekler son derece narin ve büyük bir emekle üretiliyor. 150 çiçekten yalnızca 1 gram safran elde ediliyor. Bu süreci öğrenmek benim için çok öğretici oldu. Böyle kıymetli bir ürünü yaşatmanız çok değerli. Amerika’da 11 yıl yaşadım ve orada Türk tiyatrosu yaparak kültürümüzü tanıtmaya çalıştım. Elimden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğim.”

“Safran Nazlı Ama Değerli Bir Bitki”

Ünlü oyuncu Erdem Ergüney ise safranla ilgili edindiği izlenimleri şu ifadelerle aktardı: “Safran gerçekten çok nazlı bir bitki. Belirli bir zamanda dikilip, belirli bir zamanda hasat edilmesi gerekiyor. Burada süreci dinledikçe, bu kadar kıymetli bir bitki hakkında ne kadar az şey bildiğimizi fark ettim. Herkesin önce Safran’ı tanıması, sonra da yemeklerinde ve hayatında kullanması gerektiğine inanıyorum. Çünkü Safran, vücut sağlığı açısından da son derece yararlı bir bitki.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca
09 Haziran, 2026 01:01 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Siyasete Güven Azalıyor Mu?

Şafak Zeki Akca yazdı.

Bu soru artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın birçok ülkesinin ortak sorusu haline geldi.

Kahvehanelerde, çay ocaklarında, emekli banklarında, pazar yerlerinde sık sık duyuyoruz:

“Bu ülkede kime güveneceğiz?”

Aslında mesele sadece siyaset değil.

Mesele güven.

Çünkü güven bir toplumun en önemli sermayesidir.

Bir zamanlar siyasetçinin sözü vardı.

Verdiği sözün arkasında durması beklenirdi.

Vatandaş da buna göre karar verir, oyunu kullanırdı.

Bugün ise insanlar siyaseti izlerken daha fazla soru soruyor.

Daha fazla sorguluyor.

Daha fazla şüphe duyuyor.

Bunun sebeplerini anlamak zor değil.

Son yıllarda yaşanan siyasi tartışmalar, partiler arasındaki sert kavgalar, yolsuzluk iddiaları ve bitmek bilmeyen polemikler vatandaşın siyaset kurumuna bakışını doğrudan etkiliyor.

En son örnek olarak CHP’de yaşanan gelişmeler…

Kurultay tartışmaları…

Liderlik çekişmeleri…

Parti içi hesaplaşmalar…

Günlerce televizyon ekranlarında konuşuldu.

Vatandaş ise ekranın karşısında farklı bir soru soruyordu:

“Benim hayatıma ne faydası olacak?”

Çünkü siyasetin gündemi ile vatandaşın gündemi çoğu zaman aynı değil.

Bir yanda milyonlarca liralık yolsuzluk iddiaları konuşuluyor.

Diğer yanda ay sonunu getirmeye çalışan işçiler var.

Bir yanda makam kavgaları yaşanıyor.

Diğer yanda en düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar hayat mücadelesi veriyor.

Bir yanda siyasi hesaplar yapılıyor.

Diğer yanda market raflarının önünde etiket hesabı yapan vatandaş bulunuyor.

Hal böyle olunca insanlar ister istemez soruyor:

“Kime güveneceğiz?”

Siyasete duyulan güven bir günde kaybolmaz.

Ama yaşanan her tartışma, her hayal kırıklığı ve her yerine getirilmeyen söz bu güveni biraz daha aşındırır.

Vatandaş artık sadece vaat duymak istemiyor.

Sonuç görmek istiyor.

Çünkü insanlar söylenenleri değil, yaşadıkları hayatı hatırlıyor.

Özellikle gençler artık siyasi sloganlardan çok geleceklerine bakıyor.

İş bulabilecekler mi?

İyi bir eğitim alabilecekler mi?

Daha iyi şartlarda yaşayabilecekler mi?

Onların gündeminde bunlar var.

Demokrasi sadece seçimden seçime sandığa gitmek değildir.

Demokrasi aynı zamanda vatandaşın yönetime güven duymasıdır.

Kendisini sistemin bir parçası olarak hissetmesidir.

İnsanlar sorunların çözülebileceğine inanıyorsa umut vardır.

Ama güven azaldığında umutsuzluk büyür.

İşte asıl tehlike de budur.

Bugün siyasetin önündeki en büyük sınav seçim kazanmak değil, yeniden güven kazanmaktır.

Çünkü sandık gelir geçer.

Makamlar değişir.

Partiler yükselir, düşer.

Ama vatandaşın hafızasında kalan tek şey vardır:

Söylenenler değil, yaşananlar…

Kalın Sağlıcakla