Reklam
Reklam
Anadolu Ajansı Avatarı
Anadolu Ajansı tarafından
11 Ekim, 2024 20:52 tarihinde yayınlandı
0

Coğrafi işaretli İskilip dolması, 12 saatte pişirilip YÖREX’te ikram edildi

ANTALYA (AA) – HATİCE ÖZDEMİR TOSUN – Çorum'un coğrafi işaret tescilli İskilip dolması, Antalya'da düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı'nda (YÖREX), kazanlarla sabaha kadar pişirilip, katılımcıların beğenisine sunuldu.

Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) desteğiyle ANFAŞ Fuar Merkezi'nde bu yıl 13'üncüsü gerçekleştirilen fuar, 72 kentin yöresel lezzetlerini, ürünlerini tanıtıyor.

Fuarda Çorum standında geçmişi Osmanlı mutfağına dayanan coğrafi işaret tescilli İskilip dolması yapıldı. “Ca dolması” olarak da bilinen geleneksel yemek için hazırlıklar “dolmacı” adı verilen aşçılar tarafından akşamdan başladı. Dolma için pirinç ıslatılıp, uzun bir süre kaynatıldıktan sonra “ca” denilen özel torbaya konuldu.

Büyük bir kazana ise önce etler, üzerine de pilavla dolu torba yerleştirildi. Kazanın kapağı kapatılıp bir tek buhar deliği bırakılarak etrafı hamurlandı ve kısık ateşte 12 saatte pişirildi.

Çorum'da düğünlerin özel yemeği olarak bilinen İskilip dolması, YÖREX'te katılımcılara ikram edildi.

– Pirinçler bez torbada pişiriliyor

Çorum Vali Yardımcısı Cengiz Nayman, AA muhabirine, Çorum'un lezzetlerini, el emeği, göz nuru ürünlerini tanıtmak amacıyla fuara katıldıklarını söyledi.

Fuarda özellikle İskilip ilçesinden adını alan İskilip dolmasını tattırmak için özel bir hazırlık yaptıklarını dile getiren Nayman, “İskilip dolması, 2008'de coğrafi işaret belgesini alan bir yemeğimiz. Hazırlanması oldukça meşakkatli ama tadı da oldukça lezzetli. Pilavı etin buharıyla pişiriliyor.” dedi.

İskilip dolmacısı Ömer Pütün de dolmanın, Çorum'da düğünlerde, mevlitlerde, bayramlarda, özel günlerde hazırlanan geleneksel bir yemek olduğunu belirtti.

Çorum'un sınırlarını aşması için dolmayı YÖREX'te tanıttıklarını anlatan Pütün, şunları söyledi:

“Çorum'un yöresel yemeği, geçmişi Osmanlı dönemine dayanıyor. Dolma için buhara dayanıklı pirinç kullanıyoruz. Pirinçleri 'ca' adındaki bez torbalara koyuyoruz, altına da kemikli dana eti, tereyağı, soğan, karabiber, tuz ilave edip, kazanın kapağını kapatıyoruz. Meşe odununda 12 saatte pişiriyoruz. Dünyanın en uzun pişen yemeği. Bizim geleneklerimizi, kültürümüzü, örfümüzü yansıtıyor.”

Pütün, dolmayı, “sirke salatası” ile servis ettiklerini kaydetti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca
06 Haziran, 2026 15:45 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BUGÜN KARABÜK ÜNİVERSİTESİ İÇİN NE YAPTIN?

Şafak Zeki Akca yazdı
Karabük Üniversitesinde cuma günü anlamlı bir etkinlik düzenlendi.
Biz de ekibimizle birlikte bu programa katılım sağladık.
Etkinliğin amacı, Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yıl dönümünü kutlamaktı. Programın açılış konuşmasını Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih KIRIŞIK yaptı ve üniversitenin bugün geldiği noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ancak konuşmacılar arasında beni en çok etkileyen isim Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç oldu.
Müsaadenizle önce onun konuşmasından söz etmek istiyorum.
Sayın Keskinkılıç, konuşmasında Karabük Üniversitesinin kurucu rektörü merhum Prof. Dr. Burhanettin Uysal’ı da andı. Uysal’ın üniversitenin kuruluş yıllarında ortaya koyduğu mücadeleyi ve Karabük Üniversitesinin bugünlere geliş sürecindeki emeklerini anlattı.
Bu anlatım sırasında aralarında geçen bir diyaloğu paylaştı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın Ali Hoca?”
Rahmetli Burhanettin Hocamızın bu sözünü biz de çok iyi hatırlıyoruz. O dönemlerde yapılan sohbetlerde, üniversiteye dair her konu açıldığında bu cümleyi sık sık dile getirirdi.
Aslında bu soru yalnızca Ali Hoca’ya değil, Karabük’te yaşayan herkese yöneltilmiş bir soruydu. Çünkü Karabük Üniversitesi sadece öğrencilerin eğitim aldığı bir kurum değil; şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine yön veren en önemli değerlerden biridir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda üniversitenin binlerce öğrencisi, yüzlerce akademisyeni, uluslararası başarıları ve şehre kattığı canlılıkla Karabük’ün en önemli markalarından biri haline geldiğini görüyoruz.
Belki de bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru hâlâ aynı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Çünkü bir şehrin geleceği, o şehrin üniversitesine verdiği değer kadar güçlü olur.
Sayın Ali Keskinkılıç’ın bu sözleri salonda yankılanırken gözlerim istemsizce bir gazeteci meslektaşıma çevrildi. Bu tamamen bir refleksti. Çünkü son birkaç yılda Karabük Üniversitesi üzerinden yürütülen tartışmalar aklıma geldi.
Hepimiz hatırlıyoruz. Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih Kırışık, öyle eleştirildi, öyle yıpratılmaya çalışıldı ki mesele zaman zaman Türkiye gündemine kadar taşındı. Üniversiteyi hedef alan açıklamalar, Fatih Kırışık ve yönetime yönelik sert eleştiriler, hatta hakaret boyutuna ulaşan ifadeler havada uçuştu.
Bugün ise dönüp bakıyorum.
Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yılı kutlanıyor. Üniversitenin geçmişi, bugünleri ve geleceği konuşuluyor. Şehrin en önemli değerlerinden biri olarak gösteriliyor.
Peki o günlerde söylenen onca söz ne oldu?
O ağır eleştiriler, o kesin hükümler, o sert ithamlar şimdi nerede?
Göreniniz, bileniniz var mı?
Elbette eleştiri olacaktır. Her kurum eleştirilebilir, her yönetim sorgulanabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak eleştiri ile yıpratma çabası arasındaki çizginin de iyi korunması gerekir.
İşin ilginç tarafı, sözünü ettiğim bu muhterem şahısla sosyal medya üzerinden arkadaşlığımız o gazeteci dostumuz tarafından kaldırılmış. Açık konuşmak gerekirse, Karabük Üniversitesine ve Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık’a verdiğimiz destekten ve bize kırgın olduğundan dolayı düşünüyorum.
Varsın olsun…
İnsanlar farklı düşünebilir, farklı değerlendirmelerde bulunabilir.
Ama biz öyle değiliz.
Biz dostlarımızı, sırf bizim gibi düşünmüyor diye hayatımızdan çıkarmayız. Bir gün aynı masada oturduğumuz, aynı şehrin meselelerini konuştuğumuz insanları silip atmayız.
O yüzden kendisi hâlâ arkadaş listemizde duruyor.
Çünkü bizim için önemli olan kişiler değil, ilkelerimizdir.
Dün olduğu gibi bugün de Karabük’ün menfaatine olduğuna inandığımız her işin yanında olmaya devam edeceğiz.
Rahmetli Burhanettin Uysal’ın yıllar önce sorduğu o soru bugün de güncelliğini koruyor:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Aslında bu soru yalnızca üniversite için değil, Karabük için ne yaptığımızın da bir muhasebesidir.
Çünkü güçlü bir üniversite, güçlü bir şehir demektir. Güçlü bir şehir ise geleceğe daha güvenle bakan bir toplum demektir.
Kalın Sağlıcakla