Karabük Üniversitesi, eğitimde kalite ve yenilik odaklı gelişimini sürdürüyor.
Karabük Üniversitesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu (TOBB MYO), Organize Sanayi Bölgeleri’nde (OSB) kurulan meslek yüksekokullarına yönelik Yükseköğretim Kurulu (YÖK) destek programı kapsamında düzenlenen “Eğiticilerin Eğitimi” programını başarıyla tamamladı.
Program çerçevesinde dokuz akademisyen, yedi farklı alanda mesleki ve akademik yetkinliklerini geliştirdi.
Elektrik ve Enerji Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Tuba Coşkun, Yıldız Teknik Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezinin düzenlediği “Kurumsal Karbon Ayak İzi Uygulama ve Hesaplama Yöneticiliği Eğitimi”ni tamamladı. Bu eğitimle, AB Yeşil Mutabakat süreci doğrultusunda Karabük OSB’de yürütülecek karbon ayak izi çalışmalarına katkı sağlanması hedefleniyor.
Bilgisayar Teknolojileri Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Dursun Ekmekçi ve Öğr. Gör. Eyüb Ekmel Sulak, Infotech Academy tarafından verilen 80 saatlik “Flutter ile Mobil Uygulama Geliştirme Eğitimi”ne katıldı. Dr. Ekmekçi ayrıca “Bulut Bilişim ve Yazılım Eğitimi”ni tamamlayarak AWS, Docker, Jenkins ve Kubernetes gibi teknolojiler üzerine uygulama deneyimi kazandı.
Elektrik, Enerji, Elektronik ve Otomasyon bölümlerinden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Bakırcı, Dr. Öğr. Üyesi Sude Kart, Öğr. Gör. Şevket Ulutürk, Öğr. Gör. Ünal Kaya ve Öğr. Gör. Mahmut Kenar, Solar Eğitim Danışmanlık tarafından verilen “Güneş Enerji Sistemleri ve PVSYST Eğitimi”ni bitirdi. Öğr. Gör. Mahmut Kenar ayrıca “İHA-1 Drone Pilotu Eğitimi” alarak drone teknolojilerinde yetkinlik kazandı.
Mülkiyet Koruma ve Güvenlik Bölümünden Öğr. Gör. İsmail Toprak, Sinop Üniversitesi tarafından düzenlenen “Sanal Gerçeklik Tabanlı Risk Değerlendirme ve Kaza/Olay Süreç Yönetimi”, İstanbul Sanayi Odası tarafından düzenlenen “İşyerlerinde Yangın Risklerinin Yönetimi” ve Karabük Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen “Erasmus+ KA220 Stratejik Projeler” eğitimlerine katıldı.
Karabük Üniversitesi, çağın gerekliliklerine uygun eğitim modelleriyle akademik gelişimi desteklemeye ve nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor.


KBÜ’de Eğiticilerin Eğitimi Tamamlandı
Siyasete Güven Azalıyor Mu?
Şafak Zeki Akca yazdı.
Bu soru artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın birçok ülkesinin ortak sorusu haline geldi.
Kahvehanelerde, çay ocaklarında, emekli banklarında, pazar yerlerinde sık sık duyuyoruz:
“Bu ülkede kime güveneceğiz?”
Aslında mesele sadece siyaset değil.
Mesele güven.
Çünkü güven bir toplumun en önemli sermayesidir.
Bir zamanlar siyasetçinin sözü vardı.
Verdiği sözün arkasında durması beklenirdi.
Vatandaş da buna göre karar verir, oyunu kullanırdı.
Bugün ise insanlar siyaseti izlerken daha fazla soru soruyor.
Daha fazla sorguluyor.
Daha fazla şüphe duyuyor.
Bunun sebeplerini anlamak zor değil.
Son yıllarda yaşanan siyasi tartışmalar, partiler arasındaki sert kavgalar, yolsuzluk iddiaları ve bitmek bilmeyen polemikler vatandaşın siyaset kurumuna bakışını doğrudan etkiliyor.
En son örnek olarak CHP’de yaşanan gelişmeler…
Kurultay tartışmaları…
Liderlik çekişmeleri…
Parti içi hesaplaşmalar…
Günlerce televizyon ekranlarında konuşuldu.
Vatandaş ise ekranın karşısında farklı bir soru soruyordu:
“Benim hayatıma ne faydası olacak?”
Çünkü siyasetin gündemi ile vatandaşın gündemi çoğu zaman aynı değil.
Bir yanda milyonlarca liralık yolsuzluk iddiaları konuşuluyor.
Diğer yanda ay sonunu getirmeye çalışan işçiler var.
Bir yanda makam kavgaları yaşanıyor.
Diğer yanda en düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar hayat mücadelesi veriyor.
Bir yanda siyasi hesaplar yapılıyor.
Diğer yanda market raflarının önünde etiket hesabı yapan vatandaş bulunuyor.
Hal böyle olunca insanlar ister istemez soruyor:
“Kime güveneceğiz?”
Siyasete duyulan güven bir günde kaybolmaz.
Ama yaşanan her tartışma, her hayal kırıklığı ve her yerine getirilmeyen söz bu güveni biraz daha aşındırır.
Vatandaş artık sadece vaat duymak istemiyor.
Sonuç görmek istiyor.
Çünkü insanlar söylenenleri değil, yaşadıkları hayatı hatırlıyor.
Özellikle gençler artık siyasi sloganlardan çok geleceklerine bakıyor.
İş bulabilecekler mi?
İyi bir eğitim alabilecekler mi?
Daha iyi şartlarda yaşayabilecekler mi?
Onların gündeminde bunlar var.
Demokrasi sadece seçimden seçime sandığa gitmek değildir.
Demokrasi aynı zamanda vatandaşın yönetime güven duymasıdır.
Kendisini sistemin bir parçası olarak hissetmesidir.
İnsanlar sorunların çözülebileceğine inanıyorsa umut vardır.
Ama güven azaldığında umutsuzluk büyür.
İşte asıl tehlike de budur.
Bugün siyasetin önündeki en büyük sınav seçim kazanmak değil, yeniden güven kazanmaktır.
Çünkü sandık gelir geçer.
Makamlar değişir.
Partiler yükselir, düşer.
Ama vatandaşın hafızasında kalan tek şey vardır:
Söylenenler değil, yaşananlar…
Kalın Sağlıcakla


