Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi ve Genç İletişimciler Kulübü tarafından düzenlenen söyleşiye katılan, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olamaz, Kuzgun, Kuruluş Osman, Sıcak Kafa gibi birçok başarılı projede yer alan yardımcı yönetmen/yapımcı Ömür Gürgen, internet haber sitemize verdiği röportajda gelecek çalışmalarından ve başarılarından bahsetti.
Kısa metrajlı belgesel filmi ‘Yediden Yetmişe’ ile San Angelo Film Festivali’nde resmi seçkiye alınan Gürgen, 11 dalda adaylığı bulunan filmin festival sürecinin devam ettiğini belirtti. Filmde, usta-çırak ilişkisine odaklanarak ana karakterin zorlu yaşam koşulları ve mesleğini gelecek kuşaklara aktarmakta zorlandığını anlatılıyor.

Gürgen, “Musa Dayı kentleşme ile köy arasında kalmış. Bir yerlerde kendi sanatını icra etmeye başlamış fakat buna imkanlar el vermemiş. Rize’den gelip yıllarca mücadele eden, kemençe ustalığı yapan Musa Dayı çırak yetişmemesinden ve sanatını gelecek nesillere aktaramamasından şikayetçi. Bunda ailelerin de etkisi olduğunu ve çocukların şimdiki meslekleri beğenmediğini düşünüyor. Teknolojik gelişmeler ile birlikte bu gibi mesleklerin kaybolması üzücü bir durum. Musa Dayı gibi ustalara sahip çıkmamız gerekiyor.” dedi.
‘Ali Amca’ belgesel filmi ile ABD ve Avrupa’da ‘En İyi Belgesel’ ve ‘En İyi Yönetmen’ dallarında aday gösterilerek yurt dışında da büyük başarı elde eden yönetmen, Avrupa’da 10 dalda adaylığı olan ‘Ali Amca’ belgeselinin yeni kurgusunun ve Türkiye galasının yakında yapılacağını da ifade etti.
“İşin Özü tutku, azim ve emek…”
“2019’da kendi şirketimi kurdum. ‘Keşik’ isimli filmim şu anda kurgu aşamasında. ‘Bir Ömür Cengo’nun çekimleri Tokat Erbaa’da hala devam etmekte. ‘Ali Amca’nın da çekimleri devam ediyor. Kendi şirketim Aşina Film ile Ali Amca için büyük gala yapmayı düşünüyoruz. Bir taraftan da 2. kısa filmim ‘Aksak Hayat’ın çekimlerine başladım. Bir de mini dizi hazırlıyoruz. Mini dizinin de yayınlanacağı platform belli olduğu zaman hazırlıklara başlayacağız.
Aslında bu işlerin özü tutkuyla, azimle ve emekle çalışmak. Tiyatroda şöyle denir; insanı insana anlatıyoruz. Sinemada da çatışma olmadan ne yazık ki hayat olmuyor. Dolayısıyla hikayelerimdeki karakterlerin arzusu var, yaşama amaçları var. Mantar büyümek ister, hayvanın arzusu yemek, barınmak. İnsanın arzusu da bu arzuya çaba sarf etmek. Hikayenin de ana çatısını bu oluşturur.” (Kaynak: Sevgi Özdemir)





