Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
14 Kasım, 2021 21:37 tarihinde yayınlandı
0

Safranda Üretiminde İstenilen Rekolteye Ulaşıldı

(İHA) – UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen ve kilosunun 60 bin liradan satılması dolayısıyla “dünyanın en pahalı baharatı” olarak bilinen safranı yerinde görmek isteyen 90 bin kişi tarlayı ziyaret etti.
Karabük’ün Safranbolu ilçesinde yetiştirilerek boya, yemek, kozmetik, ilaç ve gıda gibi birçok alanda kullanılan safran hasadının sonuna yaklaşıldı. Ağırlığının 100 bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilen, 80 bin çiçekten sadece yarım kilogram ürün elde edilebilen ve kilosu 60 bin TL’den alıcı bulan safranı görmek isteyen yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası safran tarlaları oldu. 42 günlük hasat süresi boyunca tarlayı ziyaret eden 90 bin kişi hasat yapıp, bol bol fotoğraf çektirdi.
Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, konak ve köprü gibi tescilli yapılarıyla kültür turizminin önemli noktalarından olan Safranbolu turizmi safran tarlalarına düzenlenen turlarla birlikte hareketlenmişti.
Ağustos ayında ekimi yapılan, ekim-kasım aylarında boyu 15-30 santimetre uzunluğa geldiğinde toplanan safranın, kırmızı renkteki poleni en değerli kısmı olurken, soğanı, mor renkli çiçekleri ile sarı polenleri de satılarak üreticisine gelir kaynağı oluyor. Bu yıl 15 gün erken çiçek açan safran fiyatıyla dünyanın en pahalı baharatı olarak biliniyor.

“İstediğimiz rekolteyi elde ettik”
İlçeye bağlı Yukarıçiftlik köyü Keten Mahallesi’nde 27 dönümlük alanda safran üretimi yapan İsmail Yılmaz, 1 Ekim itibariyle başlayan safran hasadının sonuna yaklaştıklarını belirterek, “Önümüzdeki hafta sonuna kadar çiçeklenme son bulmuş olur. İstediğimiz rekolteyi elde ettik. 20-25 kilo civarında ürün bekliyorduk sahamızda. O kadar ürünü de elde ettik çok şükür” dedi.
Hasat döneminin oldukça yoğun geçtiğini ifade eden Yılmaz, “Pandemiden sonra insanlar kendilerini sokaklara attılar. Bunun etkisi de çok büyük. Bir de safranı insanlar artık tanımaya başladı. Çok kalabalıktı bu sene. Yaklaşık 80-90 bin insan gelmiştir safran tarlasının ziyaretine” diye konuştu.
Safranın çok değerli bir bitki olduğunu aktaran Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un eşi Pervin Ersoy ile aralarında sanatçı ve oyuncuların bulunduğu heyetin Safran tarlasını ziyaret ettiğini, bunun bölge turizmi için çok önemli olduğunu dile getirerek şunları söyledi:
“Önümüzdeki sezon hasadın ortasında yeniden gelmek istediklerini söylediler. Çünkü geldiklerinde çiçek azalmıştı. Buradaki mor atmosferi görmek istediler.”
Safran tarlalarına olan ilginin gelecek yıllardaki turist sayısını etkileyeceğini kaydeden Yılmaz, “Biz daha 5 yıldır festival yapıyoruz. İnşallah önümüzdeki sene altıncısını yapacağız. Önümüzdeki yıl daha geniş kapsamlı bir festival yapacağız. Bunların da faydası oluyor. Burada safran üreticisi arttıkça gelen sayısı da çoğalıyor. Özellikle yabancı ülkelerden, Kuveyt, Katar, Bahreyn gibi ülkelerden oldukça gelen vardı. Bunlardan daha çok geleceğini ve döviz bırakacağını düşünüyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
13 Haziran, 2026 15:56 tarihinde yayınlandı
0 0

Ünlü estetikçi açıkladı: “Yüz gençleştirme ameliyatları ile 30 yıl gençleşmek mümkün”

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, artan yaşam süresiyle birlikte yüz gençleştirme operasyonlarına ilginin yükseldiğini belirterek, “Günümüz estetik cerrahisiyle bazı hastalarda 20-30 yıl daha genç bir görünüm elde edilebiliyor. Ancak önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiğidir; herkesin estetik ameliyat olması gerekmez” dedi.

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, günümüzde en sık uygulanan estetik operasyonlardan birinin yüz gençleştirme ameliyatları olduğunu söyledi. İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte yaşlanmanın etkilerinin daha görünür hale geldiğini ifade eden Akbaş, birçok kişinin kendisini daha genç ve dinamik hissetmek amacıyla cerrahi müdahalelere yöneldiğini belirtti. Yaşlılığın en belirgin şekilde yüzde görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Akbaş, “Zaman içerisinde kaslar gevşiyor, göz kapakları düşüyor, göz altı torbaları oluşuyor. Yerçekiminin etkisiyle yanaklar aşağı doğru sarkıyor, boyun bölgesinde kırışıklıklar ve katlanmalar meydana geliyor. Bu değişiklikler kadın ya da erkek fark etmeksizin insanların moralini ve motivasyonunu olumsuz etkileyebiliyor” diye konuştu.

“10 ila 30 yıl gençleşme sağlayan sonuçlar elde edilebiliyor”

Plastik cerrahinin ulaştığı teknolojik ve bilimsel seviyenin yüz gençleştirme alanında başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu vurgulayan Akbaş, “Bazen kişileri 10, 20 hatta 30 yıl geriye götürebilecek sonuçlar alınabiliyor. Bu da insanların daha genç, daha enerjik, daha güzel ya da daha yakışıklı görünmelerini sağlayabiliyor. Evlilik hayatında, iş yaşamında ve sosyal çevrede kişinin motivasyonuna olumlu katkılar sunabiliyor” şeklinde konuştu.

“Yaşlanma izleriyle gurur duyanların ameliyata ihtiyacı yok”

Yüz gençleştirme ameliyatlarının herkes için gerekli olmadığının altını çizen Prof. Dr. Akbaş, bazı kişilerin yaşlanma belirtilerini hayat tecrübelerinin ve anılarının bir parçası olarak gördüğünü belirtti. Akbaş, “Bazen öyle insanlarla karşılaşıyorum ki, ‘Hocam, yüzümdeki yaşlanma izleri benim yaşadığım hayatın bir parçası. Bunlarla gurur duyuyorum’ diyorlar. Eğer bir kişi bunu içtenlikle söyleyebiliyorsa buna saygı duymak gerekir ve ameliyat olmasına gerek yoktur” ifadelerini kullandı.

“İş hayatındaki rekabet estetik taleplerini artırıyor”

Özellikle iş yaşamında genç kuşaklarla birlikte çalışan bazı kişilerin görünüm nedeniyle dezavantaj yaşayabileceklerini düşündüklerini belirten Akbaş, “Yurt dışından gelen bazı hastalarım, genç çalışanlarla rekabet etmek zorunda kaldıklarını ve yaşlı görünmelerinin işlerini kaybetmelerine neden olabileceğinden endişe duyduklarını ifade ediyor. Kendilerini enerjik hissettikleri halde yüzlerindeki yaşlanma belirtileri nedeniyle estetik operasyon talep edebiliyorlar” açıklamasında bulundu.

“Önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiği”

Geç yaşta evlilik ve ebeveynlik gibi sosyal değişimlerin de estetik operasyonlara ilgiyi artırdığını kaydeden Akbaş, bazı anne ve babaların çocuklarının okul ortamında yaşadıkları olumsuz deneyimlerden etkilenerek daha genç görünme isteği duyabildiklerini söyledi. Akbaş şunları söyledi:

“Bir insan kendini seviyorsa, görünümünden memnunsa ve yaşlanma belirtileri onda özgüven eksikliği oluşturmuyorsa ameliyata ihtiyacı yoktur. Burada önemli olan kişinin kendi ihtiyaçlarını ve beklentilerini doğru değerlendirmesidir. Herkes için geçerli tek bir doğru yoktur; önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiğidir.”

Bizi sosyal medyadan takip edin