Samsun’un önemli ilçelerinden biri olan Çarşamba, zengin dogal güzellikleri ve kültürel mirasıyla dikkat çekiyor. Yeşilin ve suyun kucaklaştığı bu topraklar, Karadeniz’in mistik atmosferini yaşatan doğal güzelliklere ev sahipliği yapıyor.
Tarihi dokusuyla da öne çıkan Çarşamba, ilçede bulunan tarihi yapılarıyla geçmişten günümüze uzanan hikayeleri anlatıyor.
İlçenin en eski yapılarından olan Göğceli Camii, 1206 yılında tamamlanmıştır. Yapı, Osmanlı dönemi mimarisinin özelliklerini taşımasıyla bilinmektedir. Çarsamba’nın tarihi dokusunu yansıtan bu cami, hem ilçe sakinlerinin hem de ziyaretçilerinin dini ve kültürel açıdan ilgisini çekmektedir.
Halk arasında “Civisiz Cami” olarak da bilinen Göğceli Cami, yapımında kullanılan mimari teknik dolayısıyla dikkatleri üzerine çekmektedir. ‘Kurt Boğazı’ adı verilen ve tek bir çivi kullanılmadan yığma tekniği ile yapılan bu cami, bölgede yüzyıllardır meydana gelen depremleri hasar almadan atlatmış ve günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Yapının duvarlarında, direklerinde, kirişlerinde ve mahya ışığı gibi birçok yerinde karaağaç, kestane gibi ağaçlar kullanmıştır. Duvarlarda tek parça halinde kullanılan kalaslar yaklaşık 16-18 santimetre kalınlığında ve yaklaşık 12,60-20 metre uzunluğundadır. Yapının bir başka dikkat çeken özeliği ise taşınabilir olmasıdır.
“8 Asır doğal afetleri atlatmış”
Ahşap camilerin diğer camilere oranla daha düşük dayanıklılığa sahip olduğunu belirten Göğceli Cami imamı Ahmet Özköse, “Ahşap camilerin uzun süre dayanıklı kalması zor olur. Sele ve depreme karşı daha dayanıksız yapılardır. Fakat Göğceli Cami, 8 asırdır bölgede yaşanan doğal afetleri atlatmış bulunmakta. Bu durumu iki sebeple açıklayabiliriz. Camiyi yapan kişiler kullanılan ağaçları zamanında kesmişler ve belirli bir dönem bekletmişler. Bir başka sebep de deprem takozu kullanmışlar. Deprem esnasında cami, zeminindeki takoz üzerine yayılıyor. Çivisiz yapılmasından dolayı cami, deprem esnasında sallanıyor fakat yıkılmıyor.” dedi.
Ayça Nur Şirin
08.01.2024



