Sinop’un Mertoğlu köyüne bağlı Karasu Ovası’nda sulama borusu ana hattında meydana gelen patlak nedeniyle çeltik üreticileri zor durumda kaldı.
Erfelek Sulama Kooperatifi ile Devlet Su İşleri (DSİ) ekipleri bölgede onarım çalışması başlatırken, üreticiler ekim sezonunun tehlikeye girdiğini belirterek acil çözüm çağrısında bulundu.
Patlağın meydana geldiği bölgede incelemelerde bulunan Mertoğlu Köyü Muhtarı Mustafa Ünal, Karasu Ovası’nda Sinop’un birinci sınıf çeltiğinin üretildiğini belirterek, sulama sistemindeki arızaların üreticileri mağdur ettiğini söyledi. Ünal, “Bu sulama tesisi kurulmadan önce elektrikle çalışan su pompalarıyla üretim yapılıyordu. Sistem kurulduktan sonra elektrikler iptal edildi, kanallar kapandı. Şimdi böyle sorunlar yaşandığında çeltik ekme imkanımız kalmıyor. Köylüler gece boyunca beni arıyor. Milyonlarca lira masraf yapıp henüz bir tane bile çeltik ekemeyen üreticilerimiz var. Su hattı 10 gündür her gün tamir ediliyor, her gün yeniden patlıyor. Elektrik de olmadığı için vatandaş tarlasını hazırlamasına rağmen ekim yapamıyor” dedi.
Sorunun kış aylarında test edilerek çözülebileceğini ifade eden Ünal, “Suya ihtiyaç olmayan dönemde gerekli çalışmalar yapılsaydı bugün bu sıkıntıları yaşamazdık. Şimdi hava basıncı bir türlü ayarlanamıyor. Bu işin çeltik ekiminden en az bir ay önce tamamlanması gerekiyordu. Şu anda hattın tamamen yenilenmesi gerekse en az 10 gün sürer. Ancak çeltiğin 3-4 gün içinde ekilmesi gerekiyor. Vatandaş hazırladığı tarlaları yeniden otlandığı için ikinci kez işlemek zorunda kaldı. İki kat masraf oluştu. Acil çözüm bekliyoruz” diye konuştu.
Erfelek Sulama Kooperatif Başkanı Bahri Çeliker, “Beton boruyu kestiriyor. Bir yeri yapıyoruz, bir yer patlıyor. Bu aynı yerden 4’üncü patlayışı. Suyu boşatması 24 saat, tamir etmesi ise 1 saati buluyor” şeklinde konuştu.
Çeltik üreticisi Halil Ünal da yaşanan sorunun üretimi durma noktasına getirdiğini belirterek, “Bu saatten sonra ’çeltik ekeceğim’ diyen kimse umutlanmasın. Bu borunun ne zaman yapılacağı belli değil. Acil çözüm bekliyoruz. Eğer 3 gün içinde ekim yapamazsak her şey biter. Gübre, mazot, tarla hazırlığı için yaptığımız tüm masraflar boşa gidecek” ifadelerine yer verdi.
Tekrar maddi konuda zarara uğrayacaklarını belirten çeltik üreticisi Özgür Ünal, “Mertoğlu köyü ovasında 200 dönüm çeltik ekiyoruz. Tarlalarımızı hazırladık ama hiç ekemedik. Suyu bekliyoruz. Şimdi yeniden masraf yapacağız. Çünkü suyu veremedik. Otlar yeşerdi. Kaç günden beri tarlalara su veremedik. Mecbur yeniden makine atacağız tekrar. Mazot masrafımız da olacak” diye konuştu.
DSİ Şube Müdürü Göktuğ Yılmaz ise bölgede sürekli patlakların yaşandığını belirterek, “Burayla ilgilenen tarımsal sulama kooperatifi var. Kooperatifin daha önceden gerekli tespitleri yapıp tamirat ve tadilat işlemlerini gerçekleştirmesi gerekiyor. Konu bize yeni intikal etti. DSİ olarak elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız” ifadelerini kullandı.
Öte yandan patlak borunun çevresinde biriken suların tahliye edilmesinin ardından DSİ ve kooperatif ekipleri tarafından onarım çalışmalarına başlandı. Yetkililer, çalışmaların en kısa sürede tamamlanmasının planlandığını ve üreticilerin mağduriyetinin giderilmesi için ekiplerin yoğun mesai harcadığını bildirdi.


Sinop’ta sulama hattı patladı, çeltik üreticisi tepki gösterdi
Siyasete Güven Azalıyor Mu?
Şafak Zeki Akca yazdı.
Bu soru artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın birçok ülkesinin ortak sorusu haline geldi.
Kahvehanelerde, çay ocaklarında, emekli banklarında, pazar yerlerinde sık sık duyuyoruz:
“Bu ülkede kime güveneceğiz?”
Aslında mesele sadece siyaset değil.
Mesele güven.
Çünkü güven bir toplumun en önemli sermayesidir.
Bir zamanlar siyasetçinin sözü vardı.
Verdiği sözün arkasında durması beklenirdi.
Vatandaş da buna göre karar verir, oyunu kullanırdı.
Bugün ise insanlar siyaseti izlerken daha fazla soru soruyor.
Daha fazla sorguluyor.
Daha fazla şüphe duyuyor.
Bunun sebeplerini anlamak zor değil.
Son yıllarda yaşanan siyasi tartışmalar, partiler arasındaki sert kavgalar, yolsuzluk iddiaları ve bitmek bilmeyen polemikler vatandaşın siyaset kurumuna bakışını doğrudan etkiliyor.
En son örnek olarak CHP’de yaşanan gelişmeler…
Kurultay tartışmaları…
Liderlik çekişmeleri…
Parti içi hesaplaşmalar…
Günlerce televizyon ekranlarında konuşuldu.
Vatandaş ise ekranın karşısında farklı bir soru soruyordu:
“Benim hayatıma ne faydası olacak?”
Çünkü siyasetin gündemi ile vatandaşın gündemi çoğu zaman aynı değil.
Bir yanda milyonlarca liralık yolsuzluk iddiaları konuşuluyor.
Diğer yanda ay sonunu getirmeye çalışan işçiler var.
Bir yanda makam kavgaları yaşanıyor.
Diğer yanda en düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar hayat mücadelesi veriyor.
Bir yanda siyasi hesaplar yapılıyor.
Diğer yanda market raflarının önünde etiket hesabı yapan vatandaş bulunuyor.
Hal böyle olunca insanlar ister istemez soruyor:
“Kime güveneceğiz?”
Siyasete duyulan güven bir günde kaybolmaz.
Ama yaşanan her tartışma, her hayal kırıklığı ve her yerine getirilmeyen söz bu güveni biraz daha aşındırır.
Vatandaş artık sadece vaat duymak istemiyor.
Sonuç görmek istiyor.
Çünkü insanlar söylenenleri değil, yaşadıkları hayatı hatırlıyor.
Özellikle gençler artık siyasi sloganlardan çok geleceklerine bakıyor.
İş bulabilecekler mi?
İyi bir eğitim alabilecekler mi?
Daha iyi şartlarda yaşayabilecekler mi?
Onların gündeminde bunlar var.
Demokrasi sadece seçimden seçime sandığa gitmek değildir.
Demokrasi aynı zamanda vatandaşın yönetime güven duymasıdır.
Kendisini sistemin bir parçası olarak hissetmesidir.
İnsanlar sorunların çözülebileceğine inanıyorsa umut vardır.
Ama güven azaldığında umutsuzluk büyür.
İşte asıl tehlike de budur.
Bugün siyasetin önündeki en büyük sınav seçim kazanmak değil, yeniden güven kazanmaktır.
Çünkü sandık gelir geçer.
Makamlar değişir.
Partiler yükselir, düşer.
Ama vatandaşın hafızasında kalan tek şey vardır:
Söylenenler değil, yaşananlar…
Kalın Sağlıcakla


