Artvin’de doluluk oranına ulaşan Yusufeli Barajı’nda kontrollü su tahliyesi kapsamında açılan kapaklar havadan görüntülendi. Baraj gövdesinden yüksek basınçla bırakılan suların oluşturduğu gökkuşağı dikkat çekti.
Artvin’de Çoruh Nehri üzerinde inşa edilen, 275 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin en yüksek, dünyanın ise sayılı kemer barajları arasında yer alan Yusufeli Barajı’nda doluluk oranının tamamlanmasının ardından kapaklar açıldı.
Kontrollü su tahliyesi kapsamında açılan kapaklardan büyük bir basınçla bırakılan su, havadan görüntülendi. Baraj gövdesinden çıkan suyun oluşturduğu yoğun buhar ve su zerrecikleri, güneş ışınlarının etkisiyle gökkuşağı meydana getirdi.
Havadan kaydedilen görüntülerde, dev barajın gövdesinden çıkan suların Çoruh Nehri’ne karıştığı anlar ile gökkuşağının oluşturduğu renkli görüntüler yer aldı. Her yıl doluluk oranına ulaşmasının ardından gerçekleştirilen kontrollü su tahliyeleri sırasında ortaya çıkan bu doğal manzara, bu yıl da dikkat çekti.
Türkiye’nin enerji üretiminde önemli bir yere sahip olan Yusufeli Barajı’nda su tahliye işlemlerinin kontrollü şekilde sürdürüldüğü öğrenildi. Açılan kapaklar ve oluşan gökkuşağı ise havadan görüntülenerek barajın ihtişamını bir kez daha gözler önüne serdi.


Yusufeli Barajı’nda kapaklar açıldı, gökkuşağı görüntüsü hayran bıraktı
Siyasete Güven Azalıyor Mu?
Şafak Zeki Akca yazdı.
Bu soru artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın birçok ülkesinin ortak sorusu haline geldi.
Kahvehanelerde, çay ocaklarında, emekli banklarında, pazar yerlerinde sık sık duyuyoruz:
“Bu ülkede kime güveneceğiz?”
Aslında mesele sadece siyaset değil.
Mesele güven.
Çünkü güven bir toplumun en önemli sermayesidir.
Bir zamanlar siyasetçinin sözü vardı.
Verdiği sözün arkasında durması beklenirdi.
Vatandaş da buna göre karar verir, oyunu kullanırdı.
Bugün ise insanlar siyaseti izlerken daha fazla soru soruyor.
Daha fazla sorguluyor.
Daha fazla şüphe duyuyor.
Bunun sebeplerini anlamak zor değil.
Son yıllarda yaşanan siyasi tartışmalar, partiler arasındaki sert kavgalar, yolsuzluk iddiaları ve bitmek bilmeyen polemikler vatandaşın siyaset kurumuna bakışını doğrudan etkiliyor.
En son örnek olarak CHP’de yaşanan gelişmeler…
Kurultay tartışmaları…
Liderlik çekişmeleri…
Parti içi hesaplaşmalar…
Günlerce televizyon ekranlarında konuşuldu.
Vatandaş ise ekranın karşısında farklı bir soru soruyordu:
“Benim hayatıma ne faydası olacak?”
Çünkü siyasetin gündemi ile vatandaşın gündemi çoğu zaman aynı değil.
Bir yanda milyonlarca liralık yolsuzluk iddiaları konuşuluyor.
Diğer yanda ay sonunu getirmeye çalışan işçiler var.
Bir yanda makam kavgaları yaşanıyor.
Diğer yanda en düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar hayat mücadelesi veriyor.
Bir yanda siyasi hesaplar yapılıyor.
Diğer yanda market raflarının önünde etiket hesabı yapan vatandaş bulunuyor.
Hal böyle olunca insanlar ister istemez soruyor:
“Kime güveneceğiz?”
Siyasete duyulan güven bir günde kaybolmaz.
Ama yaşanan her tartışma, her hayal kırıklığı ve her yerine getirilmeyen söz bu güveni biraz daha aşındırır.
Vatandaş artık sadece vaat duymak istemiyor.
Sonuç görmek istiyor.
Çünkü insanlar söylenenleri değil, yaşadıkları hayatı hatırlıyor.
Özellikle gençler artık siyasi sloganlardan çok geleceklerine bakıyor.
İş bulabilecekler mi?
İyi bir eğitim alabilecekler mi?
Daha iyi şartlarda yaşayabilecekler mi?
Onların gündeminde bunlar var.
Demokrasi sadece seçimden seçime sandığa gitmek değildir.
Demokrasi aynı zamanda vatandaşın yönetime güven duymasıdır.
Kendisini sistemin bir parçası olarak hissetmesidir.
İnsanlar sorunların çözülebileceğine inanıyorsa umut vardır.
Ama güven azaldığında umutsuzluk büyür.
İşte asıl tehlike de budur.
Bugün siyasetin önündeki en büyük sınav seçim kazanmak değil, yeniden güven kazanmaktır.
Çünkü sandık gelir geçer.
Makamlar değişir.
Partiler yükselir, düşer.
Ama vatandaşın hafızasında kalan tek şey vardır:
Söylenenler değil, yaşananlar…
Kalın Sağlıcakla


