Reklam
Reklam
159
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

10 Bin Yıllık Bir Tarih

Osmanlı İmparatorluğu, ya da Devlet-i Âliye, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle Orta Çağ’ı kapatıp Yeni Çağ’ı açan bir dünya gücüydü. Kanuni Sultan Süleyman döneminde üç kıtaya hükmeden bir imparatorluk haline geldi. Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sonrası halifeliğin Osmanlı’ya geçmesiyle devlet, İslam dünyasının da lideri oldu.
Öncesi 10 bin yıllık Türk tarihi , Osmanlı sonra Türkiye Cumhuriyeti hepsi, şanla ve şerefle yazıldı. Türk tarihini ayırıp bölenler, onu övenler buna sövenler var. Tarihin tamamı bir bütündür ama…

***

İlk Yerli Uçak 1925…

Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç, Kar-Vak (Karabüklüler Vakfı) ev sahipliğinde, Türkiye’nin ilk yerli uçağının ilk uçuşunu gerçekleştirdiği 28 Ocak 1925 tarihinin 101. yıl dönümünde “Türk Savunma Sanayisi” konulu söyleşiye katıldık şeklinde bir paylaşım yapmıştı. 1925… İlk yerli Uçak gökler de…

28 Ocak 1925’te Vecihi Hürkuş tarafından yapılan Vecihi K-VI, Türkiye’nin ilk yerli uçağı olarak gökyüzüne çıktı. Kurtuluş Savaşı’ndan yeni çıkmış, imkânsızlıklar içindeki bir ülkede bu başarı, Türk havacılığının temeli oldu.

Cumhuriyetin ilanından sadece 16 ay sonra, Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla Türk Tayyare Cemiyeti (bugünkü Türk Hava Kurumu) kuruldu. Ardından TOMTAŞ faaliyete geçti ve 1926’da Kayseri Uçak Fabrikası açıldı.

O tarihte elektriğin ve demiryolunun bile olmadığı bir şehirde, Türk mühendisleriyle yerli uçak üretimi başladı. Yaklaşık 200 uçak üretildi, hatta yurt dışına ihraç edildi.
Türkiye, kendi uçağını üreten sayılı ülkeler arasına girmeye başlamıştı.

Marshall Yardımları Ve Kırılma Noktası

Atatürk sonrası dönemde tablo değişti. Marshall Yardımları ve NATO süreciyle birlikte Türkiye’ye “üretme, satın al” anlayışı dayatıldı. Biz size ucuz fiyatla uçak satarız siz bu işi bırakın denilerek bazı zirai aletler verildi ekin – biçin size yeter denildi.
1950 yılında Demokrat Parti iktidarında dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, dönemin Başbakanı Adnan Menderes döneminde, 1952’de Uçak Fabrikası üretimi durdurularak kapatıldı .

Yine Nuri Demirağ   girişimci olarak 1930’lı yıllarda İstanbul  Beşiktaş ve Yeşilköy’de ki  uçak tesislerinde yolcu uçağı ve eğitim uçakları ÜRETİYORDU. Hatta İspanya, İran ve bazı balkan ülkelerine uçak satışı da yapılıyordu  Ne oldu ?

Ne olacağıydı ? Siyasi tercihler, baskılar, bürokratik engeller derken Türk Hava Kurumu bile sipariş ettiği uçakları iptal ediyor , batırılıyor bir anlamda…  Türkiye’de ne iyilik yaparsın da karşılıksız kalmaz zaten değil mi ?

Sorun teknik yetersizlik değil, siyasi tercihler ve dış yönlendirmelerdi.

Aynı hikaye1961’de tamamen Türk mühendisleri tarafından yapılan Devrim Otomobilinde tekrar yaşandı. 129 günde Türk mühendislerince üretilen   tamamı yerli – milli otomobilimiz seri üretime geçirilmeden  hikayesi bitirildi. Neymiş benzin unutulmuş, koy benzini devam et o zaman kardeşim. Ama devam ettirmezler işte.
Uçakta olan, otomobilde de tekrarlandı yani.

Bunun milliyeti yok  Avrupa olur – Amerika olur , Rusya olur Çin olur, şu olur , bu olur.…Türkiye Cumhuriyeti Devleti ayağa ne zaman kalkmaya çalışsa bir çelme takmak için hazır kıta bekleyenler olur. Dün olmuştur, yarın da olacaktır…

***

10 Bin Yıllık Tarih Bir Bütündür.

Türk tarihi sadece Osmanlı ve Cumhuriyetle sınırlı değildir. Ergenekon Destanı’ndan Orhun Kitabeleri’ne, Mete Han’dan Selçuklulara uzanan 10 bin yıla yaklaşan bir devlet ve medeniyet geleneği vardır.

Bu bir IRKÇILIK DEĞİL, tarihsel bir gerçektir.

(Hep söylerim beni tanıyanlar bilir. Vatanı sevmektir mühim olan. Benim için sağ- sol yoktur. Irklar da  tamam herkesin bir ırkı var ama  o da yoktur.  Irklar; Türk, Kürt, Laz, Çerkez hatta Alman , İngiliz , Fransız ne kadar varsa… Irklar da, sağcısın- solcusun da değil… Vatanını seveceksin ama…

Biz Allah’a iman etmiş insanlarız. Allah bize ırkımızı sormayacak Ama vatan sevgisi imandandır. Ha, bence Allah’a iman edenlerin hiçbir kurtarıcı ve lider beklemesi ya da birilerini kurtarıcı lider olarak görmesi doğru değil.  Bağlılık , biat yalnız Allah’a. Sadece Allah’ın adamı olan, başka hiçbir yer –kişi –kurum şu –bu neyse bağlı olmamalı.  Bunlar da  daha ayrıntılı  yazmam gereken apayrı konular. Özü; iman ediyorsan sadece Alah’ın kulu olacaksın ki başkasına kulluk – biat olamaz.)


Vatanı sevmek esastır ama. Ayrıştırmak değil, birleştirmektir esas olan.

Kutsayan Da Söven De Aynı Kafa

Birileri Osmanlı’ya söver, birileri Atatürk’e.
Birileri Osmanlı’yı kutsar, birileri Cumhuriyet’i.

10 bin yıllık tarih çook kenarda kalır…

Bunların hepsi aynı kafa aslında.

Oysa biri olmadan diğeri olmaz.
Tarihle kavga edenler geleceği inşa edemez.

Bugün savunma sanayiinde atılan adımlar; KAAN, HÜRJET, İHA ve SİHA’lar, 1925’te başlayan ama yarım bırakılan yürüyüşün devamıdır.

Bu hamleler; güçlü siyasi irade, net vizyon ve özgüvenle mümkündür.
Başkasının kanatlarıyla tam bağımsızlık olmaz.

Son devletimizin kurucu lideri Atatürk kendi dönemi içinde gökyüzüne baktı ve Türk uçakları hayal etti,  fabrikasını kurdurdu, ürettirdi ve bazı ülkelere uçak ihraç eden bir Türkiye oluşturdu. İlk uçağımız da 1925’de gökyüzündeydi.

Bugün  hala  bazı konular da başkalarının uçaklarında uçuşumuz devam ediyor. Başkasının kanatlarında tam bağımsızlık olabilir mi ?

Gerçi günümüz dünyasında    tüm dünya ülkeleri için tam bağımsızlık ne kadar mümkündür o da ayrı konu…

Bugün yeniden o gökyüzüne bakıyorsak, geçmişle kavga ederek değil; geçmişle barışarak yükseliriz. Bazı kafalar  birilerini övüp, birilerine sövmeyi bırakarak  önce bunu anlamalı, vesselam.