Yaşam bir nevi anlamlar ve değerler üzerine kurulu…
Anlam bütünlüğü bozuldu mu yaşama ait değerler altüst oluyor.
Roller değişiyor.
Eski tarihe karışıyor.
Evet….
Ne demek mi istiyoruz.?
Şimdi…
Bir kentte yaşıyorsanız..
Kente ait değerler manzumesini korumak ve gelecek kuşaklara miras olarak bırakmak zorundasınız.
Yani…
O’nu anlatan.
Simgesel değer taşıyan.
Geleceğe köprü kuran.
Tarih kokan…
Değerler manzumesini…
O halde….
Bu kentte , yaşamanın ne anlama geldiğinin sorgulanması gerekmez mi?
Niçin Karabük’te yaşıyorum.?
Nereye gidersem gideyim…
Bu kent beni takip ediyor…
Benim için Karabük’te yaşamanın anlamını kavramaya çalışıyorum.
İlk aklıma gelen düşünceyi paylaşayım.
Anlam yoksunu bir kent burası.
Ne tarihiyle,ne doğasıyla ne de insanıyla bir süreklilik ve devamlılık göstermeyen bir kent burası…
Şimdi…
Herkes oturduğu kenti bu görüş açısından sorgulaması gerekiyor.
Yaşadığı kentte araması gereken ilk şey anlam bütünlüğü…
Değerler manzumesi oluşturamayan kentler hızla farklılaşıyor.
Anlam karmaşasına yenik düşüyor.
Dengeleri altüst ediyorlar.
Şimdi…
Kenti anlam yitikliğine iten birçok etken var.
Bunları çok iyi düşünmek gerek.
Her şeyden önce…
Kentler fevkalade nüfus almaya başladı.
Demografik yatay hareketlilik kentlerde kırılmalara yol açtı.
Çetin Altan,1980’ler de hızlanan ve kentleri altüst eden bu değişime sınıfsal açıdan “yeni köylülük” demişti…
Şimdi bu süreç tamamlandı.
Sosyolojik açıdan yeni kentliler ortaya çıktı.
Anlam bütünlüğü bozuldu.
Bunun sonucunda…
Kentlerin yeni efendileri değişti.
Bunlar kentin eski sahipleri ile aynı kültürü paylaşmıyorlar.
Kendi yapay değerlerini kente dayatıyorlar.
Anlam kayması ya da anlam bütünlüğünün bozulma nedeni bu.
Kentleri anlamak için yeni kavramlar bulmak zorundayız.
Yoksa bu şaşkınlık bizi kendi sarmalında yok edecek.
Kavafis’in dediği gibi bu kent arkamızdan gelir mi acaba?
Artık…
Çok zor…!
