Karabük’ü bugünlerde anlatmak çok zor.
Neden mi?
Söyleyeyim…
Zerafetten giderek uzaklaşıyoruz.
Fıtriyatımızda olmayan kabalığa çok kolay kendimizi teslim ediyoruz.
Bazen ağzımızdan çıkan sözlerin neye sebep olabileceğini düşünmeden hareket ediyoruz.
Bizim gazetenin internet sitesine öyle yorumlar yapılıyor ki…
İnsanın şaşırası geliyor.
Bu şaşma durumunu dünkü yazımda kime inanacağız şeklinde dile getirmişim.
Durum gerçekten çok üzüntü verici…
Biz sürekli neden Karabük’ü konu alan yazılar yazıyoruz.
Dünyadan bir muradı kalmamış olanlar okusunlar da kendilerini tatmin edip yorum yapsınlar diye mi…?
Haaşa…!
Söyleyeyim…
Karabük’ü kent yapmak için…
Ama nasıl bir kent?
Makul,yaşanabilir,bugunü ve yarını olan bir kent.
Bu çok önemli bir istek ve arzu…
Bakın çevre ve hava kirliliği konusunda günlerdir neyi/neleri tartışıyoruz.?
Karabük’e verilen sözlerin hiçbirisinin zamanında yapılmadığı , yapılsa bile bir işe yaramadığını.
Öyleyse bizim hesap sorma mekanizmalarını işlevselleştirmemiz gerekiyor.
Bunu nasıl başaracağız…
Kent /kentli olmasını bilerek…!
Karabük’ü biz belli bir zümrenin topaç çevirir gibi kendi isteklerini gerçekleştirdiği bir şehir olmaktan kurtarmak zorundayız.
Bunun yolu ; sivil toplum kuruluşlarının gücünü gösterdiği ve halkın çıkarlarına göre hareket ettiği ortak bir platform oluşturmakla mümkündür.
Bu işler festival /şenlik düzenlemekle olmaz.
O’nu da yaparsın…
Ama asıl mesuliyetini unutmadan…
Bu işler kentin sorunlarını çözmeye yönelik oluşturulacak etkin kuruluşların iş takibi ve gücü ile olur.
Biz o kadar yazıyoruz….
Niye bunca zaman ilgili merci , bize kentin hava durumu ile bir bilgi vermiyor.
Yanıtı belli….
Bu iş beni aşar…!
Eğer durum böyle ise bu kenti kim gale alır….
Alıyor mu?…

