Dün büyük bir üzüntü ile uyandık.
Batı Karadeniz resmen sele teslim oldu.
TV’de izlediklerimiz ürküntü verici idi.
İHA Karabük muhabiri sosyal medyada Bartın yol güzergahında köprülerin yıkılması sonucu AK Parti milletvekili ve il başkanının yolda mahsur kaldıklarının haberini veriyordu.
Başta Bartın ve Ulus olmak üzere Kastamonu ve Sinop’un bazı ilçeleri yağan yağmur, taşan çay ve göletler neticesinde gün boyunca yaşam mücadelesi verdi.
Yakınlarını sele kaptıranlar oldu.
Yollar çöktü.
Şimdi ne diyelim…
Elbette…
Allah ülkemizi ve milletimizi felaketlerden korusun.
28 Temmuz’da Akdeniz’de Manavgat’ta başlayan yangınlardan sonra hep bu dua ile güne uyandık.
Rabbim ülkemize bir daha böyle afetler yaşatma diye dualarımızı milletçe yapmayı ihmal etmedik.
Ancak uzmanların bu konuda bir iddiası var.
İklim değişiklikleri dolayısıyla artık bu sorunların her yerde yaşanabileceği ifade ediliyor.
Ama benim de görüşüm şu…
Çevreyi bu kadar tahrip eden insanoğlu doğanın saldırısıyla karşı karşıya.
İnsan teknolojisi ile doğayı kendi otoritesi altına almaya çalışıyor.
Ancak doğa, insanoğlunun kendi üzerine kurduğu egemenliği kabul etmek istemiyor.
Son zamanlarda Marmara Deniz’in de yaşanan müsilaj sorunu.
Denize önünü geleni ve atığı atacaksın.
Sonra da o denizden hayır bekleyeceksin.!
Yok öyle bir şey…
O zaman bunu yapan topluluk/insan olarak cezanı çekeceksin.
Balık yiyemeyeceksin, denize giremeyeceksin.
Yani kirlettiğin deniz sana cezayı mutlaka kesecek.
Kafanın bir yerine bunu yazacaksın.
Sen ne yapıyorsun.?
Sadece keseni ve kazancını düşünüyorsun.
Son olarak orman yangınları Akdeniz ve Ege Bölgesi’nde devam ederken Muğla’nın Milas ilçesinde İkizköy yakınlarında yer alan Akbelen Ormanlarında bir termik santrale kömür depolamak üzere 700 dönümlük arazide ağaçların kesildiğine tanık olduk.
Halk bu doğa katliamını önlemeye çalışıyor.
Maalesef güvenlik güçleri halkın direnişini önlemeye çalışıyor.
Bu ,bugün yaşadığımız sel afeti gibi üzüntü verici bir durum.
Bir yanda yangından ağaçları korumaya çalışırken diğer taraftan ağaç kesenlere müsaade edeceksin.
Böyle bir çelişkiyi nasıl izah etmek gerek…
Bunu kimse izah edemez…
İzah edecek olan varsa o zaman bu afetlerin neden yaşandığı da biliniyor demektir.
Bırakın doğadan öç almayı…
Siz doğaya darbe vurdukça o da size acılar yaşatacak.
Bu böyle biline…
Son söz mü?
Söyleyeyim….
Bu acılardan kurtulmak istiyorsanız…
Beton yerine ağaç dikin.!

