7 Mayıs 2011 tarihli Milliyet gazetesinde Abbas Güçlü ”Hemşireler,Gaziantep,Şanlıurfa ve Karabük” adlı bir yazı yayımladı.
Bu yazıyı arşivimizden çıkarıp yeniden okuyunca Karabük’ün keşfedilmemiş tat lezzetleri ile ilgili düşüncelere daldık.
Neden mi?
Abbas Güçlü bakın bu yazısında Karabük için ne diyor:
”Gaziantep’te baklavanın en güzelini yedik sanıyorduk ama Karabük’ün baklavası bir başka güzeldi…”
Gerçekten öyle…
İşte size bugüne kadar üzerinde durulmamış tanıtımı yapılmamış bir lezzet seçeneği…
Bu noktada markalaşması yapılmamış bir damak zevki…
Kentimizdeki Bingöl kadayıfçısı ve Gaziantep baklavacısı levhalarını görünce düşünmekten kendimizi alamadık doğrusu…
Diyoruz ki…
Safranbolulu lezzet ustaları üretimlerine markalaşma yolunda bu ürünü de katmalılar..
Karabük’ün meşhur Safranbolu usulü ağızda eriyen tamamen yöreye özgü baklavası kendi değerini bulmalı…
Geçenlerde davet üzere Safranbolu’da bir mekanda dostlarla buluştuk.
Sunulan yemekler içinde ikisini burada zikretmeden geçemeyeceğim.
Ağızlara layık enfes salata ve Safranbolu işi katmerli görüntüsü ile bol cevizli yapılmış baklava…
Bu anlamda Abbas Güçlü’ ye hak vermemek mümkün değil.
Yöresel yemekler ve gizli kalmış tatlar.
Günümüz küreselleşen dünyasında tat buluşmaları insanları farklı damak zevki arayışına yönlendiriyor.
Safranbolu’da yemek kültürünü ve hatta bölgenin geleneksel lezzetlerini çok iyi değerlendirmek ve bu olayı çok önemsemek gerek.
Dediğim gibi dünya giderek küçülüyor.
İnsanlar maddi bakımdan belli bir seviyeye ulaştıktan sonra yaşamdan zevk almak için çok farklı arayışlar içine giriyorlar.
Bizim gibi yerel/yöresel kıymetlerini yitirmemiş olan toplumlarda yapılacak turizm hamleleri ve hizmet sektöründe gösterilecek çabalar yöre insanları için yeni geçim kapıları oluşturabilir.
Ama bunun için bilinçli ve iyi organize olmak gerek.
Abbas Güçlü’nün 2011’de kaleme aldığı Milliyet’teki bu yazısı bana göre Karabük için çok manidar…
Ama onun bu yazısını kaç kişi dikkate almış ve önemsemiştir.
Ya da…
Markalaştırma ve tanıtım noktasında çaba göstermiştir.
Bu noktada düşünce üretmiştir.
Yanıt yok.
Bence kentlerde bu işlerle uğraşacak,mesul,yetkili bir kuruma ihtiyaç var.
Belediyelerin bünyesinde bu işler kotarılabilir.
Kenti sahiplenmek böyle bir çabayı zorunlu kılar.
Aynı zamanda….
Bu çabalar….
O şehre katma değer sağlar.
Karabük , lezzet dünyasında tatları ile keşfedilmeyi bekliyor.
Boş boş konuşacağımıza…!
Gözümüzü açalım.
Biraz da üretken olalım.
Bu işler sadece kanıksanmış lokum üretimi ve altın safran film festivali ile olmaz.
Bildik….
Dar muhitte…
Üzüm festivalini yapıyoruz da…
Neden baklava şöleni yapmayalım…!

