Reklam
Reklam
331
0

Bir Profesör’ün Karabük Sevdası

Bir sosyoloji profesörü…
Gülsen Demir…
Kendileri Karabük’te doğmuş….
Aynı zamanda…
Demir Çelik lisesinden mezun olmuş.
Rahmetli babası 1958 yılında kurulmuş olan Karabük İş Okulu’nda müdür yardımcısı ve öğretmen olarak görev yapmış.
Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde sosyoloji bölümünün kurulmasında bizzat görev almış…
2010 yılında gerçekleştirilen Karabük ve Demir Çelik Sempozyum’unun düzenlenmesinde rol oynamış…
Karabük ülküsü ve sevdası ile yanıp tutuşan bir isim…
Prof. Dr. Gülsen Demir…
Ancak kendisi Karabük ile ilgili projesini gerçekleştirecek desteği ve ilgiyi bu kentte bulamamış.
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’ne geri dönmek zorunda kalmış…
Aydın’da yaşıyor ancak aklı Karabük’te…
Fırsat buldukça kendisi ile telefonlaşıyor ve Karabük’ü hasbihal yapıyoruz.
Bunda 10 ay önce mesıncırdan kendisinden bir ileti aldım.
Bu iletiyi yayımlamak için kendisinden izin almadığım için çok özür diliyorum.
Ancak mesaj doğrudan Karabük’ü ve onun bu kent ile ilgili düşüncelerini,sevdasını konu aldığı için herkesin okumasını uygun gördüm…
Bakın ne diyor…
“Hür bey , merhaba fırsat buldukça yazılarınızı okumaya çalışıyorum.
Hepsi de çok isabetli noktalara değiniyor …
Duyarlılığınızı hem kutluyor hem de çok teşekkür ediyorum.
Yazılarınıza hemen bir cevap veremiyorum.
Biraz da açıkçası kendimi tutmaya çalışıyorum.
Ben de 70 öncesi Karabüklüler gurubunda paylaşımları ve yorumları izliyorum ve eskilerden yeni tanıdıklar ediniyorum.
Hepsinin arzusu bir platformda buluşabilmek…
Yaşanmış deneyimlerden gelecek için bir yol bulabilmek.
Karabük için…
Ancak bunun oluşması için Karabük’ten bir hareket başlatmak gerekir…
Sanırım.emin olun benim de aklımın bir tarafı hep Karabük’te….
Bunu öncelikle kent yöneticilerinin düşünmesi gerekir ama öyle bir heves ve ihtiyaç içinde olmadıkları ya da olamadıkları ortada….
Öncelikle bunu “ihtiyaç” noktasında hissetmek gerekir.
Eski kent yaşamını anılardan çıkarıp örnek-model olarak hatırlamak ve sunmak ve bunu güne uyarlayarak modellemek yumuşak geçiş sağlayacak sunuşları yapabilmek önemli.
Üniversite kenti olabilmeyi başarmak lazım…
Bugün Karabük, geçmişin tersine Safranbolu’nun gölgesinde.
Karabük halkının buna ihtiyaç duyması lazım…
Uyarılar nasıl yapılabilir,nasıl özendirilebilir..
Bir oluşum gerçekleştirebilsek çok yönlü vuruşlar sağlanabilir mi?
Yerel basın destekler mi:?
Yaşayanlar…
Yerel yöneticiler destekler mi…?
Ben nefer olmaya hazırım…
Yumuşak geçişin-ikna olmanın yolu bulunur,karşılığı para olunca hareketin arkası gelir ama bir başlangıç gerekiyor….
Eskilerden çok değerli insanlar var malum gel deyince gelecekler.
Kent konseyi hareketlendirilebilir….
Şimdilik aklıma gelenler bunlar.
Paylaşmak istedim…
Anlayışınıza sığınarak.bir beyin fırtınası yapabilsek belki o da etkili olur mu..
Emeklerinize sağlık görüşmek üzere…”
Hocam görüşmek üzere…
Karabük’e olan ilginize ben şahsım adıma teşekkür ederim.
Bahsettiğiniz ilginin oluşabilmesi ve görüşlerinizin destek bulabilmesi için ne kadar daha bekleriz…
Bilemiyorum ama….
Karabük kent anlamında iyice bir çıkmazın girdabında debelenip duruyor.
Eğer Yenişehir’i betonlaşmaktan kurtarabilirsek sizin Karabük’e olan duyarlılığınıza bir katkı yapmış olacağız inşallah….
Kendinize iyi bakın….!

7 Yorum

  1. Kirli sakallı karizmatik genç

    Ahha yorumcunun dediği gibi karabükün ve hatta ülkenin benim gibi gençlere ihtiyacı var. Abi be, ben çok karizmatiğim ben ne yapayım. Herkes karizmama hasta. Özellikle genç kızlar çok hasta. Ben çok haşin bakışlı çok sert bir gencim.

  2. Kirli sakallı karizmatik genç

    Haa bu arada.. Beni eleştirmeyin yoksa uzun süredir değerli yorumlarımla bu köşeye verdiğim katkıları keserim haaaa. Hatta çeker giderim bu diyardan.

  3. Kombi

    Gidermiş.. Vay zalım vay. Aman gitme yiğidim biz sensiz ne yaparız.

  4. Kirli sakallı karizmatik genç

    Valla giderim. Kapıyı çarpar ardıma bile bakmadan çeker giderim. Bi dahada geri dönmem

  5. Gönderen

    Yenişehir’i eski günlerindeki gibi korumanın bir maliyeti var. Bakım onarım için, altyapının, tesisatların yenilenmesi için büyük masraflar gerekir….
    Bahçelerin canlı ve bakımlı olabilmesi için çalışan istihdam edilmeli. Eskiden Yenişehir güzide bir yerleşim yeriydi. Çünkü masrafları devlet kesesinden yapılıyordu…
    Musluk bozuldu telefon et, hemen bir usta gelir hallederdi, biryerde patlak mı var, telefon et usta gelir, elektrik arızası, telefon arızası mı var yine telefon et usta geliverirdi. Ustanın ücreti ve devletten. Çatıda krık kiremit mi var, sıva mı dökülmüş, oluklar mı tıkanmış çok kolay. İnşaat müdürlüğüne telefon et, ustlar ertesi gün ellerinde malzemeler sorunun olduğu yerde…..

    Bahçelerin düzenlenmesi ve bakımı için onlarca bahçevan görev yapıyordu. Sulama diye bir dert yoktu. Sabahlara kadar fıskıyeler çalışsa, Kardemir’in su kuyularından güçlü pompalar ile su pompalanıyordu ve masrafı devlet kesesine yazılıyordu. Yenişehir’deki sosyal tesisler işlevseldi, çünkü çok ucuzdu. Sosyal tesis çalışanları devlet kesesinden maaş alıyordu, bu tesislerin vergi derdi yoktu. Bu yüzden yenilen içilenin maliyeti çok düşüktü,.Ucuz olduğu için çok müşterisi oluyordu ve gece geç vakitlere kadar cıvıl cıvıldı….

    Yenişehir’de bir dönem zamanın insanları devlet kesesinden çok güzel günler geçirdi .
    Şimdi niye bakımsız, niye sönük deniliyor? Masraflar devlet kesesinden karşılansa, çok kısa zamanda Yenişehir eski güzel haline dönüşüverir, hatta daha şaşalı hale gelir….

Yeni yorumlara kapalı.