Herkesin derdi başından aşıyor…
Bir de sen bize buradan dert üretme dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Çok haklısınız…
Sizi üzmek/dertli yapmak istemem…
Ama bu yaşadığımız koşullarda mümkün değil.
Size buradan gülücük göndersem bile inanmayacak durumdasınız.!
Biliyorum…
Evet…
Ne diyordum.
Her yönüyle dertli, sorun üreten bir toplum olduk.
Geçmişimizi, geçmişi yani tarihimizi bile dertli/sorunlu hale getirdik.
Hergün geçmişle ilgili birçok soruyla karşılıyorum.
Soru şu…
“Hocam bu anlatılanlardan hangisi doğru”
……………………………….
Geçmişimiz tutanın elinde kalıyor.
Herkes bir tarafa çekiyor.
İnceldiği yerden kopsun diyenler de var…
Bayağı bir çoğunluk oluşturuyorlar.
Buradan sizi mesleğimin gereği uyarmak zorundayım.
Tarihte ip koparmak bütün sorumlulukları almak demektir.
Bu geriye dönüşü olmayan bir geleceği birikimsiz ,kimliksiz olarak size bırakacaktır.
Koparsa kopsun demek büyük bir yükün altında ezilmek demektir.
Önerim şu…
Siz tarihi eleştireceğinize ondan yararlanmaya bakın.
Böylece sırtınızda yük olarak gördüğünüzgeçmiş sizin birikim olarak geri dönsün.
Size yol göstersin…
Yarın Lozan Antlaşmasının imzalanmasının 97.yılı…
Tartışma konumuz belli….
Lozan hezimet mi başarı mı?
Eğer bir ülke kendisine bağımsızlık sağlayan bir antlaşmayı yıl dönümlerinde eleştiriyorsa o ülkede bir sorun var demektir?
Hem de dertli toplum olmanın ötesinde bir sorun…!

