Reklam
Reklam
200
0

DUYARSIZ KENT/ ÖLÜ ŞEHİR…!

Geçenlerde bir yazı okudum,
”Kent duyarsız olursa, şehir ölü olur.” diyordu.
Burada bizi ilgilendiren iki durum var.
Birincisi ; kentin duyarsız olması…
İkincisi ise ölü kent tanımlaması.
Bunlar bir kentin vaziyetini/durumunu kavramada kullanılabilecek iki önemli saptamadır.
Gerçekten…
Karabük il olalı bir türlü değişime ayak uyduramadı.
Yani…
Kendini aşamadı.
Ortaya şehir kültürü olarak bir üretim sunamadı.
Hep hazırdan tüketti.
Genlerinde olan sosyo-kültürel kapalılığı bir türlü devrimsel/dinamik düşüncelerle genele taşıyamadı.
Benzetme yerindeyse…
Karabük türdeş bir yapı oluşturamadı.
Herkes kendi çıkarları doğrultusunda türkü uydurma derdine girdi.
Deyim yerindeyse…
Bölgesellikten yerellikten kendini kurtaramadı.
O zaman Karabük ile ilgili olarak şu soruyu derinleştirerek kendi kendimize sormamız gerekiyor.!
Cumhuriyet ;kent kültürü oluşturma noktasında Karabük özelinde başarısızlığa uğramıştır diyebilir miyiz.?
Tastamam öyle.!
Karabük’ün görünen hali bu başarısızlığın bir görüntüsüdür.
Bunu mimari anlamda da gözlemlemek olanaklıdır.
Bir zamanlar Erken Cumhuriyet dönemi mimarisinin güzide örneklerini bünyesinde taşıyan Yenişehir konutlarının ve sosyal tesislerinin bugünkü tanınmaz durumu her şeyi çok güzel anlatmaktadır.
Bu yapıların bakımsızlığı ve hatta yıkılmak istemeleri neyi işaret eder.!
Hiç düşündünüz mü?
Acaba Cumhuriyet ,ortak bir tarih bilinci oluşturmuş olsaydı günümüzde Yenişehir konutları ile ilgili tamamının olmasa bile yıkılmasına yönelik düşünceler gündeme gelebilir miydi.?
Buna kimse cesaret edemezdi.!
Demek ki bir kentte duyarsızlığı besleyen etkenler var.
“Ortak bir kültür/davranış” beraberliği oluşturamama.
Kentlerin ortak bir kültürde mayalanmaya gidebilmeleri tarihin onlara yüklediği misyonla gerçekleşiyor.
Demek ki…
Kentlerin “kendilerini var edecek kültürü oluşturmaları” yüzyıllık süreçlerde gerçekleşiyor.
Birdenbire homojenleşme olmuyor.
Karabük bu bakımdan emekleme aşamasında.
Bünye şimdilik kendini oluşturan yapı taşlarını tanımlama ve sindirme aşamasında bulunuyor.
Karabük’ü ölü gibi gösteren; kentte yaşayan insanların duyarsızlığı gerçeğini bu düşüncelerde aramak yanıltıcı olmayacaktır.
Şimdi…
Şair Bülent Gürakar’ın,”İçimdeki Ölü Şehir” adlı şiirini yazımıza ve okuyucularımıza armağan etmiş olalım.
“Son duyumlara göre;(**)
Anlatıcısı var, dinleyicisi yok olan bir melodramdır bu şehir.
Ne bana dar sokakları
Ne de bana ait kaldırımlar,
Her yanım sessiz her yanım özgür
İçimde ne bir istek
Ne de hiçbir şeyi istememek
Şehir bana küser,
Ben şehre ağlarım.
İstediklerim ve istemediklerime sesleniyorum..!
Beni, yıkıntılar içinde bırakan elleri ve yürekleri
Benden daha da beter
Derin bir korkunun puslu ve leş kokusu sinmiş halde bedenlerini
Gördükçe gözlerim…”

Sağlıcakla kalın…

Diğer Yazılar