Reklam
Reklam
172
0

Eylül Deyince…!

Eylül deyince ilk aklıma Mehmed Rauf’un aynı adı taşıyan romanı gelir.
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı diye bilinir.
Öğrencilerimizin büyük bir çoğunluğu Mehmed Rauf’un adını “Eylül” romanı sayesinde öğrenmişlerdir.
Eylül ayı ile birlikte benim aklıma gelen ikinci husus Arapça olan bu ay adının aslının Süryanice oluşuyla ilgilidir.
Sözcüğün aslı “Aylül”dür.
Arapça’da Eylül biçiminde değişikliğe uğramıştır.
Akadça’da ise “sevinçten haykırmak “ anlamına geldiğini iddia edilmektedir.
Yani neresinden bakarsanız bakın sözcüğün kaynağında Mezopotamya var.
Hristiyanlarda ise eylül; istavroz ayı olarak geçiyor.
Hristiyanlar için bu ay aynı zamanda Hac ayıdır.
Karadeniz kültüründe ise bu istavrite çevrilmiş.
Sizin anlayacağınız Eylül ayında yenmesi gereken yegane balık istavrittir.
Karadenizli balıkçıların Eylül ayında bizlere verdikleri doğrudan mesaj bu.
Bu arada palamut ile incirin de hakkını teslim etmek gerekir.
Ama bu bilgileri paylaşırken sizlere Eylül’ün düşündürdükleri ile ilgili olarak bir durumu sizinle paylaşmaktan yapamayacağım…
Her yıl 18-19 Eylül tarihleri arasında Bağbozumu Şenliğinin Safranbolu’da yapılmasının hem bu ay ile ilgili hem de üretimin teşvik edilmesiyle bağlantılı özel bir yanı var.
Safranbolu’da 22 çeşit üzüm var.
Bunlardan sadece birkaçı kalmış.
Üretim çeşitlemesi tarihe karışmış gibi sanki…
En meşhuru Çavuş üzümü…
Kelaynak kuşları gibiler.
Korunmaları ve üretim çeşitlemesi teşvik edilmesi gerekiyor.
Şu ana kadar yapılan desteklemelerin de üretim alanlarına ne kadar fayda sağladığının yetkililer tarafından takip edilmesi gerekir.
Düzenlenen üzüm şenlikleri bu bakımdan çok önem taşıyor.
Bakın daha önce bu şenliklerde neler yapılmış…
Konarı Yakupoğlu bağından üzüm toplanması…
Pekmez yapılması…
Hıdırlık Tepesinde üzüm yarışması.
En iyi 3 üzüm üreticisine ödül verilmesi
Ve üzüm güzeli seçilmesi.
Unutmayın Eylül ayı üzüm ayıdır.
Güz mevsiminin başlangıcıdır.
Hazan ayıdır.
Yaprakların sararması…
Dahası…
Eskiçağ Anadolu’sunda…
Frig kültüründe Kyble’nin yani bereket tanrıçasının sevgili Atis tarafından öldürülmesini anlatır.
Mitolojiye konu olur.
Eylül ayı aynı zamanda…
Üstad Yahya Kemal Beyatlı’nın “Kanlıca’nın İhtiyarları” adlı şiirini bana anımsatır.
Ortaokulda Kemal Demiray’ın Türkçe ders kitabından hatırlayabildiğim kadarıyla o dizeler şöyleydi

 

Günler kısaldı… Kanlıca’nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.

Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa…
Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa…

İçtik bu nâdir içki’yi yıllarca kanmadık…
Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırâbı zor.

Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sâhile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.