Sayın Gölbek geçen hafta Her Tel’den köşesinde peşpeşe Karabük Üniversitesini tartışmaya konu yaptı.
Yazılarında ezcümle; “Karabük Üniversitesini kötülemek, yetersiz görmek/göstermeye çalışmak,kimseye bir şey kazandırmaz,tam tersi,Karabük’e çok şeyler kaybettirir.
Bu Karabük’e yapılabilecek en büyük kötülüktür …
Bir Kentin kaderi ile oynanmış olur,böyle bir şey hoş karşılanmaz…” dedi.
Amma velakin ,Bölgenin Sesi internet sitesine konu ile ilgili rumuz kullanarak yorum yapan bir okuyucu YÖK kaynaklarını kullanarak 148 Üniversite içinde Karabük Üniversitesinin başarı sıralamasını verdi.
Buna göre 148 Üniversite içinde Karabük Üniversitesi 95.sırada yer alıyor.
Batı Karadeniz Üniversiteleri içinde Zonguldak 60.,Bartın 90.Kastamonu’daki üniversite 101. sırada kendilerini gösteriyorlar.
Komşu il Çankırı’daki üniversitenin sıralaması ise 79.
YÖK’ün üniversiteler arası başarı sıralaması belli olduğuna göre o zaman bizim kendi kendimize gelin güveyi olup Karabük Üniversitesinin başarılı olup olmadığını tartışmamız bir mana ifade etmiyor.
Gerçekler ortada.
Kim ne derse desin…
Öyle değil mi?
Ama burada sizinle şunu tartışabiliriz.?
Karabük Üniversitesinin 56 bin öğrenciye sahip olması fevkalade bir durum.
Bu kadar öğrenciye hizmet verirken güçlük çekilmez mi ?
Ya da…
10 yıllık bir üniversite bu kadar öğrenciye hizmet verebilir mi?
Yeterli akademisyen var mıdır?
Öğrencilerin memnuniyeti hangi düzeydedir.?
Bunları araştırmadan , bilmeden Karabük Üniversitesi ile ilgili bir fikir yürütmek elbette olanaklı değildir.
O halde..
10 yıllık üniversiteler içinde Karabük Üniversitesinin durumunu tartışmak daha doğru olur.
Bu açıdan bakıldığında da Karabük Üniversite’sinin aynı yıl içinde açılan üniversiteler arasındaki konumunun iyi olduğu görülmektedir
Günümüzde…
Kim ne derse desin artık herhangi bir üniversiteden mezun olmak tek başına bir iş bulmak için yeterli bir meziyet oluşturmamaktadır.
Üniversiteler bölüm açarken kentin geleceğinden çok öğrencilerini düşünmek zorundadır.
Plansız ve programsız eğitim ve öğretim her yerde sorun yaratmıştır.
Bugün öğretmen adayları ve atamalar arasındaki dengesizliğe bakın.
Siz hala fen ve edebiyat fakültelerinde ısrar ediyorsanız o zaman ciddi biçimde düşünmek gerekir.
Gençlerin geleceğine ve hayallerine ipotek koyma hakkına hiçbirimiz sahip değiliz.
Tenkit edilmesi gereken husus bu olmalıdır.
Eğitim ve öğretimi, ilk ve orta öğretimden itibaren ilgi, kabiliyet ve yeteneğe göre şekillendiremiyorsanız, önemli sorunlar yaşamak zorunda kalırsınız.
Yaşamaya da devam edersiniz.
Günümüzde sınav sistemleri üzerinde sürekli gelgitler ve değişiklikler zaten bunu göstermiyor mu?
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 2017-2018 Akademik Yılı açılış konuşmasında da belirttiği gibi “eğitim ve kültür” alanında bir türlü başarı sağlayamadık.
Devletin en yetkilisi böyle bir açıklama yapıyorsa…
O zaman…
Şapkamızı önümüze koyup bu durumu esaslı olarak düşünmek zorundayız….

