Bugünlerde…
TV’lerde haberlere bakıldığında yaşananları anlamakta zorluk çekiyoruz.
Ne/neler oluyor sorusunu sormaktan kendimizi alamıyoruz.
Karşıda bir ekran var.
Çok sayıda da haber kanalı.
Bir o kadar da fikir beyan eden akademisyen ve düşünür.
Her gün yeni bir dünya inşa ediliyor.
Komple teorilerinden tutunda farklı boyutlara varan can sıkan açıklamalara kadar işin boyutu uzuyor.
Haberler kesinlikle…
Maksatlı seçilmiş.
Ortada yüzümüzü güldüren hiç bir haber yok.
Mutsuzluk çağı insanları etrafını…
Esrarengiz bir biçimde sarmış.
Dünya garip olaylara teslim edilmiş.
Hayra alamet hiçbir haber yok ortada.
Bir de…
Kavram kargaşası sarmış her yanımızı.
Bilgi kirliliği had safhada.
Kime inanacağız.!
Kim doğru söylüyor.!
Belli değil.
İyi ama biz bu dünyanın neresindeyiz.?
Tarif edilemez bir yerinde.
Tanımlayabilecek ve yer gösterebilecek olana aşk olsun.!
Her gün yeni bir gündemle uyanıyoruz.
Günlük manşetimiz belli…
Baş haber…
Koronavirüs haberleri.
Ölen sayısı
Vaka sayısı
Hasta sayısı.
Sonra..
İşsizlik…
Zamlar…
Enflasyon.
Asgari ücret tespiti
Susuzluk tehditi.
Trafik kazaları…
Akıl almaz cinayetler.
Tehditler…
Kavgalar.
Terör…
Bu durum karşısında ne yapmak gerek.?
Psikolojimiz bozulmuş durumda.
Her gün yeni bir gündemle uyanmak neredeyse kaderimiz olmuş…
Bir yerlerde tuhaflık var.
Ayağı yere basan sözleri arar olduk.
Bu arada…
Yaşadığımız koşulları kavramada yetersiz kalıyoruz.
Kafa karıştıran o kadar çok olay var ki.
Sürekli denklem kuruluyor.
Farklı çözümler öneriliyor.
Hangisi maya tutar.
Hangisi tutmaz.
Belli değil.
Biz diyoruz ki..
Bu noktada…
Akıllı olmakta yarar var.
Sorun varsa çözümde var.
Önemli olan arayışlarda makul olabilmek.
Hayata da bu minval üzere dengede bakabilmek.
Nasıl bir gelecek mi?
Hala bunu mu düşünüyorsunuz.?
O zaman bu akşam TV ekranlarında haberleri/tartışma programlarını izlemeyin.
Geleceği kendi adınıza yeniden inşa etmeye çalışın.
Farkı fark edin…!
